
Yil 2004, mevsim yaz, aylardan Temmuz. Ahiskali Türkler ABD’ye geleli bir veya iki hafta olmus. Haberlerini aliyoruz ve esimle ziyaretlerine gidiyoruz. Merak içindeyiz. “Ahiskali Türkler” deniyor ama haklarinda hiç bir ön bilgimiz yok. Türkçe biliyorlar mi? Orta Asya Türkleri mi? Dogu Türkistan Türkleri mi? Çekik gözlüler mi? Kara yagizlar mi? Yoksa eski Türkler gibi sarisin mi? Sanki onlarda geçmisimizi ariyoruz. Bu düsüncelerle yerlestirildikleri apartmanlarin önüne geliyoruz. Soruyor sorusturuyoruz. Bir bayana rastliyoruz. Selam veriyor, yanina oturuyoruz. Ismi Rahile hanim. Ilk tanistigimiz Ahiskali Türk. Esmer bir bayan. Giyinisi zarif ve kiyafeti bizim dogu illerimizdeki insanlar gibi. Konusuyoruz. Anlasmakta hiç sorun yok. Güzel bir Anadolu lehçesi var dilinde. Çok samimi, çok sicak. Sanki akrabayiz. Daha sonra diger Ahiskali bayanlar geliyor. Derken çocuklar ve beyler. Biz onlari buldugumuza onlar bizi bulduguna çok seviniyor. Rahile hanim oglunu tanistiriyor: Neriman. “Isim konusunda biraz ayrismisiz” diyorum. Sonra baska isimler duyuyorum, Elder, Serder, Bahtiye, Tiyansan, Zerafsan, Ilimsah, Mülkiye, Aybek, Alibek, Zalime, Aynura, Elmira, Nefise, Koçali, Köseli... Bizde sanki köklerimize ulasmislik hissi var. Ancak, onlarin Türkiye sevdalari ve Türkçe sevgileri, bizim belki on katimiz. Onlardan dinliyorum.
Stalin katliami
Türkiye’nin Bulgaristan elçiligini ziyaret eden bir Ahiskalinin getirdigi Çalikusu romanini herkesin siraya girerek uyumadan bir gecede okudugunu anlatiyorlar. Uydu televizyon çiktiginda, hemen Türkçelerini güncellestirmeye çalistiklarini söylüyorlar. Türk milli takiminin 2002 Dünya Kupasi’nda aldigi tarihi basariya taniklik ederken, heyecandan kalp krizi geçiren Ahiskalilardan bahsediyorlar. Çocuklarina sürgün edildikleri Ahiska kasabasinda hangi köyden olduklarini ezberletiyorlar. Hâlbuki ne çocuk, ne babasi, ne dedesi Ahiska’yi görmüs. Görenlerse su an 80 küsur yasinda olan büyük dedeler ve nineler. Ancak, o nasil bir hasret ve vatanseverliktir ki, nesilden nesile irsi hale gelmis; bugün Amerika’da dogan bebek bile anasinin karnindan “Ben Ahiskaliyim!” diye doguyor...
Ahiska Türk sinirina 12 km uzaklikta Gürcistan’a bagli bir sehir. Osmanlinin bir dogu sancagi olan bu tarihi Türk vilayeti, 1828’de Rus esaretine düsüyor ve ondan sonra karanlik bir dönem basliyor. 1944’de Gürcü asilli Stalin yüz binlerce Ahiskaliyi bir gece vagonlara doldurarak Rusya içlerine sürüyor. Ondan sonrasi ise kabus... Sovyetler Birligi’nin çöküsü sonrasi yasanan karisikliklar esnasinda bir anda ülkesiz, kimliksiz ve pasaportsuz ortada kalan Ahiskalilara en sonunda Amerika el uzatiyor ve 13 bin kisiye vatandaslik taniyor. Bu mazlum toplumla Amerika’ya ilk ayak bastiklarinda baslayan güçlü bir kader arkadasligimiz var. Mesela, bizim hissemize düsen, Osman bey ve Cemile hanimin dört kisilik ailesi bizim kardes ailemiz. 200 yildir birbirinden kopmus ama birbirlerini kaderin bir cilvesi olarak anavatanda degil de yeni dünyada bulmus akraba gibiyiz.
Yeni bir yurt arayisi
Ayrica, Ahiskalilarla Amerika’da ilk bayrami beraber yadetmek çok özel bir duyguydu. Gurbet eldeki ilk bayram namazi onlarin anavatanlarindan sürgün edilmelerinin 60. yildönümüne rastgelmisti. Ahiskalilari Rus zulmünden kurtarmak için büyük bir liderlik örnegi göstererek bütün akrabalariyla beraber ilk Amerika’ya iltica eden Tiyansan Muradoglu,”Rus Ergenokon’undan cikisin” mimaridir. Ancak Ruslar hala Amerika’ya gidenlerin çok perisanlik çektigini, açliktan öldügünü, camilerin olmadigini, Ahiskalilari hristiyanlastirdiklari propagandasini yapmaktadir. Bu yüzden, Ahiskalilar ilk bayram namazini bir Türk camisinde kilmak, onu videoya çekip, Rusya’ya göndermek istiyorlardi. “Böylece, bizler iyiyiz, Türk öz kardeslerimizle ana vatanda olmasa da Amerika’da kavustuk, burada yanliz degiliz!” mesajini göndermek istiyorlardi. Gerçekten yanliz degillerdi. Türklere ait New Jersey-Murat Camisi “ensar ve muhacir” misali Ahiskali kardeslerini bagrina basmis, onlarla hem bayramlasmis, hem de sürgün günlerini anmisti.
Tiyansan Muradoglu bey bir gorüsmemizde bir araya geleceklerini ve Amerika’da belirledikleri bir yere “yigilacaklarini” ve orayi yurt edineceklerini bildirrmisti. Bu fikir bana çok orjinal gelmisti. Bu proje hem Ahiskalilar arasindaki dayanismayi abidelestiriyor, hem de gelecekte Amerika’da silinmez bir Türk mührüne isaret ediyordu. Kiz kardesimin yasadigi Florida’ya bir ziyaretimde, bir Yunan köyünden bahsetmislerdi: Tarpon Springs. Bana çok tuhaf gelmisti. New York veya Boston’da anlarim ama Florida’da nasil olurdu bu is? Ingiliz, Alman, Fransiz köyü veya kasabasini da anlarim, ancak 10 milyonluk bir Yunanistan’in Amerika’da nasil bir köyü olurdu? Merak ettim ilk firsatta gördüm bu köyü. Megersem, Yunanlilar çok iyi sünger avcisiymis, o yüzden Florida’ya bir kaçi istekle getirilmis, onlar da zamanla köylerini tasimislar. Bugün bu Yunan Köyü Florida’da bir turist Mekkesidir. “Amerika’da bir Türk kasabasi” nerede olursa olsun, bir cazibe merkezi olabilir. Birçok sosyal hizmet, belli bir nüfus istemektedir. Amerika içerisinde dört bir yana dagilmis Türklere hizmet etmek çok zordur. Iktisatta “ölcek ekonomisi” denen bir kavram vardir. Çok az sayida kisi, birçok hizmetin maliyetini kurtarmaz.
O yüzden, Türkler yurt disinda mümkün oldugunca yakin yasarlarsa, hem okul, hem kültür merkezi, hem cami gibi ana kurumlarini kurabilir ve bunlar vesilesiyle kimliklerini belki koruyabilirler. Yoksa kaybolup gitmeleri asikârdir. Burada yogunlasmadan ve dayanismadan bahsediyorum. Yoksa, okyanus ortasinda tecrit bir ada olmak degil kastettigim. Böyle bir mahalle veya kasaba Türk kültür, mutfak ve sinaî mamüllerinin sergilendigi açik hava müzesi demektir. Dünyayi saran Çin mahalleleri gibi. Bu kasabanin idaresinde görev alan Türkler zamanla daha büyük makamlara tirmanabilirler.
Amerika’da tarihi bulusma
Dayton-Ohio’da yerlesen Ahiskali Türklerin dinamik dernek baskani Islam Sahbandarov’un bir daveti üzerine Kasim ortasinda yaptigim ziyarette gördüm ki, Amerika’da bir Türk kasabasi degilse de, bir mahallesi olusmus bile.
Ekonomik sikinti çeken Dayton sehri, Ahiskalilarin 10-20 bin dolarla ev bark edinmesine olanak saglamis. Belediye bu yogunlasmayi yakindan takip ediyor. Sanayisini Çin’e kaybetmis yarali Dayton, Ahiskalilari bir “mesih” gibi görüyor. Issiz metruk evlerin çocuk sesleriyle senlenmesinden ziyadesiyle memnunlar. Artik Amerika’da gencecik bir Türk mahallesi var.
Bu gelisme önemli bir firsattir. Amerika’daki 13 bin Ahiskali 33 eyalete dagitilmis durumdalar. Ahiskalilarin hepsi bir yere toplanamasa bile, 4-5 yerde 1-2 bin kisi cem edilebilirse, Amerika’daki gelecek birçok Türk kasabasinin temeli atilmis olur. Bölgesel yogunlasmadan kaynaklanan ekonomik ve siyasi güçle Amerika’da etkin bir Türk lobisi dogar. Dahasi, bu kasabalar Türkiye’nin ABD’nin devasa pazarina giris noktalari olabilir. Beraber çalisan tecrübeli Tiyansan Muradoglu ile genç Islam Sahbandarov gibi liderlerin önderligindeki Ahiskali Türkler Amerika’da yeni bir tarih yaziyor. Birlik ve beraberlik içerisinde, Türkiyeli Türklere örnek oluyorlar.
Kader aglarini örüyor. 200 yil önce ayrisan yollar, tekrar birlesiyor. Hem de önemli bir tarihi kavsakta...
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
