
Ekim ayinda “Amerika’da Bir Türk Kasabasi” adinda Zaman Gazetesi’nde bir makalem çikti. Bu yorum yazimda, Amerika’ya yeni iltica etmis Ahiskali kardeslerimizin bir kaç yildir dillendir-digi “Türk Kasabasi” projesini tartismistim. Çoktan beri yazmak istedigim bir konuydu. Hatta bir senedir kafamda bitirdigim, ancak vakitsizlikten bir türlü yaziya “dökemedigim” bir çalismaydi bu.
Ayni makeleyi bir ay sonra veya önce yazsam, bambaska bir ürün çikardi ortaya. Günlük bir gazetede yazanlar bilirler; yazinizin güncel olmasi beklenir. Bu makalenin zamanlamasi Türk is dünyasinin Ekim ayindaki iki önemli bulusmasi arefesine rastladi. Dolayisiyla, “Amerika’da Bir Türk Kasabasi” idealini ticari çagrisimlariyla kaleme aldim. Amacim hem Ahiskalilari Türkiye’nin gündemine tasimak, hem de bu kasaba projesiyle, iki tarafin da ortak çikarlarina isaret etmekti. Lakin, tartismanin içine para pul girince, gönülden ziyade akil agirlikli bir yazi ortaya çikiyor. Halbuki benim Ahiskali kardeslerimle dostlugum paha biçilmez bir iliski.
2004’te Amerika’ya ilk ayak bastiklarinda baslayan kader arkadasligimiz -göze gelmesin- tarihi boyutlardadir. Filmi geri sarinca insan simdi bile duygulaniyor. Yil 2004, mevsim yaz, ay ya Haziran ya Temmuz. Ahiskali kardeslerimiz ABD’ye geleli bir veya iki hafta olmus. Haberlerini aliyoruz ve esimle ziyaretlerine gidi-yoruz. Merak içindeyiz. “Ahiskali Türkler” diyorlar ama haklarinda malesef hiç bir ön bilgimiz yok. Neye benziyorlar? Türkçe biliyorlar mi? Orta Asya Türkleri mi? Dogu Türkistan Türkleri mi? Çekik gözlüler mi? Kara yagizlar mi? Yoksa eski Türkler gibi sarisin mi? Sanki onlarda geçmisimizi ariyoruz.
Bu düsüncelerle yerlestirildikleri apartmanlarin önüne geliyoruz. Soruyor sorusturuyoruz. Bize kompleksin önündeki çayiri gösteriyorlar. Oradalar diyorlar. Bir bayana rastliyoruz. Selam veriyor, yanina oturuyoruz. Ismi Rahile Hanim. Ilk tanidigimiz Ahiskali Türk. Esmer bir bayan. Giyinisi zarif ve kiyafeti bizim dogu illeri-mizdeki insanlar gibi. Konusuyoruz. Anlasmakta hiç sorun yok. Güzel bir Anadolu lehçesi var dilinde. Çok samimi çok sicak. Sanki akrabayiz. Daha sonra diger Ahiskali bayanlar geliyor. Derken çocuklar ve beyler. Biz onlari buldugumuza onlar bizi bulduguna çok seviniyor. Rahile hanim oglunu tanistiriyor: Neriman. “Isim konusunda biraz ayrismisiz” diyorum. Sonra baska isimler duyuyorum, Elder, Bahtiye, Tiyansan, Zerafsan, Ilimsah, Mülkiye, Aybek, Alibek, Zalime, Aynura, Elmira, Nefise, Koçali, Köseli…
Bizde sanki köklerimize ulasmislik hissi var. Ancak, onlarin Türkiye sevdalari ve Türkçe sevgileri, bizim belki on katimiz. Onlardan dinliyorum. Türkiye’nin Bulgaristan elçiligini ziyaret eden bir Ahiskali Türkün getirdigi Çalikusu romanini herkesin siraya girerek uyumadan bir gecede okudugunu ve ertesi günü heyecanla bekleyen bir baskasina verdiklerini anlatiyorlar.
Uydu televizyon çiktiginda, hemen Türkçelerini güncellestirmeye çalistiklarini söylüyorlar. Türk milli takiminin 2002 Dünya Kupasinda aldigi tarihi basariya taniklik ederken, heyecandan kalp krizi geçiren Ahiskalilardan bahsediyorlar.
Çocuklarina sürgün edildikleri Ahiska kasabasinda hangi köyden olduklarini ezberletiyorlar. Halbuki ne çocuk, ne babasi, ne dedesi Ahiska’yi görmüs. Görenler su an 70-80 küsur yasinda olan büyük dedeler ve neneler.
Ahiska Türk sinirina 12 km uzaklikta Gürcistan’a bagli bir kasaba. Osmanli'nin bir dogu sancagi olan bu tarihi Türk kasabasi, 1828’de Rus esaretine düsüyor ve ondan sonra karanlik bir dönem basliyor. 1944’de Gürcü asilli Stalin yüzbinlerce Ahiskaliyi bir gece vagonlara doldurarak Rusya içlerine sürüyor. Ondan sonrasi ise kabus… Ancak, o nasil hasret ve vatanseverliktir ki, nesilden nesile irsi hale gelmis; bugün Amerika’da dogan bebek bile anasinin karnindan “Ben Ahiskaliyim!” diye doguyor…
Rus Ergenokon’undan çıkış
Ahiskalilarla bir yaz günü baslayan dostluk sonra dallandi budaklandi. Philadelphia’da bulunan Osman Bey ve Cemile Hanim’in dört kisilik ailesini kardes aile seçtik. Diger Türk dostlarimiz da baska aileleri bölüstü. 200 yildir birbirinden kopmus ama birbirlerini kaderin bir cilvesi olarak anavatanda degil de yeni dünyada bulmus akrabalar gibiyiz. O yüzden, çok merakliyiz. Aramizda o kadar çok tamamlanacak sey var ki. Dile kolay. Yollar ikiye ayrilmis ve 200 yil sonra kavusmus. Ahiskalilarla Ameri-ka’da ilk bayrami beraber yadetmek çok özel bir duyguydu.
ABD’ye gelişlerinin daha bir kaç ay sonrasiydi. Bölgemizdeki Türklerle iyi organize olmus, esnafin ayarla-digi otobüslerle Philadelphia ve çevresine yerlestirilen Ahiskali soydaslari toplamis ve New Jersey’de sirin bir Türk camisinde ilk bayram namazini beraberce coskuyla eda etmistik. Gurbet ellerdeki ilk bayram namazi onlarin anavatanlarindan sürgün edilmelerinin 60. yildönümüne rastgelmisti. Hüzünle sevinci bir arada yasiyorlardi. Hatta bir tanesi söyle diyecekti: “Bu, uzun yillardir ilk defa, kari çamuru küremeden, kapali bir mekanda kildigimiz ilk bayram namazi!” Ruslar kendilerine bayram yeri için bir mekan vermediginden, onlar da bir tarlada karin çamurun üzerinde bu dini vecibelerini yerine getirirlermis.
Ahiskali ilk göçmenlerin baslarinda durusu, hal ve tavirlariyla yigit bir “hakan”lari vardi. Bu Hakan, Ahiskalilari yüzyillardir süren ama son zamanlarda dayanilmaz hale gelen Rus zulmünden kurtarmak için büyük bir liderlik örnegi göstererek bütün akrabalariyla beraber ilk Amerika’ya iltica eden Tiyansan Murad-oglu idi. Kendisi “Rus Ergenokon’undan çikisin” mimaridir. O milletine yol göstermisti ama geride kalanlarda hala bir tereddüt vardi.
Ruslar Amerika’ya gidenlerin çok perisanlik çektigini, açliktan öldügünü, camilerin olmadigini, Ahiskalilari hristiyanlastirdiklari propagandasini yayi-yordu. Bu yüzden, Ahiskali kardesler bayram namazini bir Türk camisinde kilmak, onu videoya çekip, Rusya’ya göndermek istiyorlardi. “Böylece, bizler iyiyiz, Türk öz kardeslerimizle ana vatanda olmasa da Amerika’da kavustuk, burada yanliz degiliz!” mesajini göndermek istiyorlardi. Sagolsunlar, New Jersey-Murat Cami yönetimi ve cemaati Ahiskalilari bagirlarina basmis, çok güzel bir bayram kahvaltisi hazirlamis, onlarla hem bayramlasmis, hem de sürgün günlerini anmisti.
Türkiye’den Ekim ortasi katildigim is kongresinden dönüste uçakta elime aldigim gazetede “Amerika’da Bir Türk Kasabasi” yazimi gördügümde beni en çok sevindiren sey (nasil oldu veya nereden temin ettiler bilemiyorum), yorum yazim için kullanilan Ahiskali kardeslerle ilk bayram günü çekilmis toplu resmimizdi.
Anlasilan, o günkü “ensar” ve “muhacirin” bu resmi, artik tarihe vesika olmustu…
Ohio’da Bir Türk Mahallesi
Ahiskalilarin lideri Tiyansan Muradoglu beyle 2004’te baslayan dostlugumuz bir yerde bizi dava arkadasi yapti. Kendisi su an baskanligini yaptigim Amerikan Türk Ticaret Odasi- ATCOM’-un “Türk Dünyasi Basdanismanligini” yapmaktadir. Kendisi bizi kritik anlarda hiç bir zaman yanliz birakmamistir. 2007’de ilk defa tertip ettigimiz Philadelphia Türk Festivali için New York’tan verilen folkler ekibi ve sanatçi sözleri tutulmayinca, imdadimiza Ahiskali dostlarimiz ve lideri yetisti. Gençlerden olusturdugu bir ekiple Hizir gibi ufukta belirdi. Amerika’da bir Türk kasabasi fikrini ilk kendinden duymustum. Kendi aralarinda bir araya geleceklerini ve belirledikleri bir yere “yigilacaklarini” ve orayi yurt edineceklerini dile getirmisti.
Bu fikir bana çok orjinal gelmisti. Bu proje hem Ahiskalilar arasindaki dayanismayi abidelestiriyor, hem de Amerika’da silinmez bir Türk mührüne isaret ediyordu. Kiz kardesi-min yasadigi Florida’ya bir ziyaretimde, bize yakinlardaki bir Yunan köyünden bahsetmislerdi: Tarpon Springs. Bana çok tuhaf gelmisti. New York’ta veya Boston’da anlarim ama Florida’da nasil olurdu bu is? Ingiliz, Alman, Fransiz köyü veya kasabasini da anlarim, ancak 10 milyonluk bir Yunanistan’in Amerika’da nasil bir köyü olurdu? Ilk firsatta gördüm bu köyü. Megersem, Yunanlilar çok iyi sünger avcisiymis, o yüzden Florida’ya bir kaçi getirilmis, onlar da zamanla köylerini tasimislar oraya. Bugün bu Yunan Köyü Florida’da bir turist merkezidir. Amerika’da bir Türk kasabasi nerede olursa olsun, çok büyük bir ca-zibe merkezi olabilir. Bir çok sosyal hizmet, belli bir sayi istemektedir.
Amerika içerisinde oraya buraya dagilmis Türklere hizmet etmek çok zordur. “Ölçek ekonomisi” denen bir kavram vardir. Sayi az olursa, bir çok hizmet maliyeti kurtarmaz. O yüzden, Türkler mümkün oldugunca ayni mahallelerde yasarlarsa, hem okul, hem kültür merkezi, hem cami gibi ana kurumlarini kurabilir ve bunlar vesilesiyle kimliklerini belki koruyabilirler. Yoksa, kaybolup gitmeleri asikârdir. Burada sadece yogunlasmadan ve dayanismadan bahsediyorum. Yoksa, okyanus ortasinda tecrit bir ada olmak degil hedef. Böyle bir mahalle veya kasaba Türk kültür, mutfak ve mamullerinin sergilendigi açik hava müzesi demektir. Dünyayi saran Çin mahalleleri gibi. Bu kasabanin idaresinde görev alan Türkler zamanla daha büyük makamlara tirmanabilirler. Bu yaz, Tiyansan Beyin oglunun dügününde “Islam Sahbandarov” adli dinamik bir liderle tanistim. Dayton-Ohio’da yerlesen Ahiskali Türklerin dernek baskani. Beni bir kaç defa Dayton’a davet etti. “Amerika’da Bir Türk Kasabasi” yazisi sonrasi, davet yenilendi. Kasim ortasinda nihayet yaptigim ziyarette gördüm ki, Amerika’da bir Türk kasabasi degilse de, bir mahallesi olusmus bile.
Ekonomik sikinti çeken Dayton sehri, Ahiskalilarin 10-20 bin dolarla ev bark edinmesine olanak saglamis. Belediye bu yogunlasmayi destekliyor ve yakindan takip ediyor. Sanayisini kaybetmis yarali Dayton, Ahiskalilari “mesih” gibi görüyor. issiz ve tenha evlerin çocuk sesleriyle senlenmesinden ziyadesiyle memnunlar. Rivayete göre, bini askin Ahiskali aile bir mahalleye toplanmis durumda. Bu gelisme tarihi bir firsattir. Amerika’daki Ahiskali kardeslerin toplam sayisi 13 bin civarinda. Ancak 33 eyalete dagitilmis durumdalar. Ahiskalilarin hepsi bir yere toplanamasa bile, Amerika’nin 4-5 yerinde 1-2 bin kisi cem edilebilirse, Amerika’daki gelecek Türk kasabalarinin temeli atilmis olur. Bölgesel yogunlasmadan kaynaklanan ekonomik ve siyasi güçle Amerika’da yeni ve güçlü bir Türk lobisi dogar. Beraber çalisan Tiyansan Muradoglu ve Islam Sahbandarov gibi liderlerin önderligindeki Ahiskali Türkler Amerika’da yeni bir tarih yaziyor. Birlik ve beraberlik içerisinde, Türkiye’li Türklere örnek oluyorlar.
200 yil önce ayrisan yollar, tekrar birlesiyor. Hem de önemli bir tarihi kavsakta…
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
