
Akademik çalışmalar için yaklaşık 3 yıldır Amerika’da bulunan ve çeşitli üniversitelerde tarih dersleri veren ODTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Ömer Turan, Amerikan Türk Ticaret Odası (ATCOM)’nın Cherry Hill, New Jersey’deki genel merkezinde birliğe üye işadamlarına ve vatandaşlarımıza Ermeni sorunu ile ilgili bir konferans verdi.
Toplantının ardından ATCOM Başkanı Prof. Dr. İhsan Işık, verdiği değerli bilgiler için Prof. Dr. Ömer Turan’a teşekkür ederken, ayrıca kendisini ATCOM’un ilk onursal üyesi olduğunu ilan ederek Prof. Turan’a kurumun rozetini taktı ve “ATCOM ilk onursal üyeliğini mezunu olduğum ODTÜ'den Prof. Dr. Ömer Turan hocaya layık gördü. Onursal üyelik, ATCOM’un en büyük takdir nişanıdır. Bunun bir bilim adına nasip olması büyük sevinç!” dedi.
Prof. Işık, konferansın en önemli mesajlarından birinin “Türklerin özellikle birlik ve beraberliğinin zayıfladığı anlarda, basına çok önemli sıkıntılar geldiği ve bunlardan birinin de Ermeni meseseli olduğunu” vurguladı ve Türk toplumunun birliğinin bir göstergesi olarak konferansa iştirak eden Giresunlular, Çorumlular, Türk İslam Ülkü Ocağı dernek başkanlarını ve Karaçay Türkleri, Trakyalı Türkler ve Kürt vatandaşlarımızın temsilcilerini podyuma davet etti ve “biz bir ve beraber oldukça, Türkiye’ye kimse yan bakamaz, kimse iftira edemez!” dedi.
Prof. Ömer Turan da “Türk iş adamlarının böyle güçlü bir şekilde örgütlenmesinden büyük gurur duyduğunu ve ATCOM’un geldiği aşamadan etkilendiğini ve onursal üyesi olarak her zaman ve yerde elinden gelen her türlü desteği vereceğini” dile getirdi. Prof. Turan, ayrıca lobi faaliyeti gösterecek iş adamlarına “Ermeni Sorunu Gerçekleri” adında bir el kitapçığı hazırlanması konusunda ATCOM’la beraber çalışma sözü verdi ve ATCOM’un kütüphanesine bu konularda alt yapı olması için kendi yazdığı imzalı bir kitabını hediye etti.
Prof. Turan’ın “Ermeni Sorunu: İddialar ve Gerçekler” Konferansından Özetler
O yıllarda yaşanan olayları kronolojik olarak sıralayıp zamanın şartlarına ve sebep sonuç ilişkilerine vurgu yapan Prof. Turan, “lazım olan merhamet, şevkat ve bilgi ile orta yolu bulmaktır. Biz bu toprakların insanlarıyız. Oturup kendi aramızda orta yolu bulmalıyız.” diye konuştu. Bir devlette en önemli üç unsurun güvenlik, adalet ve hürriyet olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ömer Turan, Osmanlı’nın bu üç unsura verdiği önemle 600 yıl ayakta kaldığını ifade etti. Ermenilerle bin yıllık bir beraberliğimiz olduğunu söyleyen tarihçi Turan, Osmanlı’dan önceki zamanda Ermenilerin Bizans İmparatorluğu ile İran arasında kalan beylikler halinde bir topluluk olduğunu öne sürdü. Ermenilerle ortak yemek, yaşam ve ortak dil kullandığımızı anlatan Prof. Turan, 1820 ile 1900 arasında Ermeniler için yayınlanan kaynakların çoğunun Türkçe dilinde basıldığını ifade etti.
Osmanlıda Ermenilere Millet-i Sadıka, yani güvenilir millet denildiğini hatırlatan Ömer Turan, 19. yüzyıla kadar Ermenilerle hiç bir sorun yaşanmadığını, 6 vilayette nüfus yoğunluğuna sahip Ermenilerin tüm Osmanlı topraklarında güvenli bir şekilde yaşadıklarını anlattı. 19. yüzyılda Batı Avrupa’da başlayan milliyetçilik akımının Doğu Avrupa’ya dalga dalga yayılırken başka formatlara girmesi ile dünya coğrafyasında karışıklıkların yaşandığını söyleyen Turan, Ermenilerin de bu akımdan cesaret alarak özerklik, muhtariyet ve otonomi istediğini, o zamana kadar Osmanlı topraklarında kardeşçe yaşayan Ermenilerin batılı Devletlerin çabası ile Osmanlıya karşı kışkırtıldığını anlattı.
Ermenilerin bir devlet olmasını istemeyen batılı devletlerin tek çabasının Osmanlı’yı karıştırmak olduğunu ifade eden Prof. Turan, 1890′larda Taşnak ve Hınçak silahlı örgütlerinin Osmanlı’da yaşamayan Ermeniler tarafından kurularak ihtilalci ve ayrılıkçı olayları başlattığını dile getirdi. Ayrılıkçı terör örgütü kuranların hedeflerinin topraklarımızda yaşayan Ermenilerle Osmanlı’yı birbirine saldırtarak düşmanlık tohumları saçmak istediğini söyleyen Turan, bu olaylarda Osmanlı topraklarında yaşayan çoğu Ermeninin ayrılıkçı Ermenilerin yanında yer almadığını ifade etti. Ermenilerin Rusların kışkırtması ve teşvikleri ile doğu anadoluda isyan hareketlerine başladığını ve bu saldırılardan beklenen ses çıkmayınca İstanbul’da Osmanlı Bankasına (Merkez Bankası) baskın ve Padişaha suikast düzenlediğini ifade eden Turan, ayrıca Ermeni ayrılıkçıların 1908′de İttihat ve Terakki Partisi ile işbirliğine girişerek Padişah II. Abdulhamit’in devrilmesine yardım ettiklerini söyledi.
I. Dünya savaşı zamanında Osmanlı’nın doğu cephesi çökmüşken, Batıya İngilizler ve Fransızlar dayanmışken, bunu fırsat bilip Van’da sivil Türk halkına saldırıp ortalığı yakıp yıkan Ermeni ayrılıkçıların bu vilayette 20 Nisan tarihinde yönetimi eline geçirdiğini ve şehrin altın anahtarını Ruslara verdiğini anlatan Turan, bunun üzerine 24 Nisan tarihinde Ermeni ihtilalcilerinin ileri gelenlerinin tutuklanıp Ankara ve Çankırı’ya gönderildiğini, Ermenilerin her yıl yaygara kopardıkları 24 Nisan tarihinin de buradan geldiğini dile getirdi. Van’daki devletin iki ay sürdüğünü ve idarenin yeniden ele alındığını söyleyen tarihçi Prof. Turan, Ermenilerin bu dönemde I. Dünya savaşı şartları içinde savaş olan bölgelerden savaş olmayan Suriye ve Kuzey Irak bölgelerine tehcir edildiğini, bu göç sırasında kaçınılmaz olarak kurunun yanında yaşların da yandığını ifade etti.
O tarihte Osmanlının hastalık ve savaşlarla mücadale ederken, kendi askerine erzak ve giyecek sağlayamazken, Sarıkamışta askerlerini koruyamazken mümkün olan şartlarda tehciri gerekleştirdiğini anlatan Turan, Osmanlı resmi sayımlarına göre 1.2 milyon, kendi tahminlerine göre 1.6 milyon olan Ermenilerden kayıtlara göre 550 bin kişinin Suriye ve Kuzey Irak’a, Ruslarla işbirşiği yapıp kuzey tarafına kaçan Ermenilerden de 400 bin kişinin raporlara göre Tiflis’e ulaştığını ve savaş sonrası 400 bin Ermeninin yeniden eski topraklarına yerleştiğini ifade eden Turan, kayıp sayısının Ermeniler tarafından çok fazla abartıldığını ifade etti. İstanbul’da ve İzmir’de yaşayanlar başta olmak üzere bir çok vilayette tehcire uğramayan Ermenilerin bu topraklarda yaşamaya devam ettiklerini söyleyen Prof. Ömer Turan, Ermeni milletinin tarih boyunca Ruslar, İngilizler ve Fransızlar tarafından hep kullanıldığına işaret etti.
Bu sürecin kanlı, tatsız ve acı bir süreç olduğunun altını çizen Ömer Turan, niye bu hale gelindiğinin düşünülmesi gerektiğini, lazım olanın merhamet, şevkat ve bilgi ile orta yolu bulmak olduğunu dile getirdi. Meselenin siyasallaştığına şüphe olmadığını dile getiren Turan, gerçeği bilip çocuklarımıza öğretmemiz ve komşularımıza anlatmamız gerektiğini, yoksa haksız bir şekilde bu ülkede yetişen gençliğe yanlış bilgilerin aşılanmaya devam edeceğini, bir sonraki aşamada ise sigorta şirketleri yoluyla çok daha fazla hak iddialarının gündeme geleceğini anlattı.
Haber: (American News Agency – ANA)
Fotoğraflar: Emre Gürel
