
Yeni yillar taze baslangiçlar demektir. Yeni yilda, insanlar simdiye kadar elde ettiklerini muhafazayi, elde edemediklerine ise kavusmayi arzularlar; saglik, huzur, baris, is, as gibi. 2009 bu anlamda pek de hos baslamadi.
Dünya ekonomisi 1930'lardan beri ilk defa daralma tehlikesiyle karsi karsiya. ABD, AB ve Japonya gibi birbirine entegre olmus gelismis ülkelerde ekonomik durgunluk derinlesirken, Asya'dan Afrika'ya gelismekte olan ülkelerin ekonomileri de -azalan dünya ticareti ve çöken hammadde fiyatlari nedeniyle- hizla yavaslamaktadir. Üstüne üstlük, dünyanin her zamandan daha çok moral güce ihtiyaci varken, insanlik yeni yila maalesef "ates altinda" merhaba dedi.
Beklenen kurtarici bu kez yarali...
Resmiyette, "ekonomik durgunluk (resesyon)" gayri safi milli hasilanin (GSMH) iki çeyrekte üst üste azalmasina denir. "Ekonomik çöküntü (deprasyon)" ise, GSMH'de görülen %10 düsüse veya üç sene süren ekonomik daralmalara denir. Bu anlamda, Milli Ekonomik Arastirmalar Bürosu (NBER), ABD ekonomisinin Aralik 2007'den beri durgunluk yasadigini resmen açikladi. Bu demektir ki, ABD 12 ayi askindir ekonomik durgunluk içinde. Motoru duran dünyada, ekonomik manzara 2008 son çeyreginde o kadar degisti ki, IMF 6 ayda bir hazirladigi ve en son ekim ayinda yayinladigi "Dünya Ekonomik Görünümü" raporunu geçen ay tashih etmek zorunda kaldi ve gelismis ülkelerin % 0,5 büyüme yerine, % 0,3 küçülecegine hükmetti. Böyle bir düsüs, 2. Dünya Savasi'ndan beri ilk defa bekleniyor. IMF gelismekte olan ülkelerin 2009'da % 5 büyüyecegini öngörüyor. Dünya Bankasi ise, birçok gelismekte olan ülkenin, son yillardaki hizli yükselisinin ardindaki temel güç olan dünya ticaretinin % 2,1 daralacagini tahmin etmektedir. Bu tür bir düsüs, dünya ticaretinde en son 1982'de görülmüstü.
Küresel krizin merkezi ABD olduguna göre, bu ülkedeki gelismeler tüm dünyanin 2009'daki çehresini büyük ölçüde belirleyecek. Ayrisma teorilerinin tersine, Amerika ile dünya ekonomisi arasindaki korelasyon 2000'lerde % 90'lara varmistir. 125 yildir dünya ekonomisinin % 25-30'unu ABD ekonomisi olusturmaktadir. Dünya ticaretinin % 30'u ABD ile dünya arasindadir. Dolayisiyla, dünyanin en büyük pazari ABD'dir. Tüketici harcamalari ise Amerikan toplam talebinin % 70'ini olusturur. Küresel krizin kaderi tabiri caizse Amerikan tüketicisine bagli. Bundan önce, ekonomik krizler genellikle ABD disinda olur ve güçlü Amerikan tüketicisi kriz içindeki ülkelere can simidi olurdu. Simdi ise, sorun Amerika'da ve Amerikan tüketicisi yarali. Amerikan tüketicisinin arkasindaki itici motor bankacilik sektörüydü. Hem Amerikan tüketicisinin hem de Amerikan bankalarinin bilançolari su an çok kötü durumda.
Bu krizin arkasinda tarihte simdiye kadar esi görülmemis büyük bir varlik balonu var. Amerikalilarin konutlari 2008'de 2 trilyon dolar deger kaybetti. Banka hisseleri yaklasik % 60 düsmüs durumda. Patlayan balon, bu iki kesimde de hizli bir "deleveraging/borç azaltma" egilimi baslatti. Asiri borç altindaki tüketiciler tasarruf yaparak, sermayeleri erimis bankalar ise kredileri kisarak bütçelerini denklestirmeye çalismaktadir. Bu süreç sona erene kadar dünya ekonomisi tam sagliga kavusmayacaktir. Henüz bu noktada degiliz. 2008'de 2 milyon Amerikali isinden olmus ve toplam issiz sayisi 10 milyonu asmistir. 12 milyona yakin evin degeri kredileri ödeyemeyecek noktadadir ve bunlar krizi derinlestirme potansiyeline sahiptir. Bazi uzmanlara göre, uzun dönem trendine dönmesi için ev fiyatlarinin % 40-50 düsmesi gerekir ve bu sürecin ancak su an yarisindayiz.
Ekonomik büyümeler ecelleriyle ölmezler
Peki, ABD'nin su anki durgunlugu 1929'daki gibi bir ekonomik çöküntüye dönüsür mü? Büyük Buhran yaklasik 3,5 sene sürmüs, milli gelir % 50 azalmis, fiyatlar % 25 düsmüs, issizlik % 25'e çikmis, 11 bin banka kepenk kapatmisti. Bu konuda degisik görüsler var. Ekonomik durgunluklarin ana sebebi merkez bankalarinin faizleri yükseltmeleridir. O yüzden, ekonomide klasik bir deyis vardir: Ekonomik büyümeler ecelleriyle ölmezler, merkez bankalari tarafindan katledilirler. Yalniz bugünkü durgunluk yüksek faizlerden degil; 1929 buhrani gibi, konut balonunun patlamasindan kaynaklandi. Bu anlamda bir çöküntünün esiginde olabiliriz. Ancak 1929'da devletler tecrübesizdi; FED'in para arzini kismasi, faizleri artirmasi, binlerce bankanin batmasina göz yummasi, devletin denk bütçe gütmek için harcamalari azaltip vergileri artirmasi ve cari açikla bas etmek için diger ülkelerle korumacilik ve devalüasyon savaslarina girmesi büyük hatalardi. Bu devirde, krizler artik kisa ve hafif oluyor. 1929'da kamu sektörü çok küçük, sosyal güvenlik imkanlari çok zayifti. Kriz zamanlarinda, sirketlerin tersine, kamu isten çikarma yapmiyor ve harcamalari kismiyor (hatta, "helikopter Ben" helikopterle para dagitma seçeneklerini bile degerlendiriyor). Ekonominin yavaslamasi simdi otomatik olarak gelir vergisini düsürmekte, issizlik sigortasini devreye sokmaktadir. Ayrica önceden bir evde bir tane ekmek kazanan varken, simdi birden fazla var. 1929'da ABD'de isgücüne katilim % 55'ken simdi % 70'in üzerindedir. Dolayisiyla, aileler artik tek bir motorla uçmuyor. Ayrica, bankalari himayesine alan devlet, mali paniklerin önüne geçmistir. Bunlar da, krizin süresini ve derinligini azaltiyor.
Küresel krizden çikis, küresel isbirligi ve yüksek moral istiyor. Yeni bir yil ve yeni bir ABD baskani bu anlamda bulunmaz bir firsatti. Ancak, dünyanin yeni yil arefesi maalesef kana bulandi ve 2009'a kan, gözyasi ve feryatlar içinde girdik.Ekonomik kriz, dibini bulmaya belki çok yakinken, simdi en az Obama'nin seçilisi büyüklügünde yeni olaganüstü moral gelismelere ihtiyaç var. Dünyanin agarmaya yakinken, ufkunu karartan bu "atesli" baslangiç, eger pesinde tarihî addedilecek pozitif bir gelisme dogurmazsa, makul olsun olmasin bütün dünyanin yakin vadedeki ekonomik ve sosyal kayiplarinin sorumlusu olarak algilanacaktir. Ne kadar büyük bir kumar!
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 