
Dünyada artik hiç bir sey uzakta olmuyor; küçük bir köyün alt veya üst mahallesinde oluyor. Yeryüzünün asiri fakirlige ve sefalete terkedilmis, atik madde ve sürgün yeri haline getirilmis, adaletsizligin hüküm sürdügü, terör ve vahset yuvasina dönüsmüs bölgelerinin sorunlari dönüp dolasip dünyanin en emniyetli sanilan ‘refah adalarini’ vurur hale geldi. Bazi kesimler, dogru veya yanlis, okyanuslarla çevrili, ulasilmasi zor, dolayisiyla askeri açidan en korunakli olarak bilinen Amerika’yi kalbinden vuran elim 11 Eylül terör eylemini, dünyada haksizliga ve adaletsizlige karsi biriken bir ‘hiddetin’ bosalmasi veya uzantisi olarak görmektedir.
Su an Türkiye’nin dogusunda adi konmamis bir çatisma ve sefalet var. Bu bölge prangalarini kirmadan, Türkiye’nin huzur ve refaha kavusmasi mümkün degil. Güneydogu Anadolu Bölgesi, GAP altinda on yillardir devletin askeri ve bürokratik ameliyat masasinda yatiyor olmasina ragmen, bir türlü içine düstügü ‘yoksulluk kapanindan’ kurtulamadi. Resmi istatistiklere göre, Güneydogu, Türkiye’nin maalesef hala birçok yönden en geri kalmis yöresidir. Bilimsel arastirmalar, artan refahin soguk ve sicak çatismalari önemli ölçüde azalttigini göstermektedir. Devletin simdiye kadar Güneydogu için aldigi klasik sosyo-ekonomik ve askeri önlemler, istenilen sonuçlari vermedigine göre, acaba bunlara ilaveten baska neler yapilabilir?
Büyüme modelleri
Dünyada en etkili 100 isimden biri olarak gösterilen New York Times köse yazari Thomas Friedman’a ve Birlesmis Milletler Millenium Projesi eski direktörü ünlü gelisme ekonomisti Profesör Jeffrey Sach’e göre, geri kalmis bir bölgenin gelismesi için dört faktörün bir araya gelmesi gerekiyor. 1) Dogru altyapi: Bölge halkini dünyaya bagliyacak fiziki ve sanal, örnegin otobanlar, havalimanlari, internet ve cep telefonu gibi, düzeneklerin olusturulmasi; 2) Dogru egitim: Dünyaya baglanan halkin baskalariyla isbirligi yapabilmesi, yeni fikirler gelistirebilmesi, artan rekabete ayak uydurabilmesi ve bunun için gerekli becerileri edinebilmesi; 3) Dogru yönetim: Makro-ekonomik istikrar, hukukun üstünlügü ve dünyayla bölgenin iletisimini saglikli yönetecek kaliteli bürokrasi; 4) Dogru çevre: Gelismeyi saglarken, gelecegi tehlikeye atmamak; çevreyle barisik büyüme modellerini benimsemek.
Beyin ve sermaye göçü
Güneydogu’nun son kriter hariç bütün bu alanlarda önemli sikintilari var. Bu bölgenin yollari yetersiz, havalimanlari ya yok ya yetersiz, egitim seviyesi düsük, bürokrasisi ise büyük. Güneydogu bu haliyle gözden irak gönülden uzak. Türkiye’nin en gelismis ikinci derece illeri genelde ana pazarlara yakin yörelerdir. Koceli, Bursa, Tekirdag Istanbul’un, Eskisehir, Bolu Ankara’nin, Denizli, Manisa, Aydin Izmir’in gelistirdigi uydu kentlerdir. Mardin, bölgenin yildizi Gaziantep’e yakindir, ancak Antep henüz etrafini sirtlayabilecek bir Istanbul ya da Izmir degildir. Ayrica, Güneydogu önemli beyin ve sermaye göçü vermektedir. Üniversiteye giden dönmemekte, ekonomik olarak biraz semiren bölgeyi terketmektedir. Bu yetenek ve kaynak kaçisi ilk bakista bölge için büyük bir kayip gibi gözükse de, eger gittikleri yerde basarili olmus bölge diasporasi ana yurtlarinin sorunlarinin çözümünde aktif bir rol almaya motive edilebilirse, büyük bir kazanca da dönüsebilir. Bunun dünyada örnekleri çoktur.
Bugün dünyamizin yükselen ekonomi yildizlari Çin ve Hindistan’dir. Çin son otuz senedir ekonomik büyümede rekor üzerine rekor kirmis ve büyük bir hamleyle iki sene önce Ingiltere’yi, bu sene de Almanya’yi geçerek dünyanin en büyük üçüncü ekonomisi olmayi basarmistir. Hindistan bilgi teknolojisi alaninda büyük adimlar atmis ve Amerika ve Avrupa’dan bu alanda milyarlarca dolar is ithal eder hale gelmistir. Hindistan ve Çin Amerika’da çok büyük ve etkin diasporalara sahiptir.
Gurbetçilerin etkisi...
Bugün ABD’de belli basli teknoloji ve mühendislik sirketlerinde, arastirma kurumlarinda, hastanelerde ve üniversitelerde çalisan binlerce Çinli ve Hintli vardir ve ülkeleri adina çok etkin acentelikler yapmaktadirlar. Bugün Çin ve Hindistan’a kayan her isin arkasinda su veya bu sekilde bu ülkelerin ABD’de çalisan mühendis, akademisyen ve arastirmacisi bulunmaktadir. Islerin projelendirilmesinde ve Çin ve Hindistan’da organize edilmesinde aktif rolleri vardir. Hakeza, bizim en büyük dis ticaret ortagimizin Almanya olmasi bir tesadüf degil, gurbetçilerimiz sayesindedir. Gelismeler gösteriyor ki, Hindistan, Çin ve Japonya Amerika’ya gönderdikleri beyinlerinin dönüsümünü kat be kat geri almistir. Artik, bu devirde, göç etmeye gerek bile kalmamistir; zengin ülkelere köyünden internet üzerinden is yapabilmektesin. Sehirleri pahali gelmeye baslayinca, bazi Hintli girisimciler, Bati’dan kotardiklari rutin isleri köylere tasimislardir. Artik beynin göçmesine gerek yoktur; nerede olursa olsun is dogru beyni bir türlü arayip bulmaktadir.
Güneydogu’da nüfus artis hizi (binde 21,4) ülke ortalamasinin (binde 18,3) üzerinde iken, dogurganlik hizi ortalamanin iki katidir. Dogurganlik hizinin oldukça yüksek olmasinin yaninda nüfus artis hizinin kismen düsük olmasi, bu bölgeden yogun bir göç yasandigini göstermektedir. Nerededir bu insanlarin çogu? ABD’de yasayan Mardin kökenli sosyolog Murat Özalçar’a göre, bölgenin Arap asilli vatandaslarinin çogu 1950’lerden baslayarak Adana, Mersin ve Istanbul gibi gelismis vilayetlere göç etti. Bir kismi Arap ülkelerini tercih etti; örnegin Lübnan’da 45 bin Mardin asilli göçmenin oldugu söyleniyor.
Çözüm sivil inisiyatif
Hatta, Mithat Melen’in naklettigine göre, Suriye kabinesinde Nusaybin kökenli bir bakan var. Ayni sekilde, bölgenin kültürel dokusunda önemli bir yere sahip olan Süryaniler de Özalçar’a göre yüzde 80 bölgeyi terketmis durumda. Bugün, Türkiye’de 17 bini askin Süryani’nin 15 bini Istanbul’da yasamaktadir. Süryaniler ayrica Avrupa, Avustralya ve Amerika’ya büyük göç vermislerdir. Bugün Amerika’da yaklasik 85 bin, Isveç’te 80 bin, Almanya’da 70 bin, Avustralya’da 25 bin Süryani varligindan bahsedilmektedir. Isveç’in Södert„lje sehri Avrupali Süryanilerin gayri resmi baskenti haline gelmistir. Süryani diasporasi içerisinde Türkiye’den göç edenlerin önemli bir agirligi vardir. Örnegin, Isveç’in 2004-2006 yillari arasindaki Milli Egitim Bakani (Minister for Schools) Midyat’tan göç eden Ibrahim Baylan adindaki bir Süryani vatandasimizdir. Süryaniler arasinda kuyumculuk yaygindir; Midyat ve Istanbul’da bu meslekte ünleri herkesçe bilinir. New York’a göç eden Süryaniler arasinda da bu meslek çok yaygindir. Türk Süryani diasporasiyla mesvereti olan gazetecilerden edindigim intibaa göre, bu toplulugun Türkiye’ye, özellikle de neset ettikleri Mardin’e karsi sevgileri had safhadadir.
Türkiye Güneydogu’nun ekonomik ve sosyal olarak gelismesini planlarken mutlaka bu bölgenin disaridaki elçilerini ve acentelerini göz önüne almali ve onlari çözümün bir parçasi yapmalidir. Bölge hakkinda tasarruf yillardir devletin üzerine kalmis, devlet her projenin, her açilimin sahibi olmustur. Devlet bu bölgede askeri ve ekonomik olarak o kadar aktif hale gelmistir ki, bölgede su an devletten baska neredeyse hiç bir sivil inisiyatif yoktur. Mesela, bölgede faaliyette bulunan orta ve büyük ölçekli imalat sanayi isyeri sayisi 94’tür, ancak söz konusu tesislerin büyük bir kismi devlete aittir. Adana, Konya ve Kayseri’de verdigim konferanslarda dikkatimi çeken, ekonomik sikinti içerisindeki is adamlarimizin büyük bir kisminin hep Ankara’yi sikayet etmesi ve her seyi Ankara’dan beklemesiydi. Onlara tavsiyem, kaderlerini ellerine almalari ve kendi baslarinin çaresine bakmalariydi. Mesela, her ilin kendi ‘yatirim promosyon acentesi’, ‘turizm promosyon acentesi’, ‘ihracati promosyon acentesi’ gibi kuruluslarinin olmasiydi. Bir yetiskin gibi, herkes artik kendi problemini kendisi halletmelidir.
Kalkinma ajanslari
Mesela, Almanya’da bazi sehirler avronun asiri degerlenmesinden dolayi Amerikali turistleri kaybedince, yeni müsteriler pesinde Çin’de önemli sehirlere tanitim merkezleri açtilar. Ankara’nin basinda milyonlarca vatandas, 81 vilayet, kaç bin küsur ilçe vardir. Ayrica isin içinde siyaset vardir. Hayatta geç ögrendigim en önemli sey, sikayet etmektense, inisiyatif alip kendi kaderine hükmetmektir. Simdi bakiyorum 2008’de GAP kapsaminda bölgenin bütün vilayetlerine hizmet edecek Kalkinma Ajanslari kurulmasina karar verilmis. Bu kurumlar, yine kamunun büyük vesayeti altindadir. Yine, ‘çocugun’ kendi yapmasi gereken ev ödevini, annesi ve babasi yapmaya çalismaktadir...
‘Asil vekalet teorisine’ göre, vekille asil arasinda amaçlar konusunda ciddi ayrismalar olabilmektedir. Inisiyatif, Güneydogu’nun kalkinmasi direk kendi hayatlarini etkileyecek yerel kisilerin elinde olmalidir. Memur degil amir insanlar ancak, kalici degisimler gerçeklestirebilirler. Basarisiz oldugunda degistirilemeyen insanlardan, seçilmesi halkin teveccühüne degil de, parti liderinin iki dudaginin arasina bagli kisilerden büyük gayretler ve açilimlar beklemek zordur. Bölgede sivil inisiyatif gerçek ve kalici çaredir. Bu konuda belki ticaret odalari öncü olabilir. Arkasina ekonomik nüfuzu alan bu kurumlar, yeri geldiginde valiyi, yeri geldiginde belediye baskanini sikistirip projelerin yol almasini saglayabilirler.
Mardin pilot il olsun
Sivil çözüm için, odalar yurt içi ve özellikle yurt disindan etkin diaspora üyelerini davet ederek bir istisare ve yürütme meclisi kurabilirler. Mesela, Mardin belli araliklarla diasporasiyla toplanabilir, ilin sorunlarini onlarin da sorunlari haline getirebilir, çözüm için onlarin iliski agini, gücünü, bilgisini degerlendirebilirler. Ayrica, yerel siyasi ve ekonomik kaygisi olmayan bu uzaktan insanlar vesilesiyle Ankara ve bürokrasiyi çözümlerin hizlandirilmasi için sikistirabilirler. Bölge alt yapisini, egitim seviyesini, bürokrasisini iyilestirdiginde, yurt disindan diasporanin is kaydirabilecegi bir yer haline gelebilir. Bu bölgede, sadece dil ve bilgi islem sorununu çözülebilse, zaten önemli açilimlar kendiliginden olacaktir. Devlet, sadece sahayi hazir hale getirmeli ve hakemlik görevini iyi yapmalidir. Çocuklarinin hata yapmasindan korkan ebeveynler, onlarin hürriyetlerini sinirlarlar ve onlar hakkindaki her önemli karari kendileri almak isterler. Ayni sekilde, vatandaslarinin yetisine ve ferasetine güvenmeyen bir devlet, bütün kararlari kendisi almak ve her seyi kontrol etmek ister. Bu da güdük bir toplum ve ekonomi dogurur. Güneydogu ve Mardin ebeveynine saygida kusur etmeden, artik bir yetiskin gibi davranmali ve kendi ayaklari üzerine durmalidir. Yalniz, gurbete çikan kisiler gibi, ilkönce akrabalarinin hatirini sorarak...
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
