
2008'de Amerika ve dünya ekonomisinde ne olacagi sorusu, bir yerde dolara ne olacagi sorusuyla esdegerdir. Çünkü, bir dövize talep, o ülkenin iç ve dis politikalarina verilen güvenoyudur. Döviz orani bir paranin diger bir para birimi cinsinden fiyatidir.
Herhangi bir fiyat gibi, degeri büyük ölçüde piyasalarda milyonlarca alicinin ve saticinin hareketleriyle belirlenir. Para aslinda bir araçtir; eger insanlar, bir ülkenin ekonomisine ve istikrarina güveniyorlarsa, servetlerini o ülkenin parasinda muhafaza etmek isterler ve o ülkenin aktiflerine yatirimi tercih ederler. Bu anlamda, dolara ne olacagi, gelecekte Amerika'nin ekonomisine, enflasyon beklentilerine, faiz oranlarina ve yatirim riskine ne olacagina baglidir. Dünya ticaretinin hâlâ % 30'unun Amerika ile diger ülkeler arasinda oldugunu düsünürsek, Amerikan ekonomisinin ve parasinin analizi bir yerde küresel ekonominin gelecegi ile de yakindan ilgilidir.
Ilk olarak, Amerikan ekonomisi ve dolar son zamanlarda hiç de iyi anlar yasamiyor. Ekonominin duayenleri, eski FED Baskani Alan Greenspan, eski Hazine Bakani Lawrence Summers ve Ulusal Ekonomik Arastirmalar Bürosu Baskani Martin Feldstein, 2008 yilinda Amerikan ekonomisinin gerileme olasiligini % 50-% 50 öngörmektedir. Dolar ise, 2000'den bu yana en yakin rakibi Euro'ya karsi yaklasik % 50 deger kaybetmis; 30 yildan beri ilk defa Kanada Dolari ABD Dolari ile denk hale gelmistir. Yillarca dünyanin en degersiz paralari arasinda yer alan Türk lirasi bile, yenilenmis haliyle Amerikan dolarina kafa tutmaktadir. Öyle ki, geçen sene YTL, %17,7 deger artisi ile, gelismekte olan ülke para birimleri içerisinde dolara karsi en çok yükselen para birimi unvanini almistir.
Küresel alanda Amerikan hegemonyasini kirmak isteyenler için, ekonomik sorunlar ve dolarin asiri deger kaybi tarihi bir firsat dogurmustur. Iran Devlet Baskani Mahmud Ahmedinejad, geçenlerde dolari "degersiz bir kâgit parçasi" olarak nitelemis; Iran'i ziyareti esnasinda, Venezuela Devlet Baskani Hugo Chavez "sadece dolar degil, Amerika da son günlerini yasiyor" diyerek ev sahibinin sevincine ortak olmustur. Bundan iki yil önce, Rusya Maliye Bakani Alexei Kudrin ise, dolarin asiri dalgalanmasinin ve ABD'nin dudak uçuklatan dis ticaret açiklarinin dolarin "rezerv döviz" olma statüsü hakkinda kaygilara neden oldugunu ve uluslararasi camianin buna seyirci kalamayacagini ilan etmistir. Nitekim Iran, Venezuela ve Rusya hâlihazirda petrollerini satarken Euro talep etmektedir. Hatta, Iran, Euro bir yana, Japonya'nin petrol için yen ödemesini istemektedir. Ayrica Iran, New York ve Londra petrol borsalarinin egemenligini kirmak için, Euro bazli bölgesel bir petrol borsasi fikri üzerinde çalismaktadir. ABD'nin isgali altindaki Irak'in merkez bankasi bile, rezervlerinde Amerikan Dolari'na bagimliligi azaltmayi arzu ettigini bildirmistir. Bir zamanlar "âlemin krali" olan yesil banknot, tarihte belki de hiç bu kadar asagilanmamis ve egemenligine hiç bu kadar saldiriyla karsi karsiya kalmamistir.
ABD'nin zayif dolar stratejisi
Dolar, geçen yüzyil sterlinin tahtina oturarak rezerv para statüsünü almisti. Bu, çok ayricalikli bir statüdür. Rezerv para küresel ticarette önemli mallarin, (mesela petrol, altin, bakir, kahve ve enerji) fiyatlandirildigi para birimidir. Merkez bankalari, rezerv paralari döviz krizlerine karsi koymak, ani sermaye kaçislariyla mücadele etmek ve ihracat rekabetlerini artirmak için kullanmaktadirlar. Ihraç eden ülkenin ekonomik gücü ne olursa olsun, uluslararasi ticarette kullanildigi için rezerv paraya devamli talep vardir. Tedavülde olan dolarlarin üçte ikisinin disarida olmasi, Amerika'nin yazdigi çeklerin çogunun hiçbir zaman nakde çevrilmemesi demektir. Bunun da, Amerika'nin dis ticaret açiginin gayri safi milli hasilasinin % 7'sine kadar çikmasinda büyük payi vardir. Eger bir baska ülke, mesela Arjantin veya Endonezya, milli gelirinin % 5'i kadar bir dis ticaret açigina muhatap olsaydi, o ülke çok büyük devalüasyonlara ya da döviz krizlerine maruz kalirdi. Bu tür durumlarda, genellikle IMF o ülkeye müdahale eder ve kurtarma operasyonlari düzenlerdi. ABD'nin yabanci döviz biriktirmesine neden yoktur; çünkü ithal ettigi ürünler için dolar ödemektedir. Yabancilar kazandiklari dolarlari tekrar ABD piyasalarina yatirarak dolar faizlerini düsürmekte ve Amerikalilarin satin alma istahlarini canli tutmaktadir. Amerika böylece "mutlak tüketici" olma keyfini sürmektedir.
Bush yönetimi dolarin kademeli düsmesinden yana bir tavir göstermektedir; zira simdiye kadar laftan öte, dolari desteklemek için hiçbir girisimde bulunmamislardir. Hatta, Amerikan mercileri, geçen hafta dolarin Euro ve yene karsi önemli ölçüde deger kaybedisini ekonomiye faydasi olur umuduyla memnuniyetle karsilamislardir. Öyle anlasiliyor ki, Amerika, astronomik dis ticaret açigini kapatmak için, kolay yolu seçmekte ve dolarin düsüsünden medet ummaktadir. Zayif dolar, ithalati frenlemekte ve ihracati tesvik etmektedir. Yaz 2007'de, Amerikan ihracati iki haneli oranlarda büyüme göstermistir. Gerçekten de, dolarin hizli düsüsü son aylarda dis ticaret açiginin önemli ölçüde daralmasini saglamistir (açik, milli gelirin % 5,5'ine kadar gerilemistir). Dünya ekonomisi eger önemli bir daralma göstermez ise, zayif dolarin ve yavaslamasi beklenen Amerikan ekonomisinin, Amerika'nin dis ticaret açigini daha da daraltmasi beklenmektedir. Bu da küresel dengesizliklerin en önemli unsurlarindan birisinin izale edilmesi demektir.
Yeryüzünün en borçlu ülkesi olan Amerika, dolarin düsüsüyle borçlarini iskontolu ödemektedir. Ellerinde önemli miktarda dolar bulunduran Çinliler, Japonlar, Araplar ve Avrupalilar, alim gücü açisindan bugün daha fakirdirler. Amerika, asiri dolar basarak, cari açigini azdirarak, borçlarini sulandirarak, çok tehlikeli bir oyun oynamaktadir. Geçmiste rezerv para statüsünü kaybeden ülkelerin birçogu bu tuzaklara düsmüstür. 1970'li yillarin ABD hazine bakani John Connaly, dolarin olumsuz gidisati konusunda sikâyetçi olan Avrupalilara, "Dolar bizim paramiz olabilir; ama sizin sorununuz." demistir. Amerika dolar konusunda simdilerde de pek umursamaz gözükmektedir. Yalniz zaman degismistir. O yillarda, dolarin tartismasiz tekeli vardi. Simdi ise, dolara alternatif olabilecek baska para birimleri vardir: Euro ve yen. 1999'da dünya yabanci para rezervleri stokunun % 17'sini olusturan Euro, simdi % 25 paya sahiptir. 1,4 trilyon dolarla en fazla dolar rezervine sahip olan Çin'in, zayiflayan dolar karsisinda ne yapacagi merak konusudur. Ayni sekilde, dolarin varil basina 100 dolara varmasiyla, müthis bir gelir patlamasi yasayan OPEC ülkelerinin de ne yapacaklari çok önemlidir. Çin, gayri resmî ve Arap ülkeleri ise resmî olarak para birimlerini dolara sabitlemislerdir. Ekonomileri ihracata bagli bu ülkeler için, para birimlerinin asiri degerlenmemesi hayatidir. Bir paranin deger kaybetmesi, digerinin deger kazanmasi demektir. Dolarin degeri düserken, kendi paralarinin deger kazanmamasi için bu ülkelerin para basarak dolar satin almalari gerekmektedir. Bu operasyonlar da, bu ülkelerde enflasyonu körüklemektedir. 2003'e kadar % 3 dolayinda seyreden enflasyon, simdi bazi Arap ülkelerinde iki haneli rakamlara ulasmistir. Çin'de enflasyonun hizli tirmanisi sürmektedir. Bu ülkeler için paralarini dolara endeksli tutmalari günden güne zorlasmaktadir. Kuveyt halihazirda dolar endeksinden, daha genis yelpazeli bir endekse geçtigini duyurmustur. Çin ve Suudi Arabistan gibi kilit ülkelerin dolara karsi alacagi olumsuz bir tavrin, panik satislara neden olacagi ve dolarin geri dönülmez bir itibar kaybina ugrayacagi öngörülmektedir. Kisa dönemde etkin bir alternatifi olmadigi ve dolarin asiri düsmesinin birçok ülkenin isine gelmeyecegi için, dolarin rezerv para statüsünü kolay kolay yitirmeyecegini tahmin ediyorum.
Bir kere, giriste belirttigimiz gibi, bir paranin degeri halihazirdaki olaylardan geçici olarak etkilense de, esas, gelecegi ile ilgili uzun dönemli beklentiler bir paranin degerinde daimi degisikliklere neden olur. Para herhangi bir ticari varliga benzer. Mesela, kötü hava sartlari dolayisiyla meydana gelen bir donma, Malatya kayisisinin fiyatlarini bir anda tirmandirabilir. Ama, bu arizi olayin kayisi bahçelerinin fiyatlarinda pek bir degisiklik yapmasi beklenmez. Çünkü kayisi bahçelerinin degeri, kayisiya olan talep ve arzin uzun dönemde ne olacagina dair tahminlere dayanir. Bir paranin daimi degeri de iyi bir servet depolama özelligine ve iyi bir akiskan olup olmadigina baglidir. Akiskanlik, bir paranin diger paralara ve varliklara kolay bir sekilde dönüstürülebilmesiyle yakindan ilgilidir. Dolarin su an servet saklama özelliginde birtakim sorunlar olsa da, uzun dönemli Amerikan tahvillerinin getirilerinin geçen hafta % 3'ün altina düsmesi, piyasalarin bunun geçici oldugunu düsündügüne isaret etmektedir. Bu da demektir ki, piyasalar enflasyon konusunda rahattirlar; diger bir ifadeyle, dolarin deger saklama araci olmasi konusunda uzun dönemde bir sorun beklememektedirler. Son günlerde, petrol, yiyecek, altin ve enerji fiyatlarinin artis seyri göstermesine ragmen, Amerika'da sorunlu ev piyasalari, kredi dar bogazi ve tüketici güveninin zedelenmesi yüzünden, ekonomik durgunluk beklentisi agir basmakta ve enflasyon kaygisi önemini yitirmektedir. ABD Merkez Bankasi FED'in yazdan beri üç defa faizleri indirmesi ve gelecekte de en az bir veya iki defa daha faizleri indirmesinin beklenmesi, 2008 yilinda enflasyon beklentilerinin düsük ve ikincil planda oldugunu göstermektedir.
Türkiye dikkatli ve hazirlikli olmali
Euro daha rüstünü ispat etmemis bir para birimidir. Öyle bir defasinda kus vurmayla keskin nisanci olunamayacagi gibi, birkaç yillik performansla da rezerv para statüsü kazanilmaz. Ayrica, bir paranin degeri, o ülkenin istikrari, askerî ve politik gücüyle de yakindan ilgilidir. ABD'nin birkaç asirlik içeride birlik tecrübesi, disarida da süper devlet olma tecrübesi vardir. AB ise sorunlu bir aileyi andirmaktadir. Bu yüzden gelecegi hâlâ kuskuludur. Anayasasi iki üye ülke tarafindan reddedilmistir. Daha geçen sene, Italya para birliginden çikip çikmama tereddüdünü yasamistir. Ingiltere para birligine girmemekte hâlâ direnmektedir. Fransa ve Italya zayif Euro'dan, Almanya ve Hollanda ise güçlü Euro'dan yana politika yapmaktadir. Dolara saldiri ilk degildir. Tarihte ne zaman dolar deger kaybina ugramissa, rezerv para statüsü sorgulanmistir. 1977-79, 1985-88 ve 1993-95 tarihlerinde de dolar zor anlar yasamis ve birçok ülkenin rezervlerini baska para birimlerine dönüstürecegi tahmin edilmistir. Yalniz dolar her defasinda bu badireleri atlatmistir. Tahminimiz bu kez de öyle olacaktir. Amerikan ekonomisi, kuskusuz 2008'de ekonomik depresyonun esiginde zor anlar yasayacaktir. Yalniz, ucuz dolar, FED'in faiz indirimleri, artan ihracat, Çin'in artan enflasyon kaygisiyla yuanin degerlenmesine tedricen izin vermesi, bunu takiben Amerikan ithalatinin azalmasi ve ticaret açiginda daralma olmasi, diger ülkelerin Amerikan ekonomisine bagliliginin azalmasi, kredi krizinin henüz ev piyasasi disindaki sektörlere yansimamis olmasi gibi faktörlerden dolayi, Amerika ekonomisi gerileme yerine mütevazi bir büyüme de yasayabilir. Euro'nun güçleniyor olmasi ve rezerv para adayi olmasi da, dolari ve sahiplerini bir sekilde disipline edecektir. 2008'de Amerikan seçimlerini bir Demokrat adayin kazanmasi beklenmektedir. Ister Hillary Clinton kazansin, isterse -uzak bir ihtimalle- Barack Obama, yeni bir liderle Amerika pozitif bir rüzgâr yakalayacaktir. Buna paralel olarak, eger rasyonel dis politikalar izlerse, ABD yipranmis uluslararasi itibarini da geri elde edecektir. Dünya, yükselen Çin ve Rusya tehdidine karsilik, ne Amerika'yi ne de parasini zayi etmeye hazir degildir. Bütün sorunlarina ragmen, yesil kral daha uzun zaman bu âleme hükmedecektir.
Türkiye, 2002'den beri gözlemlenen hizli ekonomik büyümenin getirdigi, büyük bir dis ticaret açigi yasamakta. Simdiye kadar AB süreci ve ekonomik ve politik istikrar, yabanci sermaye girislerini rekor seviyede artirmis ve dis ticaret açigini da finanse etmeye yardim etmistir. Bunun sürdürülebilir olmasi kuskuludur ve ülkeyi küresel ekonomik soklara karsi açik hale getirmektedir. 2008 yilinda AB müzakerelerinde bir tikanma olmasa da yavaslama beklenmektedir. Son yillarda, ekonominin motorlarindan ihracat da küresel durgunluk olasiligiyla yavaslama tehlikesi altindadir. Bu da, diger gelismekte olan ülkelerde oldugu gibi, YTL üzerinde asagi dogru bir baski yapabilir. 2007 yilinin en iyi tahmincilerinden Dresdner Kleinwort sirketi, YTL'nin dolar karsisinda 2008 yilinda % 8,5 deger kaybi yasayacagini öngörmektedir.
Economist Intelligence Unit adli Ingiliz sirketinin dünya çapinda sirket müdürleri üzerinde yaptigi en son ankete göre, dis yatirim kararlarinda, politik riskin agirliginin, özellikle gelismekte olan ülkeler için, kritik sekilde arttigi görülmüstür. Hukuk düzeni de politik riskin tanimi içindedir. Bu da, Eser Karakas'in geçen hafta yorum kösesinde 2008 için yaptigi öngörüyü hakli çikarmaktadir. Dis sermaye, "küresel belirsizliklerin artma ihtimali yüksek bir senede hukuk devleti prensiplerinin en güvenilir oldugu, ama ayni zamanda firsatlarin da çok oldugu ülkeleri tercih edeceklerdir". Ancak iyi bir altyapi, çok iyi egitilmis bir isgücü, dünya standartlarinda is mevzuati, güçlü bir demokratik ve hukukî sistem, çevresiyle baris içinde istikrar politikalari ve iyi bir uluslararasi imajla ülke olarak kalkinabilir ve spekülatörlerin degil de uzun dönemli dürüst dis yatirimcilarin ragbet ettigi bir ülke haline gelebiliriz. Dürüst ve saglam olan bir adamin akçesi de, dostlari da, cebine giren para da saglam olur!
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
