
YAKLASIK 60 yil önce uluslararasi rezerv para olma özelligini Ingiliz sterlininden devralan Amerikan dolari, son günlerde çok zor anlar yasiyor.
1999’dan beri avroya karsi yaklasik yüzde 50, 1980’den ise beri ise Isviçre frankina karsi yüzde 21 ve Japon yenine karsi da yüzde 54 deger kaybeden yesil kralin tahti sallaniyor. Çocuk yasindaki yeni Türk lirasi bile Amerikan dolarina meydanokumaya basladi.
Dünya ticaretinin yüzde 30’u Amerika ile diger ülkeler arasindadir ve merkez bankalarinin toplam rezervlerinin yaklasik yüzde 70’i dolar cinsindedir. En yakin rakibi avro ise döviz rezervlerinin yüzde 25’ini olusturur. Uluslararasi ticaretin en önemli kalemleri, petrol, bakir, kahve, enerji..., dolar üzerinden alinir satilir. Hemen hemen her ülkede dolar, Coca Cola ile beraber en taninan Amerikan markasidir.
Bir çok yetkili, dolarin sonunun geldigini düsünüyor ve simdiden yerine çesitli adaylar öneriyor. En önemli rakip olarak genç avro gösteriliyor. Ayrica, uzun zamandan beri güvenirliligini ispat etmis olan Japon yeni ve Isviçre frangi da tahtin yeni adaylari arasinda. Bazi iyimserlere göre ise, son yillarda mucizevî sekilde hizla büyüyen Çin’in para birimi yuan uluslararasi para piyasalarinin yeni kral adayi.
Amerikan ekonomisi çok zor günlerden geçiyor. Konut piyasasinda beliren balonun patlamasiyla, ekonominin krize girecegi beklenmektedir. Asiri riskli konut kredileri birçok bankanin sermayesini eritme noktasina getirmis durumda. Saray kapisina dayanan yeniçerileri yatistirmak için sadrazam ve vezir kellelerinin feda edilmesi gibi, finans dünyasinin devleri Citibank ve Merrill Lynch de kizgin yatirimcilari ve piyasalari, milyarlarca dolar kayba karsilik genel müdürlerini ‘idam ederek’ yatistirmaya çalismistir.
Borcu gelirinden fazla
Bugün 3 milyon Amerikali, evlerde asiri fiyat düsüsü ve artan konut kredisi faizleri dolayisiyla evlerini kaybetmekle karsi karsiyadir. En önemli servetlerinin asiri deger erozyonu, tüketicilerin harcama egilimlerini azaltmakta ve ekonomi hizla yavaslamaktadir. Bir tüketici toplumu olan Amerika’da, bireyler ‘ak akçe kara gün içindir’ dersini de bilmediklerinden, kötü günler için tasarruflari da yoktur. Bugün Amerikalilarin toplam borçlari gelirlerinin kat kat üstündedir. Asiri artan petrol ve enerji fiyatlari da isin tuzu biberi olmaktadir.
Milli gelirin yüzde 7’sine kadar çikan dis ticaret açigi da alarm vermekte, Amerika disariya devamli net dolar ihraç etmektedir. Para arzinin hizla artisinin, dolari çoktan pul degerine indirmesi gerekirdi. Ancak özellikle Çin ve Japonya gibi ekonomileri ihracata dayali ülkeler güçlü dolari tercih etmektedirler. Güçlü dolar demek, Amerikalilarin daha çok disaridan mal alabilmeleri demektir. Bu yüzden bu ülkeler, yillardir yüksek miktarda dolar satin alarak, hep dolari desteklemislerdir.
Amerikan Merkez Bankasi muhtemel bir ekonomik durgunlugu önlemek için son dört ayda faizleri iki defa düsürmüstür bu politikayi devam ettirmesi beklenmektedir. Faizlerin düsmesi dolarin getirisinin düsmesi demektir. Bu da uluslararasi yatirimcilarin baska alternatifler aramasina yol açmaktadir.
Ekonomik duraganligin 2010’lara kadar sürmesinin beklenmesi, dolar için hiç de iyi bir haber degildir. Bütün bu sartlar çerçevesinde, dolar uluslararasi para birimi olma özelligini sürdürebilecek midir? Kanaatimizce her seye ragmen dolar daha uzun süre ‘alemlerin krali’ olmaya devam edecektir. Bir defa bu alanda kral olmak öyle kolay degildir. Küresel rezerv para olmak için ilk önce büyük ve açik bir ekonomi, çok gelismis ve likiditesi bol mali piyasalar, konvertibl ve herkes tarafindan kabul gören, uluslararasi ticarette büyük islemleri çeviren bir para birimi olmak gerekmektedir.
Ayrica, siyasi istikrar, uzun geçmisli sürekli ekonomik büyüme rekoru ve küresel olarak önem arz etme gibi hasletler de rezerv para olmanin ön kosullardan bazilaridir.
Bu sartlarda, dolar rakiplerinin rezerv para olma potansiyellerini tek tek gözden geçirelim. Önceden de söyledigimiz gibi dolara en önemli rakip olarak avro gösterilmektedir. Avrupa ekonomisi nerdeyse Amerika ekonomisi büyüklügündedir. Piyasalari gelismis ve derindir. Parasi konvertibl ve saygindir.
En güçlü aday avro
Ancak bütün bu olumlu özelliklere ragmen kötü haber, Avrupa’nin politik ve ekonomik istikrardan yoksun olmasidir. Avrupa sorunlu bir aileyi andirmaktadir. Anayasasinin gelecegi meçhuldür. Iki önemli üye ülkesi, teklif edilen anayasayi referandumla reddetmistir. Irak savasi göstermistir ki Avrupa içerisinde tek seslilik yoktur. Anayasayi kabul etmeyerek, güçlü bir para birimini destekleyecek tam zamanli Avrupa devlet baskani, tek disisleri bakani ve güçlü yeni kurumlara sahip olma sansini tehlikeye sokmustur. Daha yeni, 2010 yilina kadar Avrupa’yi küresel rekabet sartlarina hazir edecek yol haritasini öneren Lizbon ajandasi, politik ihtilaftan dolayi rafa kaldirilmistir. Ayrica, Ingiltere gibi önemli bir küresel oyuncunun da, bir türlü avro takimina alinamamasi önemli bir handikaptir. Avro, rezerv paranin diger bir ön sarti olan askerî ve politik güçten de yoksundur.
Japon yenine gelince, sartlar yine yetersiz gözüküyor. Japonya daha çok iç meselelere odaklanmis bir ülke olup elitlerinin küresel hirslari yoktur. Ekonomisi de 1990’lardan beri hálá belini dogrultamamistir. Ayrica, ekonomisi daha çok ihracata dayali oldugu için Japonya, para biriminin zayif olmasindan çok da sikáyetçi degildir. Hálá Japon ticaretinin önemli bir kismi dolar üzerinden yapilmaktadir. Japonya’nin, uluslararasi kabul konusunda da büyük sikintisi vardir. Bölgesel olarak Çin ve Kore dahil bir çok tarihi düsmana sahiptir. Bu yüzden dolarin tahtina oturmasi çok zordur. Isviçre frankina gelince, bu para birimi gerçekten de rüstünü ispat etmis bir para birimidir. Ancak küçük bir ekonomi olmasi, banka sisteminin kara bir kutuyu andirmasi, dünya sahnesinde politik ve ekonomik güçten yoksun olmasi Isviçre frankinin en büyük eksiklikleridir.
ABD aklini basina almali
Bazilari avro olmasa bile Çin yuanini dolarin tahtina yakistirmaktadir. Bu da çok olasi gözükmüyor. Bir kere Çin’in ekonomisi tamamen ihracata dayalidir ve bu güçlü degil zayif bir yuani gerektirir. Ayrica, Çin’de sermaye akislari siki kontrol altindadir ve yuan konvertibl degildir. Buna ilaveten bankacilik sistemi kirilgandir ve büyük düzenleme istemektedir.
Çin 1.5 trilyonu bulan dolar rezervi ile Amerikan dolarina en çok yatirim yapan ülkedir. Dolarin zarara ugramasi en çok Çin’e zarar verecektir. Ayrica, dünyanin ikinci büyük ekonomisi olan Japonya ile de tarihten gelen çok önemli sorunlari vardir. Bir de, Çin hálá yükselen bir ülkedir. Ekonomik ve siyasi olarak Amerikan standartlarina ulasmasi için, Amerika’nin gelecekte hep yanlis yapmasi ve Çin’in de hep dogru yapmasi gerekir.
Amerika simdiye kadar çok yanlis yapti. Ancak, Avrupa’nin artan tehdidi ve Çin ejderhasinin alevlerini ensesinde hissetmesiyle çok yakinda hizaya gelip çok önemli bir ev temizligi yapacaktir. Bazen kralin tahtinin sallanmasi iyidir. Elde bulunan nimetler ancak tehlikeye girince anlasilir. Amerika, dolarin kiymetini hiç bu kadar tehlikeye atmamisti. Piyasalar sadece, dolara ders vermeye çalisiyor. Kabadayilik yapmayip durumdan ders çikarirsa dolar tahtina sahip çikabilir.
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
