
Dünyada taslar yerinden oynayacak15 Eylül, ABD'nin dördüncü büyük yatirim bankasi Lehman'in batis yildönümüdür. O andan itibaren, küresel kriz baska bir faza geçmisti.
Dünyada taslar yerinden oynayacak 15 Eylül, ABD'nin dördüncü büyük yatirim bankasi Lehman'in batis yildönümüdür. O andan itibaren, küresel kriz baska bir faza geçmisti.
Krizler aslinda dengelerin bozuldugu, yeni dengelerin olustugu tarihi süreçlerdir. Bu tür kirilmalar, tünelin girisindeki resimle, çikisindaki resmin geceyle gündüz kadar ayrisabildigi; böyle bir türbülansa 'dev' olarak girenlerin 'cüce', 'cüce' olarak girenlerin ise 'dev' olarak çikabildigi olaganüstü hallerdir. Büyük savaslar, büyük felaketler ve büyük krizler, "yeni bir dünyanin kuruldugu ve birilerinin de orada [bas kösede] yer aldigi" tarihi degisim anlaridir. Eski FED baskani Greenspan tarafindan, "Böylesi ancak yüzyilda bir görülür." diye nitelenen, siddeti itibariyla 1929-33 Buhrani'na benzetilen kriz sonrasi dünya acaba nasil sekillenecek? Lehman'dan bir yil sonra, çikis emarelerinin ufukta seyrettigi kriz sonrasi dünyayi iyi tahlil etmek, bölgesel güç olma yolunda önemli mesafeler alan Türkiye için büyük bir önem arz etmektedir.
Amerika Birlesik Devletleri su anki tahtina krizler sonrasi oturmustu. 19. yüzyil sonlarinda, ABD dünyada esamesi okunmayan uzakta ve yalniz bir ülkeydi. Iç sikintilari Amerika'yi uzun bir süre küresel güç olmaktan alikoymustu. O zamanlar Ingilizler hâlâ dünyanin lideriydi. 1890'da, Amerika eski efendisini ekonomik olarak yakalamisti, ama hâlâ askerî ve diplomatik açidan ikinci sinif bir ülkeydi. Askerî gücü Yunanistan'in bile gerisinde, dünyada ancak 14. siradaydi. ABD, o zaman ekonomik güç olarak Italya'nin 13 katiysa da, donanmasi çizmenin sadece 8'de 1'i kadardi. Uluslararasi kongrelerde gözükmez, diplomatlari küresel meselelerde 'küçük oyuncular' olarak görülürdü. ABD içinde Washington küçük, yerel ve etkisiz bir kasabaydi; yönetimi sinirli bir güce sahip, baskanligi neredeyse sembolik ve ehemmiyetsizdi. Amerikan yönetiminin içeride ve disarida itibar kazanmasi için, uzun yillarin geçmesi, önemli iç degisikliklerin olmasi ve derin uluslararasi krizlerin çikmasi gerekiyordu. Ancak yeryüzünün gördügü en büyük ekonomik buhran ve iki dünya savasindan sonra, Amerikan federal yönetimi disarida ve içeride nüfuzunu artirabilmis ve otoritesini tesis edebilmisti.
Tarihi bakimdan, ABD (askerî ve ekonomik) küresel krizlerin bir ürünüdür. O zaman, su anki küresel kriz acaba dengeleri degistirip, Amerika'yi tahtindan edebilir ve yeni bir dünya lider(ler)i dogurabilir mi? Princeton Üniversitesi Ögretim Üyesi John Ikenbery'e göre, "2. Dünya Savasi'na müteakip tesis edilen yeni dünya düzeni, küresel ticaretin genislemesine, yeni güçlerin [barisçil] çikisina, isbirligi ve ihtilaf çözümüne müsaade etmektedir. Nükleer dünyada, herhangi bir ülkenin, küresel dengeleri degistirmek, rakiplerine üstünlük saglamak için askerî maceralara girismesi intihardan farksizdir. Dolayisiyla, modern dünya düzeni, katilimi çok kolay, ters yüz edilmesi ise çok zor bir sistemdir". Öyle görünüyor ki, bugünkü yerlesik düzende, yükselmek 'kaba güçle' degil, ancak 'yumusak güçle' mümkündür. Hatirlanirsa, geçen asir Almanya ve Japonya'nin yükselis denemeleri, yerlesik düzene meydan okuma seklinde olmus, kendilerine ve dünyaya çok pahaliya mal olmustu.
Geçen sene Pasifik Ülkeleriyle Sosyal ve Iktisadi Dayanisma Dernegi'nin (PASIAD) düzenledigi bir iftarda, Vietnam'in Türkiye elçisi, 19. asrin bir 'Avrupa Çagi', 20. asrin bir 'Amerikan Çagi' oldugunu, 21. asrin ise bir 'Asya Çagi' olacagini iddia etmisti. Asya'da son yillarda gerçekten büyük kipirdanma var. Birçoklarina göre, yeni küresel güç adayi Çin'dir. Mevcut konjonktürü (simdilik sorgulamayan ama) çok iyi okuyan aday Çin, uzun bir müddettir 'barisçil yükselis' adini verdigi bir politika gütmektedir. Kimseyle kötü olmak istememekte, bütün enerjisini ekonomik büyümeye vermektedir. Çin'in mallarini satabilmesi ve büyük bir ekonomik güç olabilmesi için büyük pazarlara ve yüksek teknolojiye ihtiyaci vardir. O yüzden, Tayvan meselesi hariç, ABD ve Avrupa'yla ters düsmekten kaçinmaktadir. Hatta, kimilerine göre Çin daha düne kadar münferit bir dis politika sahibi bile degildi. BM Güvenlik Konseyi'nde veto sahibi bir ülke olmasina ragmen, bu kapitalini yillardir ABD'nin hizmetinde kullanmis; ayristigi konularda bile, ancak çekimser kalmistir. Çin'in strateji uzmanlari, devletin 'barisçil yükselis' parolasindaki 'yükselis' kelimesinin bile egemen güçleri rencide edebilecegi ve bir tehdit unsuru olarak algilanabilecegi düsüncesiyle, Singapur'un efsanevi lideri Lee Kuan Yew'in tavsiyesiyle, artik 'yeni rönesans' veya 'barisçil kalkinma' terimlerini kullanmaktadir. Çin, halkini 'harmonik büyüme' konusunda bilinçlendirmek için, 2007'de 12 dizilik 'Büyük Milletlerin Yükselisi' adli TV programi hazirlamistir. Osmanli'dan ABD'ye 9 büyük gücün tarih sahnesine çikis öyküsünü isleyen bu dizilerde Çin'in çikardigi ders, militarist, emperyal ve saldirgan girisimlerin bir çikmaz sokak oldugu ve küresel güce giden yolun 'imparatorluktan' degil, 'pazarlardan' geçtigidir.
Küresel krizden sonrasini degerlendirmeye yarin da devam edecegiz.
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 