
Temmuz basi açiklanan ekonomik veriler küresel krizin dibe vurdugunu göstermektedir. Anlasilan, küresel durgunluk artik ivmesini kaybetti. Birçok kisi bunu sevinçle karsilamakta. Aslinda, sevinmek için birçok sebep var. 9 aydir, küresel sanayi üretimi ve dünya ticareti Ikinci Dünya Savasi sonrasi en durgun dönemini yasamaktaydi.
Ancak, uzun zamandir herkesin iflahini kesen ‘küresel tüketici grevi’ sona erme isaretleri göstermektedir. Birçok kisi kutlamaya hazirlanirken, bazilari buruk bir sevinç yasamaktadir. Borsalarda ve ekonomide görünen düzelme emareleri, finansal reform sansini baltalamaktadir. Isler iyi giderken veya normal zamanlarda kimsenin ‘vaaz dinlemeye’ sabri yoktur. Bunu Ingiltere Merkez Bankasi Baskani Mervyn King çok güzel ifade etmektedir: ‘Merkez Bankasi kendini bazen bir kilise gibi hissetmektedir. Cemaat, dügün ve ölüm merasimlerini hiç kaçirmazken, vaaz ve nasihate kalan pek yoktur’.
Bu yüzden zaten, dünyadaki çok önemli köklü degismeler hep önemli krizler veya savaslar sonrasi olmustur. Kriz sonrasi dönemler bulunmaz degisim firsatlaridir. Halihazirda Amerika’dan, Avrupa Birligi’ne, oradan Ingiltere’ye önemli reform çalismalari sürmektedir. Lakin su siralar borsalarda ve ekonomilerde görülen kipirdanma isaretleri, statüko taraftarlarinin yelkenini sisirmekte, reformcularin sesini ise kismaktadir
Amerika ve Avrupa’nin basini en çok agritan bazi banka ve finansal kurumlarin tüm sistemi tehdit edecek kadar devasa büyümesidir. Hatta Izlanda’da yasanan vakada görüldügü gibi, bazi bankalar bir devleti iflas ettirecek kadar büyümüstür. Yine, Lehman Brothers ve AIG’nin sorunlari, yeryüzünün en devasa ekonomisi Amerika’yi tus etmese de oldukça hirpalamistir. Bu tür büyük ve iliski agi çok genis bankalar özel takip istemektedir.
Kriz ‘gri bölge’de pisti
Ancak, finansal kurumlarin yapisi çok karmasiklasmis, banka ve diger mali kurumlar arasindaki ayrim yok olmaya baslamistir. Lehman Brothers bir yatirim firmasi ve AIG bir sigorta firmasi statüsünde oldugu için, FED’in direk alanina girmemektedir. Ancak, bu kurumlar çok büyük oldugu için, sorunlari saglikli diger kurumlara da yansiyabilmektedir. Çok büyük mali ve mali olmayan kurumlarin sikintilarinin tüm sistemi tehdit etmesini önlemek için Amerika ve Avrupa bir ‘sistemik risk regülatörü’ üzerinde çalismaktadir. Önceden, tek tek bankalarin etkin denetlenmesinin, bütün bir sistemin güvenligini garantiledigi düsünülmekteydi. Buna ‘bütünlük yanilsamasi (fallacy of composition)’ denmektedir. Ancak, gerçeklerin böyle olmadigi ortaya çikmistir.
Amerika’da federal ve eyalet bazinda finansal kurum ve piyasalari denetleyen toplam yüzün üzerinde kurum olmasina ragmen -Greenspan’in tabiriyle- yüzyilin en büyük krizi önlenememistir. Kriz bu regülatörler arasindaki ‘gri bölgede’ ve mali radarlarin etki alani disina konuslanmis ‘gölge bankacilik’ kisminda nev zuhur etmistir. ABD, AB ve Ingiltere’de birçok uzman bu sistemik görevin artik elzem oldugunu, ama bunu etkin ve güçlü bir kurumun üstlenmesi gerektigini savunmaktadir.
ABD Hazine Bakani Geithner ve eski FED Meclis Üyesi Mishkin, Ingiltere Merkez Bankasi Baskani King ve AB Merkez Bankasi Icra Kurulu Üyesi Smaghi, sistem üzerindeki denetleme ve düzenleme görevinin merkez bankalarinin bünyesinde toplanmasini istemektedir. Ancak birçok siyasetçi buna kuskuyla bakmaktadir. Siyasetçilere göre, merkez bankalari kriz döneminde çok güçlenmis ve ‘la yüsel’ olmaya baslamislardir. FED kriz döneminde piyasaya muazzam miktarda para pompalayarak bilançosunu ikiye katlanmistir. Eski FED Baskani Greenspan ve Harvard Profösörü Feldstein, yakinda ev fiyatlarinin düzelmesi, banka degerlerinin tamiri ve sirketlerin bilançolarinin düzelmesiyle, yeni bir kedi furyasinin baslayacagindan, yeni balonlarin ufukta seyrettiginden ve bir enflasyon patlamasiyla karsi karsiya oldugumuzdan bahsetmektedirler.
Çöplük savaslarinin yansimasi
Aslinda bu tür tartismalar teknokratlar, bürokratlar ve politikacilar arasinda zuhur eden, ‘çöplük savaslarinin’ perde üzerindeki yansimasidir. Politikacilar para politikasi üzerinde söz sahibi olmak için FED üzerinde etkin olmak istemektedirler. Çünkü Merkez Bankalari faizleri indirerek ve çikararak ekonomilerde u-dönüslere sebep olabilmektedir. Eger bir merkez bankasi seçimler öncesi enflasyonla bas etmek için faizleri yükseltip aniden frene basarsa, ekonomiyi daraltabilir, issizligi tirmandirabilir ve bir hükümetin seçim kaybetmesine neden olabilir. Ilk Körfez Savasi sonrasi halk nezdindeki popülaritesi yüzde 90’lar üzerinde seyreden baba Bush, bir sene içerisinde seçimleri kaybetmesini siki para politikasi gütmeye baslayan Merkez Bankasi Baskani dostu Greenspan’a baglamistir. Dönemi sirasinda, görev süresi sona eren Greenspan’i tekrar baskanliga atadigindan, kendisini ihanet edilmis olarak görmüstür. Hatta Bush’un ‘Ben onu yeniden tayin, o ise beni görevimden etti/ I appointed him, He disappointed me’ dedigi rivayet edilir.
Ve kriz biter, devlet geri döner
Merkez bankalari su an birçok ülkede bagimsizdir. Ancak, bu birçok politikaciyi rahatsiz etmektedir. Çünkü kendilerini halka karsi sorumlu hissetmekte ve Merkez Bankalarinin hatalarini kendileri ödediklerini ileri sürmektedirler. Ancak, yillar göstermistir ki, politikaci güdümündeki Merkez Bankalari para pompalayan enflasyon makinesine dönüsmektedir. Ayrica politikacilar seçim kaygisiyla kisa dönemli düsünmekte, uzun dönemli çikarlari göz ardi etmektedirler. Bu yüzden modern dünyada Merkez Bankalari birçok ülkede kanunla siyasi baskidan korunmustur. Ancak, gün politikacilarin günüdür. Serbest piyasalarin ve özel tesebbüsün bu krizde çark ettigini düsünmektedirler. Halkin temsilcileri olarak, artik direksiyona geçmek istemektedirler. Bu krizi kendileri için bir firsat bilip, devletin ‘geri dönüsünü’ saglamaya çalismaktadirlar. Bu yüzden, merkez bankalarinin daha fazla güçlenmesinden rahatsizlardir. Onun için, bir Finansal Hizmetler Gözetleme Kurulunun olusturulmasina sicak bakmaktadirlar.
Bu kurulun, FED kararlarini ‘veto yetkisi’ olmasini istemektedirler. Ayrica, siyasetçiler, Amerika’daki birden fazla parçali regülatör sisteminin korunmasindan yanadirlar. Düzenlemecilerin daginik ve bir birleriyle rekabet etmesini arzulamaktadirlar. Bu yüzden de 8 regülatörün basinin Kurul üyesi olmasina çalismaktadirlar.
Devlet ‘cici’ piyasa ‘çirkin’ oldu
1929 Büyük Buhran’ina kadar serbest piyasalar ‘melek’, devlet ‘seytandi’. Buhran sirasinda piyasalar çökünce, piyasa ‘seytan’, devlet’ melek’ oldu. 1980’lerde Reagan ve Thatcher serbest piyasalari yeniden ‘meleklestirdi’. Su anki küresel krizle maskeler yeniden degisti, devlet ‘cici’, piyasalar ‘çirkin’ oldu. Bu yüzyillar süren entelektüel bir savasin devamidir. Kaybeden tekrar toparlanmakta ve krizleri firsat bilerek ‘meleklesmektedir’. Alinda devlet de piyasalar da ‘mutlak dogru’ degildir. Insan hayatinda ikisine de yer vardir. Insanin bazen isleri iyi gitmekte ‘gülmekte’, bazen isleri krize girmekte ‘aglamaktadir’. Isleri rast giden çocugun özgüvenle annesi babasini artik takmamasi ne kadar yanlissa, bir ebeveynin çikarcilik yaparak isleri ters gittiginde çocugun üzerinde hegemonya kurmak istemesi de o kadar yanlistir. Insanlar bazen gülecek bazen aglayacak. Bazilari da bundan vazife çikaracak. Güleni aglatacaklar, aglayani güldürecekler. Maalesef, iki kere ikinin dört etmedigi sosyal bilimlerde devran böyledir. Bir çipa olmadan, sarkaç gibi bir saga bir sola...
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 