
SU an hepimiz önemli tarihi gelismelere sahit oluyoruz. Dünya 1929’tan beri ilk küresel krizini yasiyor. Bir önceki ile simdiki arasinda tam 80 yil geçmis. Dile kolay, birçok kisi her ikisini birden göremeden, ya da birincisini görmüsse bile ikincisini göremeden terk-i dünya eyledi. Olup bitenler, torunlara anlatilacak olaylar, o yüzden bütün alingaçlari sonuna kadar açmak gerekiyor.
Amerika’da çikan bu mali kasirga, ilkönce Amerikan ekonomisine daha entegre olmus Japonya ve Avrupa ülkelerini, daha sonra bu ekonomilere entegre olmus bölgesel ekonomileri etkisi altina aldi. Domino tasi gibi, sehirde çikan bu yangin, yavas yavas kirsala kadar ulasti. Gelinen noktada hiç bir ülke bu krizden azade degil.
Bütün ülkeleri tehdit eder hale geldigi için, bu krize küresel kriz diyoruz. Dünyayi saran bu devasa problem, bir ülkenin tek basina altindan kalkabilecegi türden degil. Mademki kriz küresel, haliyle çözüm de küresel olmasi gerekiyor. Dünya ekonomisinin yüzde 25’ine hükmeden ve milli geliri Avrupa Birligi içerisindeki 27 ülkenin toplam milli gelirine denk olan koskoca Amerika’nin baskani bile bu sinav karsisinda nutku tutulanlar arasinda. Geçtigimiz hafta Londra’da görücüye çikan Barack Obama, katildigi G-20 toplantisinda, ‘Ben buraya size ders vermeye degil, dinlemeye geldim’ derken, aslinda tevazusunu degil ‘aczini’ itiraf ediyordu. Amerika bu krizin ana faili olarak, süt dökmüs kediyi andiriyor; dünya kamuoyunun önünde mahcuplari oynuyor.
29 Buhrani 10 yil sürdü
Amerikan kaynakli ilk küresel kriz de ancak bütün dünyanin bir araya gelmesiyle bertaraf edilmisti. 1929’da hizla daralan Amerikan ekonomisi, dünyayi da kendisiyle beraber hasta etmis ve etkisi 10 seneyi asacak küresel bir buhrana neden olmustu. Tahammülü zor ekonomik sartlar, korumaciligi, devalüasyon yarislarini, ticaret savaslarini, sosyal patlamalari körüklemis, radikaller için zemin hazirlamis, Nazileri, Mussolini’yi, Mao’yu dogurmus ve nihayetinde tüm dünyayi Ikinci Dünya Savasi’na götürmüstü. Bu tarihi trajedi, bütün dünyada büyük bir tahribata neden olmustu olmasina, ama ayni zamanda insanlik için büyük de bir ders olmustu.
G-20: Testiyi kiran ülkeler toplulugu
Sahsi kaprislerin, ulusal hirslarin dünyayi getirdigi uçurum açikça görülmüs ve kolektif hareket etme duygusu gelismeye baslamisti. Bunun meyvesi olarak, savasin galibi müttefik 44 ülkeden 730 delege 1944’de ABD’nin New Hampshire eyaletinde bir araya geldi. Gündem, dünyayi kurtarmakti. Uluslararasi düzeni elden geçirmekti. Bu amaçla, iki yeni kurum dünyaya hediye edildi. Dünya Bankasi yerle bir olan Avrupa’yi ve diger ülkeleri yeniden insa etmek ve kalkindirmak için kuruldu. Uluslararasi Para Fonu (IMF) döviz ve ödemeler dengesi krizleriyle bas etmek için insa edildi. Dolar rezerv döviz statüsünü aldi. Bütün paralar dolara, dolar da altina endekslendi. Ülkeler arasi ticaretin önündeki engelleri kaldirmak için de su anki Dünya Ticaret Örgütü’nün selefi yaratildi. Bretton Woods’un kurdugu yeni düzen, dünyamizi 65 senedir kazasiz belasiz bu günlere basariyla getirdi. Ancak, degisen dünyaya, bu elbise artik dar gelmeye basladi.
Krizle gelen prestij
Gün oldu devran döndü, 80 yil geçti, dünya hastalandi. Daha önceki tecrübeye dayanarak, dünyayi kurtarmak için bir araya gelmeye karar verildi. Ancak kim bir araya gelecekti? Ortada savas galipleri yoktu ki yumrugu masaya vurup yeni bir dünya düzeni kursun. Hal bu olunca, zengininden fakirine sözü geçenleri bir araya getirmeye karar verdiler. Bunun için de, Grup 20 (G-20) toplantilarini korsanca kullandilar.
G-20, dünyanin en etkin ülkelerinin maliye bakanlarini ve merkez bankasi baskanlarini teknik konulari konusmak için ilk defa 1999’da toplamisti. Daha düne kadar, G-7 ve G-8 gibi toplantilari sikça duyan dünya kamuoyu, G-20’nin varligindan pek haberdar degildi. G-20, geçen sene Kasim’da devlet baskanlari seviyesinde toplaninca dünya gündemine düstü. 6 ay sonra Londra’da tertip edilen G-20 ise tarihi bir milatti. Krizin siddetlenmesi ve kurbanlarin artmasi, toplanan 20 devlet adamini, ‘dünyayi kurtaracak adamlar’ haline getirdi.
Ev sahibi Ingiltere devlet baskani Gordon Brown toplantiyi basarili ilan etti. Herkes bir sey kopardi ‘tanrilar zirvesinden’. Obama, herkesin kurtarma harekatina katilmasini ve tesvik paketlerini açmasini istiyordu. Ancak Fransa ve Almanya’nin siki muhalefetiyle karsilasti. Yeni bir kurtarma paketi çikmasa da, toplantidan 1.1 trilyon dolarlik bir önlem paketi çikti.
IMF’nin dara düsecek fakir ülkelere müdahale etmesi için kaynaklarina 500 milyar dolar eklendi. Irade yenilenmesi yapildi ve Doha kurallarina sahip çikilmasina karar verildi. Uluslararasi ticareti destek için 250 milyar dolar finansman destegi sözü çikti. Dolarin asiri deger kaybetmesi tehlikesine karsi, 250 milyar dolar yapay IMF parasi yaratilmasina karar verildi. Bu, küresel piyasalara IMF’ce para sürülmesi demektir.
Ayrica, ABD ve Avrupa’nin tekelindeki IMF ve Dünya Bankasi’nin gelismekte olan ülkelere açilmasina zemin hazirlandi. Bu, bu ülkelerin adam yerine konmasi demekti ama bir bedeli vardi. Çin bu prestijli kulübe girmek için IMF’ye 40 milyar dolar katkida bulunmak zorunda kaldi. Japonya ve Avrupa ise 100’er milyar dolar verdi. Digerleri zayifladikça Çin daha dik durmaya basladi. Fransa ve Almanya, OECD’nin hazirladigi vergi kaçagi ülkeler listesinin kabulünü ve Hong Kong ve Macau’nun bu kara listeye eklenmesini istiyordu ama Çin buna direndi. Tirmanan çekisme, neredeyse toplantinin fitilini çekecekti; zira Sarkozy, istekleri olmazsa toplantiyi terk edecegini bildirdi. Büyük fiyaskoyu, büyük sef Obama çözdü.
Aman bir tatsizlik çikmasin
Son G-20’nin bir çok mesaji var. Bir kere 20 ‘aga’ ülkenin bir araya gelmesi seklen güzel. Bir tatsizlik çikmamasi büyük basari. Zevahirde fiyasko yok; olsaydi, bu, krizde baska boyuta geçmek demekti. Obama’nin performansi merak ediliyordu. Dünya yeni liderini büyük arenada sinadi; Obama geçer not aldi. Diger ülkelere ders vermeyerek, dinleyerek yeni dünya düzenini zimnen kabul etti. ABD artik esitler arasinda birinci bir ülkeydi. Dünya tek kutupluluktan çok kutupluluga geçiyordu. Masada Çin, Hindistan, Türkiye gibi yeni misafirler vardi. Lakin bu kulüpte kalici olmak istiyorlarsa, üyelik aidatlarini ödemesleri gerekiyor. Çin’in 2 trilyon dolarlik rezervi herkesin gözünü kamastiriyor, masaya bir seyler koymasi isteniyor.
Yine de bu toplantinin 1944 Bretton Woods konferansinin ancak kötü bir taklidi olabilecegini düsünüyorum. O toplantiya katilanlar bir sanla gelmislerdi, sözlerini geçirecek arkalarinda bir savas galibiyeti vardi. Simdi G-20’ye gelenler, testiyi kiran ülkeler toplulugu. Hangi özgüvenle kararlari dikte edecekler? Katilan adamlarin çogu kötü aktör. Birisi Churcil’i oynamak istiyor digeri De Gaull’u. 1944’te masada ekonominin ‘peygamberlerinden’ Keynes vardi. Simdi ise kagittan adamlar. Biraz bizimkisini, biraz da büyük sefi çikarin, dünyayi kurtarmasi beklenen adamlar kendilerini kurtarsinlar yeter.
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 