
Türkiye su an Ortadogu'da imajinin zirvesinde. Gazze'nin isgali sirasinda Türk halkinin gösterdigi duyarliligi ve Erdogan'in Davos'taki kararli durusunu unutmayan Araplar 'Türkiye'ye Vefa' adinda bir kampanya baslatmisti.
Bir grup akademisyen, entelektüel, isadami, gazeteci, ögrenci ve meslek erbabinin olusturdugu 'Türkiye Vefa Girisimi', Arap dünyasina, "Bu yaz Türkiye'de tatil yapin" çagrisi yapmaktadir. Kampanyanin ileri gelenleri, hedeflerini, "Arap ve Islam uluslarini ve kurumlarini Türk mallari almaya tesvik etmek, turizm, sanayi, ticaret ve yatirim alanlarinda Türk sirketleri ve kurumlariyla yardimlasmayi özendirmek, kültürel degisim programlarini desteklemek ve faaliyetlere canlilik kazandirmak" diye tarif etmektedir. Vefa Girisimi, kampanyanin basariya ulasmasi için sokaklara afis asilmasi, el ilanlari dagitilmasi, Arap televizyon kanallarinda Türkiye'yi tanitici kisa filmlerin gösterilmesi gibi bir dizi hazirlik yapmaktadir. Bu gelismeler, Türkiye için essiz firsatlardir. Milyar dolar paralar harcasak, ancak elimize geçebilecek firsatlar bunlar. Lakin Fransiz bilim adami Pastör'ün dedigi gibi "talih, ancak hazirlikli olanlara güler". Firsat degerlendirilirse bir kiymet ifade eder. O halde Türkiye, Ortadogu'da yükselen bu imajini nasil firsata ve nakte dönüstürebilir? "Davos Ruhu" acaba Türkiye'nin kronik sorunlarina, özellikle Güneydogu'daki geri kalmisligina bir çare olabilir mi?
Türkiye'nin en gelismis ikinci derece illeri genelde ana pazarlara yakin yörelerdir; mesela Kocaeli, Manisa, Eskisehir gibi. Oysa Güneydogu, ülkenin ana pazarlarina, mesela Istanbul'a, cografik olarak çok uzaktir. Ayriyeten, uzagi yakin edecek bölgenin kara, hava ve demiryollari yeterli degildir. Davos ruhu ve Türkiye'nin komsu ülkelerle sürdürdügü sifir problem politikalari Güneydogu için sinirlarin ve mesafelerin önemini azaltmis, yeni firsatlar dogurmustur. Mardin, Türkiye ekonomisinin en büyük pazari Istanbul'a 1.094 km, Antep ise 849 km uzakliktadir. Oysa Antep Sam'a sadece 407 km, Mardin ise 583 km uzakliktadir. Ayni sekilde, Antep, Beyrut'a 392 km; Mardin, Bagdat'a 551, Tahran'a ise 971 km ötededir. Bu ülkelerle sinirlarimiz çok kalin, iliskilerimiz çok zayif oldugunda, belli yörelerimiz kus konmaz kervan geçmez bir yerdi, simdi ise konumlari avantaja dönme asamasindadir. Ancak fizikî uzaklik artik demode bir kavramdir. Günümüzde ulastirma, haberlesme ve teknoloji alanindaki bas döndürücü gelismeler artik uzagi yakin etmis, Dogu'yla Bati'yi birlestirmistir. Dünyanin en büyük üreticisi Dogu'da (Çin), en büyük tüketicisi ise Bati'dadir (ABD). Çin'in bugün en büyük müsterisi Amerika'dir. Demek ki üretim yeri ile pazar arasindaki mesafe artik uzak olabiliyor.
TÜRKIYE'NIN YIYEMEDIGI PASTA
Çin kadar gelismis otoyollari, hava ve deniz limanlari olmayan, altyapisi yetersiz olan Hindistan ise ayni dili konustugu Amerika'ya fiber optik kablolarla/internet yoluyla baglanmis, ucuz ve kaliteli isgücüyle bu pazarin bilgi islem, müsteri hizmetleri ve yazilim merkezi olmustur. Bugün Amerika'dan müsteri hizmetleri için aradiginiz birçok firmanin telefonlari Hindistan'dan cevaplanmaktadir. Hastanelerde çekilen röntgenler dijital olarak Hindistan'a gönderilmekte, Amerika uyurken orada yorumlanmakta, ertesi sabah doktorlarin eline ulasmaktadir. Ayni sekilde, doktorlarin hastalari hakkindaki raporlari ABD'de dijital olarak teybe kaydedilmekte, internet üzerinden ulastigi Hindistan'da dikte edilmektedir.
DEIK'in Türkiye'ye Amerika'dan yatirim çekmek için 2008'de New York'ta düzenledigi bir isadamlari toplantisinda Ekonomi Bakani Sayin Ali Babacan'a latifeyle, "Amerikali ögrencilerimin Çin ve Hindistan'dan çok korktuklarini ve Türkiye'dense hiç korkmadiklarini ve bunun beni çok rahatsiz ettigini" söylemis ve "ABD'den Türkiye'ye bilgi teknolojileri alaninda hiç is kaydirilip kaydirilmadigini" sormustum. Cevap olumsuzdu. Evet, Hindistan'in önemli mesafe almasini saglayan bu büyük pastadan Türkiye henüz yararlanamamaktadir. Bunun birçok sebebi var. En önemlisi dildir. Ingilizlerin Hintlilere biraktiklari en büyük miras belki de Ingilizcedir. Hindistan'da çok az okumus insan vardir ki, Ingilizceyi anadili gibi bilmesin. Ortak dil, küresel anlamda, vasat da olsa onlarin egitimli insanlarini degerli, süper de olsa bizim egitimli insanlarimizi faydasiz kilmaktadir. Ayrica Çin ve Hindistan'in Amerika ve Avrupa'da çok iyi yetismis, iyi organize olmus güçlü diasporalari vardir. Kilit noktalara gelmis bu Çinli ve Hintliler, artik anavatanlarina önemli ölçüde is plase etmektedir. Ayrica bu iki ülke, fenni ve temel bilimlere önem vermistir. Çok sayidaki Hindistan Teknoloji Enstitüsü (IIT) dünya klasmaninda teknik eleman yetistirmektedir.
Bizim Ingilizce ile Amerika ve AB'den is aktarmamiz çok zordur. Zira, Ingilizce bizim ülkemizde bir tabudur ve ögrenilmesi kus dilinden daha zordur. Ayrica Ingilizce ögrensek bile, Hindistan'la maliyet bakimindan rekabet etmemiz mümkün degildir. Yalniz bizim de anadili gibi Arapça konusan birçok vatandasimiz var. Bunlarin çogu da ekonomik olarak sikinti çeken illerimizin sakinleri. Mardin, Siirt, Bitlis, Adana ve Hatay'da önemli sayida Arapça konusan vatandasimiz var. Körfez ülkelerinin müsteri, bilgi islem, yazilim islemlerini Mardin'den ve Hatay'dan halledebilir miyiz? Bu bölgeden danistigim, Arap kökenli sosyolog Murat Özalçar'a ve yönetim bilimi uzmani Mehmet Saylan'a göre Mardin'in konustugu Arapça, diger Araplar tarafindan kolayca anlasilabilen bir lehçedir. Hatay zaten Suriye lehçesini konusmaktadir. Lehçe aslinda hiç sorun degildir. Ingilizceyi oldukça agir aksanla konusan Hintliler, kisa bir egitimle, telefonda Amerika'nin hangi bölgesine hizmet ediyorlarsa, ona göre konusabilmektedir. Yalniz dil bilmek tek basina çözüm degildir. Dille bir sey satmaniz gerekir. Arapça bilen doktorlara, muhasebecilere, mühendislere, bilgi islemcilere, tasarimcilara ihtiyacimiz var. Ülkemizde hemen hemen her vilayete bir üniversite dikilmektedir. Birinin bir digerinden pek farki yoktur. Halbuki, bu üniversitelerin kendilerini pazarin ihtiyaçlarina göre farklilastirmasi gerekir. Mesela, Mardin'de Artuklu Üniversitesi kurulmustur. Arapçanin en iyi konusuldugu söylenen Mardin'in bu üniversitesinin egitim dili neden Arapça olmasin? Brezilya dünyaya yildiz futbolcu ihraç etmekte ve önemli paralar kazanmaktadir. Ürdün, Misir, Lübnan ve Filistin, uzun yillardir Körfez'e ihraç ettigi nitelikli vatandaslarinin ekmegini yemektedir. Biz de neden yetistirdigimiz iyi Arapça bilen elemanlarimizi Körfez ülkelerine ihraç etmeyelim? Hem bu yeni yaptigimiz bir is de degil. Ingilizce egitimi veren üniversitelerimizden mezun iyi yetismis "mamul" elemanlarimizi yillardir Amerika ve Ingiltere'ye ihraç etmekte ve önemli döviz geliri elde etmekteyiz. Ayrica, bu kaliteli elemanlarimiz gittikleri yerde ülkemizi temsil etmekte, iki ülke arasinda köprü olmakta, vatana is plase eder hale gelmektedir. Iyi Arapça bilen yetismis elemanlar, göç etmeden bölgelerinden is yapabilirler. Mardin'in Lübnan'da, Suriye'de, Avrupa'da ve ABD'de önemli bir diasporasi vardir. Isveç ve Suriye'de bakan bile çikarmistir. Yeteri sekilde motive edilirse, Mardin'in güçlü diasporasi is kaydirmaya yardimci olabilir. Bu anlamda, Hindistanli firmalardan danismanlik alinabilir veya ülkemize gelip bu sistemi kurmalari ya da direkt çalismalari istenebilir.
ARAPLARIN TÜRKIYE'SI NEREDE?
Türkiye ile Ortadogu ülkeleri arasindaki yakinlasma halihazirda Arapçaya ilgiyi artirmistir. Mardinli aydinlarin rivayetine göre, bir zamanlar vatandaslar Arapça televizyon seyretmesin diye, devlet frekanslarla oynamis. Simdi ise Arap ülkeleriyle ticarî iliskilerini artiran isadamlari ve Suriye'ye tur düzenleyen firmalarin çalisanlari Arapça ögrenmek için Antep'te DPT'nin destekledigi dil kurslarina akin etmektedir. Ancak bu, yeterli çözüm degildir. Ortadogu ile iliskileri gelisen Türkiye'nin, bu bölgeyle baglari güçlendirecek, bölge üzerine çalisacak, projeler gelistirecek nitelikli üniversitelere ihtiyaci vardir. Davos ruhu kalici olacaksa Türkiye, Arap dünyasina fikrî önderlik etmelidir. Selçuklu meshur dilbilimci Zemahseri'nin, Ebû Kubeys Dagi'na çikarak, "Ey Araplar, gelin atalarinizin dilini benden ögrenin" diye meydan okudugu rivâyet edilir. Bugün, Türk dizileri Arap dünyasinda izlenme rekorlari kirarken Türkiye, Islam cografyasinda entelektüel olarak yoktur. Zaman'in bir haberine göre, geçen yil Arapçadan Türkçeye çevrilen eser sayisi 337, Türkçeden Arapçaya çevrilen kitap sayisi ise sadece 4'tür. Türkiye birçok yönden, bu bölgedeki ülkelerden ileridedir; ancak su bas asagi akacagina, yokus yukari akmaktadir. Ortadogu, tarihî olarak bizim hinterlandimizdir. Ne var ki, buralarda simdi baskalari at kosturmaktadir. Sarkozy, 13 günlük son Ortadogu gezisinde 7 milyar dolarlik is anlasmasi imzalamistir. Basucumuzda gökleri delen Dubai'nin ekmegini Ingilizler ve Asyalilar yemektedir. Biz tescilliyiz. Birçok yerde beraber savastigimiz Amerika'ya ihracatimiz neredeyse sifirdir. Amerika'ya canimizi vermis, malimizi verememisiz. Simdi de Davos'ta Ortadogu için ruhumuzu verdik, bakalim malimizi verebilecek miyiz?
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 