
Baskan Obama, 4 Haziran’da Kahire’den müslümanlara seslendi.
Bazilari Obama’nin bu ziyaretlerini “özür turlari” olarak niteledi. Bazilari ise “müslümanlara terapi” seanslari olarak. Ancak, surasi bir gerçek ki, ondan önceki baskanin ziyaret ettiginde kafasina ayakkabi ile yollandigi bu topraklarda, kisa bir zaman zarfinda insanlar “seni seviyoruz Obama” der hale geldi. Obama kesinlikle bir “kitle büyücüsü”.
Insanlarla iliski kurmayi çok iyi beceriyor. Belki de herkes onda kendine ait bir seyler buluyor. Bazilari onu “sütlü kahve” diye seviyor; bazilari ise “karaoglan”. Ailesinde bulunan kisilerin kökenleri sanki birlesmis milletler. Ayrica, aldigi hukuk egitimi, toplum hizmetleri tecrübesi ve üniversitede hocalik deneyimi, onun meramini iyi ve etkin anlatmasina yardimci oluyor.
Toplum üzerindeki etkisi kendisine hatirlatilinca, “evet farkindayim, bu bir Allah vergisi” diye itiraf ediyor.
Yoksa, farkli dinden ve kültürden, ciddi ve somurtkan adamlarin kol gezdigi Ortadogu’da pop stari gibi karsilanmasini nasil açiklarsiniz?
Obama’nin Müslümanlara Mesajlari
Siyaset kesinlikle bir aktörlük isi. Ancak, oynadigin oyuna bir de gönülden inaniyorsan is rol olmaktan çikiyor.
Mesela, Obama Kahire’ye elinde zeytin daliyla geldi. Boynu bükük sekildeydi. Kendisinden önce bu cografyaya yapilan haksizliklari üstüne aldi. Yanlislar yapildigini dile getirdi. Afganistan’in bir mecburiyet, Irak’in ise bir tercih karari oldugunu itiraf etti. Amerika’nin bu girisimlerinde dünyanin onayini almakta gösterdigi kusura degindi. Irak’in ne kaynaklarinda, ne de topraklarinda gözleri oldugunu bildirdi. Çok yakin zamanda iki ülkeden de çikacaklari haberini verdi. Ancak, bu yanlislarin sadece bir kesime ait olmadigini, karsilikli hatalar yapildigini belirtti. Ayrica, geçmise esir olmanin kimseye bir yarar getirmeyecegini de ekledi.
Müslümanlarin yanlis tanitildigini ve dogru imaj için herkese görev düstügünü söyledi. Müslümanlarin dünya medeniyetine katkilarini bir bir sirala-di. Bir baris ve müsamaha dini oldugunu ama radikallerin eline düstügünü söyledi. ABD’yi ilk taniyan devletin bir müslüman ülke (Fas) oldugunu bildirdi.
ABD’de her eyalette camiler oldugunu ve sayilarinin 1,200’e ulastigini haber verdi. Müslüman Amerikalilarin ABD’ye katkilarini övdü. Filis-tin’in devlet olmayi hak ettigini ve bu ideali sabirla kovalayacagini, hatta bu meseleyi sahsi mesele yaptigini dile getirdi.
Dünyadaki sorunlarin tüm dinleri ilgilendirdigini ve bu yüzden karsilikli diyalogun öneminden bahsetti. Türkiye’nin medeniyetler ittifaki çalismasini takdir etti. Demokrasinin herkesin hakki oldugunu, kizlarimizin ogullarimiz kadar topluma fayda katacagina inandigini söyledi.
Ancak kimsenin de kimseye zorla ideoloji empoze edemeyecegi hatirlatti.
Aleyküm Selam Baskan
Bir çok kisi Obama’nin mesajlarini güzel hos ama için bos argümanlar olarak niteledi. Söze degil aksiyo-na bakmak lazim dedi. Ben bunlari ikrar etmekle beraber, “söz agizdan çiktiginda kisinin onun esiri olduguna” inananlardanim.
Artik Obama kendini baglamistir ve bu ideallere göre degerlendirilecektir. Ayrica, “terörizmle savas”, “inlerinden dumanla çikaracagiz”, “ya bizlesiniz ya da teröristlerle”, “seytan ekseni ülkeler”, “haçli ruhu” gibi terimler yerine, “Amerika, asla ve asla, müslümanlarla savasta olmayacak”, “bir masumu öldüren tüm insanligi öldürür”, “farkimiz az, ortak paydalarimiz çok” gibi söylemler duymak kesinlikle umut verici.
Çehresinde yapilan ayip-larin kizarikligi, elinde zeytin dali, yüzünde dost tebessümü, orta adinda Hüseyin, dilinde “Sükran”, “Amerikali müslümanlardan selam ve baris mesaji getir-dim”, “Assalamu Alaikoum” diyen adama ne dersiniz?
Bizim kültürümüzde selami almak vaciptir:
“Aleyküm Selam Baskan!”
Türklerin Amerika’ya Mesajlari
Obama müslüman cografyayi turlarken, Türkiye’den üst düzey siyasiler, is adamlari, askerler ve büroktatlar da Washington’a çikarma yapmisti.
Amerika ve Türkiye arasindaki en büyük zirvelerden birisi kabul edilen Amerikan Türk Konseyi toplantisi çerçevesinde yüzlerce önemli isim Amerika’daydi.
Türkiye’den üç bakan vardi; Ahmet Davutoglu, Binali Yildirim ve Vecdi Gönül. Ayrica sürpriz olarak, iki ülkenin Genel Kurmay Baskanlari, Ilker Basbug ve Mike Mullen da toplantidaydi. John Kerry, Kemal Dervis, Muhtar Kent, Murat Yalçintas, Hikmet Çetin ve Büyükelçimiz Nabi Sensoy da katilimcilar arasindaydi. Bizler de Amerikan Türk Ticaret Odasi ATCOM’u temsilen baskan yardimcimiz Ramazan Küçük ile toplantiya katildik. Ilk izlenimimiz bir önceki seneye göre katilimin biraz düsük olmasiydi; ancak bunda kesin krizin etkisi vardi.
Konusmacilar arasinda en çok ilgimi disisleri bakanimizin sunusu çekti.
Davutoglu muadillerinin aksine, hazirirladigi “konserve konusma” yerine, cüretle irticali bir konusma yapti. Obama’nin Ankara ziyaretinde dile getirdigi “model ortaklik” üzerine durdu. Ilk önce Türkiye’nin güvenilir bir ortak oldugunu vurguladi. Ayrica, Türkiye’nin bölgesindeki her sorunla tabiaten ilgilenmek zorunda oldugunu, çünkü Türk toplumunun yapisinin bunu gerektirdigini dile getirdi. Arnavutluktan daha fazla Arnavutun, Gürcistan’dan daha fazla Gürcünün Türkiye’de yasadigini, en büyük Bosnak diyasporasinin Türkiye’de oldugunu vurguladi. O yüzden çevremizdeki her sorunun Türkiye’nin iç istikra-rina yönelik çagrisimlari oldugunu ve bunun da Türkiye’nin bölgede aktif rol olmasini gerektirdigini anlatti. Tek Kuzey Kore meselesinin bizi direk ilgilendirmedigini belirtti. Ancak o meselenin de Türkiye’nin BM Güvenlik Kurulunun bir ay süreyle geçici baskani olmasi dolayisiyle Türkiye’nin ilgi alanina girdigini söyledi.
Bunlardan benim çikarttigim, ABD dünyanin yönetim kurulu baskanligina devam ederken, Türki-ye’nin de artik yönetim kuruluna girmis olmasi. Amerika artik dünyada yanliz degil. ABD’ye sirk kosan birileri var. G-20 sonrasi Amerika’ya bir sürü kardes geldi…
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
