
Amerika küresel krizde önemli yaralar alsa da, hâlâ dünya ekonomisinin dörtte birine, dünya ticaretininse üçte birine hükmetmektedir. Dünyadaki toplam döviz rezervlerinin yaklasik % 70'i dolar cinsindedir. Dolarin en yakin rakibi Euro ise döviz rezervlerinin % 25'ini olusturur.
Uluslararasi ticaretin en önemli kalemleri (petrol, bakir, kahve ve enerji) dolar üzerinden alinir satilir. Hemen hemen her ülkede dolar, Coca Cola ile beraber en taninan Amerikan markasidir. Yaklasik 60 yil önce uluslararasi rezerv para olma özelligini Ingiliz Poundu'ndan devralan Amerikan Dolari, son günlerde zor anlar yasamaktadir. Artik saltanati sorgulanir hale gelmistir. Bütün dünyadan maliye bakanlari ve finans otoritelerinin katildigi Istanbul toplantilarinda dolar önemli bir gündem maddesiydi. Istanbul'da nükseden kaygilara karsi, Amerikan Hazine Bakani Tim Geithner, "Uluslararasi camianin rahatsizligini anlayisla karsiliyoruz, ancak herkes müsterih olsun, Amerika sorumlulugunun bilincindedir." demistir. Ancak, o günden bu yana dolarin düsüsü durmamis, geçen hafta son bir yildaki en düsük noktasini kaydetmistir. Dolarda görülen bu hizli düsüs, dogudan batiya herkesi alarma geçirmistir. Özellikle Çin bu durumdan çok rahatsizdir. Çin'in bugün elinde Türkiye ekonomisinin takriben üç kati büyüklügünde (2,3 trilyon dolar) döviz rezervi bulunmaktadir ve bunun %70'i dolar cinsindendir. Çin'in birikimlerinin gelecegi Amerikan'in inisiyatifindedir. Bu yüzden, mart ayinda Çin Basbakani Wen Jibao "Amerika'dan rica ediyorum, lütfen kredisini muhafaza etsin, sözlerini tutsun ve Çin'in dolar varliklarinin güvenligini garanti etsin!" demis ve ABD'yi insafli olmaya davet etmistir. Benzer sekilde, isgal altindaki Irak dahil birçok merkez bankasi döviz rezervlerini çesitlendirmeyi düsündüklerini belirtmistir. Simdilerde birçok mahfilde, dolarin yerine yeni adaylar tartisilmaktadir. Dolar zengini Çin'in hâlâ uykulari kaçiyor ki, Merkez Bankasi Baskani Zhou Xiaouchuan, G-20 toplantilari öncesinde dünya ülkelerine dolar yerine IMF'nin kullandigi yapay para birimi SDR'yi önermistir. Bazilarina göre ise, dolarin tahtina en önemli rakip hizla degerlenen genç Euro'dur. Ayrica, uzun zamandan beri güvenilirligini ispat etmis olan Japon Yeni, Avustralya Dolari ve Isviçre Franki da tahtin yeni adaylari arasindadir. Bazi iyimserlerin adayiysa, son yillarin büyüme rekortmeni Çin'in para birimi yuandir. Idealistler için, tek bir dövizin "diktatörlügü" yerine, önemli para birimlerinden olusan bir döviz sepetinin "oligarsisi" en evla sistemdir.
yeni kral arayanlarin hakli sebebi var...
Amerikan ekonomisi zor günlerden geçiyor. Uzun yillar cari açik veren Amerika, disariya devamli net dolar ihraç etmistir. Kriz esnasinda, para arzinin içte ve disarida hizla artisinin, dolari çoktan pul degerine indirmesi gerekirdi. Ancak özellikle Çin, Japonya gibi ülkeler ve OPEC gibi kuruluslar güçlü dolari tercih etmektedirler. Güçlü dolar demek, Amerikalilarin daha çok disaridan mal alabilmeleri demektir. Bu yüzden bu ülkeler, yillardir yüksek miktarda dolar satin alarak, hep dolari desteklemislerdir. Yalniz Amerikan Merkez Bankasi ekonomik krizden çikmak için faizleri neredeyse sifira indirmistir. Bu, dolarin getirisinin düsmesi ve uluslararasi yatirimcilarin baska alternatifler aramasi demektir. Bütün bu sartlar muvacehesinde, dolar uluslararasi para birimi olma özelligini sürdürebilecek midir? Kanaatimiz -bütün yanlis sebeplerden dolayi- dolarin bir müddet daha sefa sürecegidir. Zira, bu alanda sultan olmak öyle kolay degildir. Küresel rezerv para olmak için ilk önce büyük ve açik bir ekonomi, çok gelismis ve likiditesi bol mali piyasalar, konvertibl ve herkes tarafindan kabul gören, uluslararasi ticarette büyük islemleri çevirebilen bir para birimi olmak gerekmektedir. Ayrica, siyasi istikrar, uzun geçmisli ekonomik büyüme rekoru ve küresel olarak önem arz etme gibi nitelikler de rezerv para olmak için ön kosullardan bazilaridir.
Bahsi geçtigi gibi, dolara en önemli rakip Euro'dur. Avrupa ekonomisi birlikten tam 50 yil sonra nihayet Amerikan ekonomisini yakalamistir. Piyasalari gelismis ve derindir. Parasi konvertibl (degistirilebilir) ve saygindir. Yalniz bütün bu olumlu özelliklere ragmen, sorun Avrupa'nin politik ve ekonomik istikrardan yoksun olmasidir. Avrupa sorunlu bir aileyi andirmaktadir. Anayasasinin hâlâ gelecegi meçhuldür. Körfez krizi göstermistir ki Avrupa içerisinde her an bir çatlak söz konusudur. Ayrica, Ingiltere gibi önemli bir ülkenin, bir türlü Euro takimina alinamamasi büyük bir handikaptir. Euro, ayrica rezerv paranin diger bir ön sarti olan askerî ve politik pazi gücünden yoksundur (aslinda AB'nin sirf bunun için bile Türkiye'ye çok ihtiyaci var). Ayrica, Euro bölgesi ayricalikli bir kulübü andirmakta ve büyümemektedir; zira giris ve çikis sartlari çok zordur. Tahvil piyasalari hâlâ bölünmüstür. Bu kriz göstermistir ki, Avrupa iyi bir nihai kredi mercii degildir; Letonya ve Macaristan gibi kriz magdurlari bu zor günlerinde yapayalniz kalmistir. Ya IMF ya da Amerika bu ülkelerin yaninda olmustur. FED diger ülkelere 600 milyar dolari asan takas islemleri yoluyla yardima kosmustur. Dolayisiyla, Euro hâlâ bölgesel bir para birimidir ve bu krizdeki hatalariyla küresel para birimi olma sansini önemli ölçüde kaçirmistir.
Japon Yeni'ne gelince, sartlar yine yetersiz gözüküyor. Japonya daha çok iç meselelere odaklanmis bir ülke olup elitlerinin küresel hirslari yoktur. Ekonomisi 1990'lardan beri hâlâ kendine gelememistir. Ayrica, ekonomisi daha çok ihracata dayali oldugu için, Japonya zayif bir yeni tercih etmektedir. Hâlâ Japon ticaretinin önemli bir kismi dolar üzerinden yapilmaktadir. Ayrica, uluslararasi kabul konusunda da büyük sikintisi vardir. Bölgesel olarak -Çin ve Kore dahil- birçok tarihî düsmana sahiptir. Bu yüzden dolarin tahtina oturmasi çok zordur. Isviçre Franki'na gelince, bu para birimi gerçekten de rüstünü ispat etmis bir para birimidir. Yalniz küçük bir ekonomi olmasi, banka sisteminin kara bir kutuyu andirmasi, dünya sahnesinde politik ve ekonomik güçten yoksun olmasi Isviçre Franki'nin en büyük eksiklikleridir. Ayni sekilde, Avustralya Dolari da yüksek miktarlarda para akimlarini -asiri degerlenmeden- eritecek bir yapiya sahip degildir. "Döviz sepetleri" ve IMF'nin para birimi "SDR (special drawing rights)" ise yapay paralardir. Bu yapay paralarin gerçek paralarin yerini almasi bir fantezidir. Bir kere SDR, merkez bankalari disinda gündelik hayatta geçerliligi olan bir para birimi degildir. Ayrica SDR üzerinden islem yapan borç piyasalari yoktur. Sifirdan böyle piyasalar olusturmak imkânsiz degilse de çok zordur. Döviz sepetlerine gelince, bu tür mekanizmalar çok karmasiktir ve isletilmesi sorunludur (özellikle konvertibl olmayan bir döviz içeriyorlarsa). Siyasi anlasmalara bagli oldugu için, bu sepetlerin istikrarli isleyisi hakkinda önemli kuskular vardir.
amerika yasananlardan ders çikarmazsa...
Bazilari ise Çin Yuani'ni dolarin tahtina yakistirmaktadir. Bu da çok yakin bir olasilik gözükmüyor. Bir kere Çin'in ekonomisi ihracata dayalidir ve bu güçlü degil, zayif bir yuani gerektirir. Ayrica, Çin'de sermaye akislari siki kontrol altindadir ve yuan konvertibl degildir. Buna ilaveten bankacilik sistemi kirilgandir ve büyük düzenleme istemektedir. Çin, Amerikan Dolari'na en çok yatirim yapan ülkedir. Ayrica, dünyanin ikinci büyük ekonomisi olan Japonya ile de tarihten gelen çok önemli sorunlari vardir. Diger yandan, Çin'in yükselisi bölgesinde ve dünyada kuskuyla karsilanmaktadir. Singapurlu bilim adami Simon Tay, "Asya'da hiç kimse Çin'in egemen oldugu bir dünyada yasamak istemez. Çünkü insanlarin Çin'den alacagi hiçbir ilham yoktur." demektedir. Bir de, Çin hâlâ fakir bir ülkedir. Kisi basina gelirde dünyada ilk yüzün içinde bile degildir. Ekonomik ve siyasi olarak Amerikan standartlarina ulasmasi için, Amerika'nin gelecekte hep yanlis yapmasi ve Çin'in de hep dogru yapmasi gerekmektedir.
Bu kriz göstermistir ki, dolari zayi etmek için vakit erkendir. Eski FED Baskani Paul Volcker, "Küresel sermaye piyasalari engin bir okyanusa benzer; arada sirada firtinalara maruz kalir. Sular dalgalanmaya baslayinca, herkes büyük bir gemide olmak ister!" der. Nitekim, krizin en siddetli aninda, dünya sermayesi -firtinadan kaçan gemilerin güvenli bir limana siginmasi gibi- Amerikan piyasalarina park etmistir. Krizi çikaran bu ülkenin parasi birdenbire degerlenmistir! Dünyada hizla artan döviz rezervlerini eritebileceginiz baska bir piyasa yoktur çünkü. Çin'in veya diger dolar zengini ülkelerin dolari su an tasfiyesi intihardan farksizdir. Bu hem küresel döviz krizi, hem servetlerin erimesi hem de krizden çikisin gecikmesi demektir. Bu ülkeler "dere geçerken at degistirilmeyecegini" iyi bilirler. Nitekim, Çin daha yeni, Arjantin ekonomisi büyüklügündeki bir serveti (318 milyar dolar) dolar varliklarina yatirmistir. Uyanan Çin son günlerde dolardan sikâyeti de birakmistir. Amerika'yla Çin arasindaki iliski ask ve nefret iliskisidir. Birbirlerine simdi her zamankinden daha çok baglidirlar. Çin, Amerika'nin en büyük alacaklisi, Amerika da Çin'in en büyük müsterisidir. Dolari tahtindan indirmek için Amerika'yi tahtindan indirmek gerekiyor. Lakin, bunun bir bedeli vardir. Amerika'yi yikmaktansa adam etmek -simdilik- daha kârli gözüküyor. Küresel kriz, Euro'nun tehdidi, ejderin yükselisi önemli nasihatlerdir. Amerika güç sarhoslugu içerisinde gerekli dersleri çikarmazsa, tarihteki yeri bellidir.
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
