
2007 Agustos'unda zuhur eden finansal kriz, bir küresel deprem. Ancak bir depremde ilk yikilan binalar genelde zayif binalardir. Ya kalitesiz malzeme kullanilmislar, ya insaat için dogru yer seçmemisler, ya eski teknolojiyle çalismislar, ya da degisen iklim ve çevre sartlarina göre yeniden yapilanmamislardir.
Benzer sekilde, yasadigimiz ekonomik depremde en çok zarar gören isletmeler ve ülkeler, hazirliksiz ve zayif yakalananlardir. Bu krizin parolasi "ayakta kalmaktir". Birçok isletmenin "hak ile yeksan" oldugu bir dönemde, ayakta kalmayi basarabilenler, zaten kendiliginden abidelesmektedir. Asirlik binalara ve sirketlere özenir dururuz; bilmeyiz ki bu çinarlar büyük depremlerden ve krizlerden arta kalanlardir. Krizler, bir bakima, ihtiyatli, dürüst ve hesapli is yapanlarin önlerinin açildigi bir süreçtir. Bu krizde de herkes bir seyler kaybetti, ancak bazi isletmeler var ki, bu krizden hatiri sayilir bir kazançla çikti. Bu isletmelerin niteligi ve politikalari hepimizi ilgilendiriyor. Gözümüze çarpan uluslararasi birkaç küçük ve büyük örnek, kriz bir musibetse, bin nasihat olarak önümüzde dimdik duruyor.
Krize bagisikli isletmelerden birisi Amerikan yatirim bankasi Goldman Sachs'tir. Hissedarlarini ve çalisanlarini devamli güldüren bu banka, bu krizden de hafif bir sarsintiyla çikmayi basardi. Devletten aldigi geçici yardimi ilk geri ödeyen bankalardan biri oldu. Ayrica, temmuz ortasinda yaptigi duyuru ile New York'tan Tokyo'ya herkesin gözlerini ovusturmasina sebep oldu. Son çeyrekte Goldman tam 3 milyar dolar kâr açikladi. Bu para, sadece üç ayda yapilan bir kâr! Uzun yillar sektörün en küçük bankalarindan birisi olmasina ragmen, Goldman kârlilik bakimindan sektörün hep üstünde olmustur. 1996-99 arasi, Goldman % 50 kâr kazandirirken, kriz ortasinda bile % 19 kâr elde etti. Bankanin uzun dönem kâr ortalamasi % 20'dir. Kriz esnasinda, rakiplerinin zayiflamasi veya iflas etmesi bankayi daha güçlendirmistir. Birçok kisi bunu, bankanin çalistirdigi kisilerin üstün kalitesine baglamaktadir. Zaten, banka, personeline gözü gibi bakmaktadir. Bu senenin ilk yarisinda çalisanlara yapilan ödemelerin toplami 11,4 milyardir. Churchill, "Gelecegin imparatorluklari, beyin imparatorlu olacak." diyor. En büyük sermayesi "beyin gücü" olan Goldman bir meritokrasidir; yani bir nevi yetenek imparatorlugu. Goldman'dan emekli olan veya ayrilan kisiler adeta kapisilmaktadir. Dünya Bankasi Baskani Robert Zoellick, New York FED Baskani Stephen Friedman, New Jersey Valisi John Corzine, George Bush'un hazine bakani Hank Paulsen, Bill Clinton'in hazine bakani ve Citibank'in eski baskani Robert Rubin, eski New York Borsasi baskani ve Merill Lynch'in eski müdürü John Thain, izlenme rekorlari kiran CNBC'nin Mad Money program yapimcisi Jim Cramer ve daha birçok is dünyasi yildizi bu bankadan neset etmistir. Böyle güçlü "mezunlar" pek tabii bankaya önemli bir çevre de saglamaktadir. Öyle anlasiliyor ki, basarili kurumlar, basarili insanlarin basinin üstünde dikilmekte, basarili insanlar da basarili kurumlarin çatisi altinda nesvü nema bulmaktadir.
Birkaç senedir dünyanin ABD ekonomisinden ayristigina dair ortalikta birtakim iddialar vardi. Bunun henüz vaki olmadigini gözlerimizle gördük. Ancak, ülkeler olmasa da sirketlerin kaderi vatanlarindan ayrisma isaretleri göstermektedir. Özellikle de çokuluslu sirketlerin. Ülkemizin medari iftiharlarindan Ülker, çikolata devi Godiva'yi satin alarak artik bir ülkenin veya bölgenin ekonomik kaderine bagimli olmaktan çikmis; ancak dünya olaylari ile sinirli bir firma haline gelmistir. Malumunuz, Ülker - Zaman Ekonomi Editörü Turhan Bozkurt'un deyimiyle- "çikolata sektörünün Mercedes'i" Godiva'yi kriz ortaminda zapt etti. Pazarliklar asamasinda küresel krizin çikmasi ve kredi sikismasi yasanmasi, finansal yatirimcilarin çekilmesine neden olmus ve Ülker'in önünü açmistir. Murat Ülker'in "kasikçi elmasina" benzettigi bu essiz mücevher, ABD, Japonya, Bati Avrupa ve Pasifik'te bir numaradir. Ülker de Ortadogu, Avrupa, Rusya ve Türk cumhuriyetlerinde benzer konuma sahiptir. Onlarin kuvvetli oldugu pazarlar ile Ülker'in kuvvetli oldugu pazarlar birbirini tamamlamaktadir. Kriz ortaminda stratejik olarak devsirilen Godiva, küresel ekonomik krize ragmen geçen yil yüzde 6,5 büyüdü. Sirket, bir önceki sene yaklasik 470 milyon dolar olan cirosunu 500 milyon dolara çikardi. Ülker, ayrica Godiva'nin sagladigi prestij ile yurtdisindan artik çok kolay yönetici transfer edebilir hale geldi. Krizle gelen bu firsat, dünyayi Ülker'in ayaklari altina serdi. Ülker ve Türkiye için macera daha yeni basliyor. Simdi Çin, Rusya ve Hindistan'da yüz milyonlarca yüksek gelirli müsteri Ülker'e el salliyor. Ayni sekilde, Bati'nin degisik sektörlerdeki birçok "kasikçi elmasi", hem de kelepir fiyatlara, Ülker benzeri yeni Fatihlerini bekliyor. Stanfordlu Paul Romer bos yere, "Esas felaket, bir krizi firsata dönüstürememektir." demiyor.
Pasha Restaurantlarinin kurucusu Antonio Ellek bir baska basari öyküsü Istanbul'da dogan Antonio, anne tarafindan Türk, baba tarafindan Akdeniz'in çizmesinden. Akdeniz mutfagini Pizza Hut, KFC, Burger King gibi gündelik isimler haline getirmek için hayatini vakfetmis birisi. Su an pilot bölge olarak Florida'da 10'a yakin restoranda bu isi yapiyor. Kendisi Wall Street'ten geçmis yatirimcilardan ve Harvard'da is idaresi master'i yapmis seçme beyinlerden. Ancak, Harvard'da herkes egzotik finans ve teknoloji sirketleri üzerine projeler hazirlarken, o kebaplar, baklavalar ve salatalar üzerine projeler çalismis. Ofis malzemeleri satan zincir sirket Staples'a danismanlik yapan hocasinin ilgisini çekmeyi basaran Antonio, okuldan sonra birçok ülkede gida sektörünün mutfagindan yöneticiligine her kademesinde 4 sene staj yapmis. Daha sonra Kolombiyali sinif arkadasi Cortes'le, lahmacunu, sis kebabi ve ezogelin çorbasini Amerikalilara sevdirmek için yola çikmis. Ancak, iki kafadar, lezzetin yaninda sihhati de parola edinmis. Bu konuda onlarca ödülleri var. Harvardli hocalarina aralikli rapor veriyorlar. Yiyecek sektöründe, 'fast-food', 'gündelik' ve 'lüks' olmak üzere üç kategori vardir. Pasha, hem hizli, hem saglikli, hem kaliteli yeni bir sinif icat etmis. Antonio bir isadamindan çok bir dervis gibi. Agzindan, Mevlânâ ve Yunus Emre sözleri eksik olmuyor. "Mesele sadece para yapmak degil; yaptigin isten haz almalisin." diyor. Kendisiyle çalisacak insanlari bir es seçer gibi itinayla seçiyor ve "Ilk önce kimyamizin uymasi gerekir." diyor. "Bu ise hayatimi verdim, marka ve kalite için bütün sermayemi yatirdim, birçok insanin emanetini üzerimde tasiyorum ve bu isi ancak kalite ve is ahlaki en zirvede olan insanlarla yaparim." diyor. "Kaliteden ödün verip 2.000 magazam olacagina, 30 tane adam gibi is yapan yerim olsun" görüsünde. Krizden olumsuz etkilenen tüketiciler, daha uygun alternatiflere yöneliyor. Pasha 12 dolardan pahali yemek satmiyor. Lüksten "uyguna" yönelen müsteriye Pasha yeni, saglikli ve kaliteli bir konsept sunuyor. Arkasina, Harvard beyinlerini, Taco Bell ve Burger King tepe isimlerini, Star Bucks'in sahiplerinden Kuveytli yatirimcilari alan Antonio, Florida'da sistemini yerlestirmis durumda. Simdi de, Amerika ve dünya nezdinde büyümek istiyor. Anlasilan, kriz, özgün ve ayagi yere basan projeleri olanlar için bir tramplen tahtasi olabiliyor.
Krizden en çok KOBI'lerin etkilendigi söyleniyor. Amerika'daki bazi Türk isletmeleri bunu yalanliyor. Mesela Malaga Diner, bulundugu bölgede parmakla gösterilen bir isletme. Basarili isletmelerde görülen temel bir özellik, müsterileriyle beraber bir kader bagi kurmalaridir. Giresunlu sahibi Ibrahim Yildiz, müsterileriyle neredeyse akraba olmus. Her sene, kurulus yildönümünde onlara bedava yemek veriyor. 10 yili askindir bu gelenegi sürdüren Ibrahim Bey, krize ragmen bu güzel âdeti bu sene de bozmamis. Yine, 1.500'e yakin Amerikaliyi bedava yedirmis. Bu durumu hayretle sorgulayan gözlere Ibrahim Bey, "Müsterilerimiz 364 gün bana ve tüm sülaleme bakiyor, bir gün de ben onlara bakmisim çok mu?" diyor. Herkes krizden yara alirken, Ibrahim Bey'in islerinde hiçbir aksama yok; hatta artis var. Anlasilan, bu zor günde Amerikali akrabalari Ibrahim Bey'i yalniz birakmiyor. Benzer sekilde, Karaçay Türklerinden Ramazan Küçük, New Jersey'de bir diger basarili isadami. Birçok kisinin gözünde, patronlar cennetlerini bu dünyada kurmus kisilerdir. O yüzden, öbür dünyada onlara cennet mennet yoktur. Ancak, günümüzde toplumun özel dilekçeyle cennete layik gördügü isadamlari da vardir. Ramazan Bey bunlardan bir tanesidir. Senelerce patronluk yapmasina, çok disiplinli is tarzina ve her milletten insanla çalismasina ragmen, Küçük herkesin gönlünü kazanmayi bilmis. Zamaninda birtakim krizlerde zorlansa da, el verdigi dostlari her daim yaninda olmus. O yüzden, "Bir krizde nakdini, malini ve mülkünü kaybedebilirsin ama en büyük kriz itibarini ve kredini kaybettigin gündür." diyor. Ramazan Bey'in bir itibar krizi olmamis, o yüzden simdiki gibi dönemsel krizler onu hep teget geçmis. Borç batagina batmamis, çevresiyle ve bankasiyla barisik, darda olanin her an yaninda olmus, yillarca kaliteli hizmet vermis, istisaresini seçme beyinlerle yapmis, dünyayi ayaklari altina sermis, itibarini namusu gibi korumus, maddi ve manevi hizmet etmis kisiler bir ekonomi için aslinda paratoner gibidirler. Sanirim Basbakan da o meshur lafi ederken, böyle kisilerden kurulu bir ekonomiyi düsünüyordu. Gelen okun siddeti kadar, karsilayan zirhin saglamligi da önemli, öyle degil mi Basbakan'im?
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 