
FINANSAL kriz, tasarruf sahiplerinden yatirimcilara fon akisinda yasanan aksamalara denir. Bankalar, atil fonlari yatirimcilara aktarirlar ve ekonomik büyümeye ve istihdama katkida bulunurlar.
Ancak, eger ekonomik ortama belirsizlik ve risk hakimse, bu kurumlar kredi musluklarini ya kapatirlar ya da rölantide çalistirirlar. Bu da, ekonominin daralmasina neden olur. Böyle bir ortamda, yatirimlar düser, harcamalar kisilir, toplam talep azalir, varliklar deger kaybeder, ekonomi durgunlasir ve issizlik bas gösterir. Amerika’da patlak veren konut krizi, finans sektörünü derinden yaralamis, simdi de bu ülkenin tüm ekonomisini tehdit eder hale gelmistir. Amerika’nin dünya sahnesindeki agirligi, bu ülkenin sorunlarini evrensel yapma potansiyeline sahiptir. Merkezi Amerika olan bu mali kasirga, yakaladigi hizla her ülkenin sahillerine ulasma noktasinda. Biz bütün bir seneyi kisir ve mahalli krizlerimizle geçirirken, dünya ülkeleri ABD menseli bu krize karsi sahillerini tahkim etmekle mesguldü.
ABD halki depresyonda
Dünya panik içinde, Amerika’dan kopan bu mali çiga karsi kalelerini saglamlastirirken biz birbirimizi tepelemenin derdindeydik. Amerika bize çok uzak olabilir ama Avrupa çok yakin. Avrupa da Amerika’ya çok yakin. Bizim en büyük ticaret ortagimiz da Avrupa. Avrupa’da çikan her problem, bizim için bir felaket habercisidir. O yüzden, Amerika’dan kopan bir çig kütlesi, Avrupa üzerinden hiz kazanarak Istanbul’un merkezine bir gece ansizin düsebilir!
Nitekim hapsiran Amerika, Avrupa ve Japonya’da hali hazirda gribe sebep olmus, bu ekonomileri durgunluga itmistir. Dünya semalarindaki bu mevcut kara bulutlar, pek tabi herkesin moralini bozuyor. Ancak, ates daha çok da düstügü yeri yakiyor. Firtinanin merkezinde olan Amerikan halki, depresyon belirtileri gösteriyor. Bir sorunca, bin ah isitiyorsun Sam Amcanin çocuklarindan. Su an Amerikalilar arasinda, Baskan Bush’a güven yüzde 29, Kongre’ye güven yüzde 14, ekonomiye güven yüzde 6 civarinda. Amerikalilarin kahir ekseriyeti (yüzde 80) bir seylerin ters gittiginden adi gibi emin. Haksiz da degiller. Birçok kisinin en büyük serveti olan evleri yüzde 20 ila 40 deger kaybetmis durumda. 2007 yilinda bankalara kaptirilan ev sayisi 1.3 milyonu bulmustur. Issizlik orani yüzde 5.5 civarinda olup artma egilimindedir. Gelirler ve aktiflerin degerleri düserken, tüketici ürünleri -artan enerji, petrol ve yiyecek fiyatlari yüzünden- hizla pahalilasmaktadir. Enflasyon, su an yüzde 5’in üzerinde olup, 1992’de Baba Bush’un seçim kaybetmesine sebep olan rakamdan daha yüksektir. Bankalar, Agustos 2007’den bu yana 450 milyar dolarin civarinda zarar açiklamistir ve gün geçtikçe daha da kan kaybetmektedir. IMF’nin son beyanina göre, toplam banka kayiplarinin 1 trilyon dolari bulmasi isten bile degildir. Kimilerine göre ise 2 trilyon dolar daha gerçekçi bir tahmindir. 2008’de 9 banka batmis; FDIC tahminlerine göre 117’si de yoldadir. En son Fannie Mae ve Freddie Mac gibi mortgage devlerine devletçe el konmasi, Lehman Brothers’in iflasi, abidevi ve efsanevi Merrill Lynch’in Bank of America’nin kollarinda yeni can vermesi küresel krizin baska bir platoya tirmandigini gösteriyor.
Benzin istasyonunda dua
En büyük tehlike aslinda baska bir noktada yatiyor. Giden geri geliyor ama kaybedilen güven ve umut biraz zor geri geliyor. Bilirsiniz, ‘cesaretini kaybeden her seyini kaybeder’ derler. Henüz resmi anlamda ekonomik bir durgunluk yasamasa da halkin çogu, ülkenin çoktan durgunluga düsmüs oldugunu düsünüyor. Bu yüzden, baskan adaylarindan McCain’in danismanlarindan eski Texas senatörü Phil Gramm, aslinda Amerikan ekonomisinin degil, Amerikan halkinin ‘mental durgunluga’ düstügünü savunuyor. Bunu tasdiklercesine, en varlikli aileler bile, kendilerini ‘Büyük Amerika’yi gören’ en son nesil olarak algiliyor. Bazilari ise, ‘toptan degisim’ parolali Barack Obama’nin belki bir seyler yapabilecegini, ancak vaktin çok geç oldugunu düsünüyor ve semavi bir müdahale bekliyor. Öyle ki, Maryland eyaletinden bir toplum lideri, gaz istasyonlarinda ilahi yardim için toplu dua seanslari tertip ediyor.
Banka kurbanlari
Semavi yardim talebi için benzin istasyonlarinin seçilmesi nedensiz degil. Son zamanlarda biraz düsse de, petrol fiyatlari bir sene öncesine göre hayal edilemeyecek seviyede. Ayrica bütün dünyada son yirmi yildir tüketim mallarinda genel fiyat düsüsüne sebep olan Çin ve Hindistan etkisinin sona ermekte oldugu düsünülünce, enflasyonla ilgili kaygilar her yerde tavan yapmis durumda. Bu sartlarda bir merkez bankasindan beklenen, enflasyona karsi faizleri yükseltmek ve paraya erisimi zorlastirmaktir. Yalniz, ABD konut piyasalarinda bir senedir yasanan sorunlar, banka iflaslari ve bankalarin para musluklarini kismalari ekonomik durgunluk kaygilarini da deprestirmektedir. Yavaslayan ekonominin pan zehiri de, faizlerin düsürülmesi ve paraya erisimin kolaylastirilmasidir.
Amerikan Merkez Bankasi FED’e, bir çok diger merkez bankasinin aksine (mesela T.C. Merkez Bankasi), duble sorumluluk yüklenmistir. Hem ekonomik büyümeyi tesvik, hem de enflasyonla mücadele etme görevi vardir. Bu iki görev de su an FED için ‘asagi tükürsen sakal, yukari tükürsen biyik’ çeliskisi demektir. Su siralar imrenilmeyecek tek koltuk varsa, o da FED Baskani Ben Bernanke’nin koltugudur!
Yalniz FED’in aldigi son önlemlerle amaçladigi sonuçlari alip almayacagi kuskuludur. Piyasalarin bugünkü sorunu mali sisteme ve bankalara güvenlerinin sarsilmasidir. Simdiye kadar, faizlerin ani ve radikal bir sekilde indirilmesi, banka kurtarmalari, vergi iadeleri, likidite yardimlari gibi önlemler sadece suni teneffüs yöntemleridir. Aslinda faizlerin asiri sekilde indirilmesi güven problemini daha da tirmandirmaktadir. Piyasalarin likiditeye bogulmasi, kolay para ortaminin tekrar geri gelmesi demektir. Zaten ucuz para maliyeti ve bollugu, konut balonuna, emtia fiyatlarindaki tirmanisa ve kisilerin ve kurumlarin asiri kredi kullanimina neden olmustu. Ayrica, banka kurtarma operasyonlari, bankalarin riskli yatirim yapma istahlarini kabartmaktadir. Bu, dostlara senlik bir kumar demektir aslinda. Yazi gelirse bankalar kazaniyor, tura gelirse devlet kaybediyor! Bu karlarin özellestirilmesi, zararlarin kamulastirilmasi demektir! Bu dürtü zaten bankalari çok riskli tüketici kredileri olan esik alti kredilerine bagimli yapmisti. Simdiye kadar görmedikleri seviyede yakin ilgiyle karsilasan marjinal toplum katmanlari (azinliklar, fakirler, gençler, göçmenler, vs.) maalesef bu kumarbaz bankalarin kurbanlari olmustur.
Kolektif akil tutulmasi
Ortalikta çözüm için üç görüs var; devletçi, piyasaci ve psikolojik (davranisçi). Devletçi görüs diyor ki, mevcut finansal sistem tamamen gözden geçirilmelidir. Sistem kendi kendini tamir edememektedir ve kisiler ve özel kurumlar bu isi beceremeyecektir. O yüzden, mali kurumlar önemli ölçüde kamulastirilmalidir. Piyasacilar da diyor ki, tabiatin seyrine karismamak gerekir. Devlet müdahaleleri krizleri durdurmuyor, sadece geciktiriyor. Devlete düsen, kriz sonrasi temizligi iyi yapmaktir. Piyasa er geç çikar bir yol bulacaktir, biraz sabir gerekiyor. Davranisçilar da diyor ki, bunlar çok akilli argümanlar. Insan bu, bazen aptallik yapiyor iste! Kolektif akil tutulmasi, süper bir ekonomiyi krize sokmustur. O zaman, Amerikali bir komedyen de diyor ki, ‘eger aptallik bizi bu batakliga düsürdüyse, niye ayni aptallik bizi düze çikarmiyor kardesim?’
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 