
Obama yönetimi göreve gelir gelmez, büyük ugraslar vererek 789 milyar dolarlik bir tesvik paketini subat ayinda Senato'dan geçirdi. Bu plan, her ne kadar ilk hedefi olan 827 milyar dolardan uzaksa da, bu haliyle bile ABD'nin bir baris döneminde gerçeklestirdigi en büyük kurtarma operasyonudur.
Bu kriz artik bütün dünyayi sardigindan, baska yerlerde basgösteren ekonomik sikintilarin tekrar dönüp dolasip kendini vuracagi düsüncesiyle, Obama yönetimi diger ülkelerin de benzer tesvik paketleri açmasi için G-20 toplantisi öncesinde siki kulisler yapti. Geçtigimiz haftaki G-20 zirvesinden yeni bir tesvik paketi çikmasa da, 1,1 trilyon dolarlik bir önlem paketi çikmistir. Zaten halihazirda, kurtarma paketlerinin küresel toplami 5 trilyon dolari bulmaktadir.
Ekonomi kurtarma paketleri, durgunluk tehlikesi yasayan bir ekonominin kamu harcamalari veya vergi indirimleri gibi maliye politikalariyla desteklenmesine denir. Krizler esnasinda ne sirketler, ne bireyler, ne de bankalar harcama temayülünde olmadigi için, toplam mal ve hizmet talebi daralir ve ekonomi hizla durgunluga girer. Hiç kimsenin harcama yapmadigi bir ortamda, ekonomiyi kurtarmak için, devlet artik makamindan yeryüzüne inmek zorunda kalir. Nihai harcama mercii olarak devlet, tesvik paketleriyle piyasalara birinci elden canlilik getirmeye çalisir. Ister altyapi projeleriyle çimento alimlarinin tesviki, ister vergi indirimleriyle gida satislarini artirma yoluyla olsun, artan kamu harcamasiyla sirketlerin daha az insani isten çikaracagi ve ekonominin canli kalacagi umulmaktadir. Dolayisiyla, tesviklerle gözetilen esas hedef, krizin issizligi artirmasini önlemek ve sosyal patlamalarin önüne geçmektir.
Obama, ekonomik kriz için ne yapiyor?
Ekonomistler arasinda, 1929'daki Büyük Ekonomik Buhran tecrübesine dayanarak, bu tür maliye politikalarinin ise yaramadigina dair bir konsensüs olusmustur. Birçok ekonomist, Merkez Bankasi para politikalarinin daha etkin bir yöntem oldugunu düsünmektedir. Faizlerin indirilmesi yoluyla bollasan ve ucuzlayan paranin harcama ve yatirimlari hizla artiracagina inanilmaktadir. Maliye politikalarinin etkinsizligine örnek olarak 2008'de Amerikan Kongresi tarafindan onaylanan 168 milyar dolarlik vergi indirimi ve vergi iadesi paketi gösterilmektedir. Bir ankete göre, Hazine'den kisi basina 600 dolar çek alan Amerikalilar bu parayi harcama yerine, ya tasarruf yoluna yahut borçlarini ödeme yoluna gitmistir. Bu iki eylem de, bir harcama içermediginden, ekonomik aktiviteyi canlandirmaktan uzaktir.
Ancak, bazi olaganüstü hallerde, alternatif görülen para ve faiz politikalari itici gücünü kaybeder. Batik kredileri yüzünden yok olmakla karsi karsiya gelmis Amerikan bankalari, simdi panik atak içinde hiç kimseye kredi vermemektedir. Amerikan Merkez Bankasi faizleri sifira düsürüp bankalarin cebine neredeyse bedava para koydugu halde, sok içindeki bankalar kredi musluklarini bir türlü açmamaktadir. 2008'in kisinda oldugu gibi, 2009'un ilk çeyreginde de Amerika, hâlâ "likidite tuzagi" içinde kivranmaktadir. Yok olan güven, birçok oyuncunun piyasalardan çekilmesine, yatirimlari ve harcamalarini kismasina, parayi yastik altina çekmesine neden olmustur. Bu bir ekonomi için, tas devrine dönmek gibi bir seydir. Para politikasiyla nominal faizler sifirin altina indirilemeyecegine göre, kisa vadede devletin direkt sahaya inmesinden baska çare kalmamistir. Obama yönetimi de bunu yapmaktadir. Martin Feldstein, Daron Acemoglu ve Larry Summers gibi ünlü ekonomistler bu tür büyük tesvik paketlerini desteklemektedir. Hatta, Nobel ödüllü iki etkin akademisyen, Joseph Stiglitz ve Paul Krugman, Obama'nin 800 milyar dolari bulan kurtarma paketini bile yetersiz görmektedir. Kongre Bütçe Komisyonu'nun hesaplarina göre, Amerikan ekonomisinin normal üretim kapasitesiyle su anki üretim kapasitesi arasinda 2 trilyon dolar kadar bir açik vardir. Krugman, bu boslugun doldurulmasi için, Obama'nin tesvik paketinin yeterli olmayacagini ve ilerde ek tesvik paketlerine gerek duyulacagini öngörmektedir.
Obama yönetimi kendisine üç temel hedef belirlemistir: Egitim, saglik hizmetleri, çevre ve enerji. Kurtarma paketi de bu temel hedefleri içermektedir. Örnegin, egitime 142, sagliga 24, altyapi yenilenmesine 90, temiz enerjiye 54, yenilenebilir enerjiye 21 milyar dolar ödenek ayrilmistir. Toplamda Türkiye ekonomisi büyüklügündeki bu kurtarma paketinin en büyük kalemi 27 milyar dolarla insaat ve yol çalismalarina tahsis edilmistir. Insanin aklina ister istemez "komsuda piser bize de düser mi?" sorusu geliyor. Dünyada üçüncü büyük müteahhit ülke haline gelen Türkiye, bu insaat, köprü ve yol projelerinden acaba bir türlü yararlanabilir mi? Daha çok Asya, Afrika ve Ortadogu'da faaliyet gösteren insaat firmalarimiz bu vesileyle, büyük Amerikan piyasasina girebilir mi? Bu paket Amerikan ekonomisini canlandirmayi amaçladigindan, devlet yatirimlari için "yerli mali kullan/ Buy American" sarti yerlestirilmek istenmis, ancak korumaciliga karsi asiri duyarli uluslararasi camiadan büyük tepkiler gelmistir. Ayrica, eger kamu yararina ise, büyük fiyat farkliliklari mevcutsa, yabanci mal ve hizmet kullanilmasi istisnalari mevcuttur. Simdilik, altyapi yatirimlarinda yerli demir ve çelik kullanilmasi istenmektedir.
Mart ayinda açilisina konusmaci olarak katildigim Türk Amerikan Insaat ve Çevre Mühendisleri Dernegi (TACCE) ile yaptigimiz istisarelerde, Türklerin yogun olarak yasadigi New Jersey ve New York eyaletlerinde önemli yatirim firsatlari oldugu ortaya çikmistir. New Jersey eyaleti toplamda kurtarma paketinden 17,5 milyar dolar ödenek almis ve bunun 700 milyon dolari insaat ve altyapi çalismalari için ayrilmistir. New York eyaleti ise federal devletten 42,5 milyar dolar tahsisat almistir ve bunun 1,1 milyar dolari altyapi ve insaat projelerine gidecektir. Kendilerine tahsisat yapilan eyaletlerin bu fonlari kullanmasi için, eyalet bütçesinden bu projelere katki yapmalari gerektigi düsünülürse, bu miktarlar daha büyük oranlara ulasmaktadir.
Türk isadamlari için yeni firsatlar dogabilir
TOKI Baskani Erdogan Bayraktar'in Amerikan Türk Ticaret Odasi'ni ziyaretinde bu konu gündeme gelmis ve oda yetkilileri Türk isadamlarinin bu projelerden nasil yararlanabilecegi konusunda bir rapor hazirlamaya karar vermistir. Ihalelere girme sartlari konusunda bilgiler Amerika'da faaliyet gösteren ticaret ataselikleri, ATCOM, TABID ve TACCI gibi isadamlari derneklerinden de temin edilebilir. Eger, disaridan bu ihalelere girmek konusunda kisitlamalar varsa bile, bu ülkede faaliyet gösteren Türk isadamlarinin lisanslarinin kullanilmasi ya da is ortakligina girilmesi yoluyla engeller asilabilir. Büyük bir firsat söz konusuysa, Amerikan kayitli bir sirket kurmak da söz konusu olabilir.
Her ne olursa olsun olumlu etkileri dolayli olarak kiyilarimiza vuracak bu uluslararasi kurtarma paketlerinden acaba direkt yararlanabilir miyiz? Türkiye, IMF'den koparacagi birkaç milyar dolar kredinin pesinde aylardir kosuyor. Bu hafta Türkiye'de DEIK ve Dis Ticaret Müstesarligi tarafindan düzenlenecek "Dünya Türk Girisimcileri Kurultayi"na katilmak üzere dünyanin dört bir bucagindan binlerce Türk isadami geliyor. Bundan daha iyi bir firsat olamaz. Türk isadamlarinin önünde dünyada 5 trilyon, Amerika'da 800 milyar dolari bulan kocaman bir pasta duruyor. Türkiye acaba ayagina gelmis diasporasini bu ilaç degerindeki pastaya erisebilmek için motive edebilir mi?
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 