
ABD’de yasayan Profesör Ihsan Isik: Huntington’in “medeniyetler catismasi” kehaneti bu sefer de Manhattan’daki kültür merkezi projesi üzerinden çikmak üzere. Krizden beslenen merciler su an her tarafta is basinda. Bu dumanli havada kurtlar cirit atiyor.
IHSAN ISIK
Prof. Dr. Rowan Üniversitesi Üyesi ve Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Iki aydir Amerika sicak bir tartisma içerisinde. Mesele New York’un sehir merkezinde yapilmasi planlanan bir kültür merkezi. Normal sartlarda alelade sayilacak bir olay, merkezin yeri ve tasarimcilarinin hüviyeti nedeniyle siddetli bir tartisma konusu. Kordoba Kültür Merkezi (Cordoba House) adi verilen bina 11 Eylul’de yikilan ikiz kulelere 180 metre uzaklikta Müslümanlar tarafindan insa ediliyor. 13 katli merkez projesinde, konferans salonlari, tiyatro, yüzme havuzu, spor salonu, lokantalar, derslikler, sanat merkezi, en üst iki katta da kubbeli bir mescit bulunuyor. Son yillarda zaten sirazesi sasmis olan Amerika, konuya tersinden yaklasan (her iki taraftan) “fanatiklerin” tahrikiyle yanlis bir istikamete dogru gidiyor. Küçük bir kivilcim yangina dönüstü. Kutuplasma tehlikeleri had safhada. Ufukta seçimler var. Obama zaten bir türlü dinmeyen ekonomik krizin altinda agir yarali. Ara seçimleri kaybetmesi büyük olasilik. Cumhuriyetçiler, radikaller ve bazi asiri sagci STK’lar bu kültür merkezi üzerinden Obama’ya son öldürücü darbeyi vurmak istiyorlar.
ABD’nin derin sesi
Karsit gurubun bayraktarlari arasinda, bir önceki seçimlerde baskan yardimciligi için yarisan Alaska Valisi Sarah Palin ve geçmiste Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçilerin sözcülügünü yapmis Newt Gingrich var. Palin “11 Eylül’de [Müslümanlar] bize savas açtilar. Simdi de 3 bin masum Amerika’linin katliamini kutlamak için “Sifir Noktasina” 13 katli devasa bir cami dikmek istiyorlar. Bu onlarin zafer anitidir” diyor. Palin daha ileri giderek sagduyulu Müslümanlarin bu “cüretkar girisime” karsi çikmalarini istiyor. Gingrich, Müslümanlarin yumusak karnindan saldiriyor: “Sudi Arabistan’da bir kilise veya havra olmadigi müddetçe, “Sifir Noktasinda” da bir cami olamaz!” Gingrich iyi bir demogoga yakisir bir sekilde devam ediyor: “[Merkezinin adi] Kordoba, Endülüs Müslümanlarinin Ispanya’daki baskentinin ismine tekabül ediyor. Müslümanlarin ilk yaptigi is zaferlerinin anisina Kordoba’nin en büyük kilisesini Islam aleminin en büyük üçüncü camisine dönüstürmekti. Bazi safdil cami savunuculari simdi bu ismin dinler arasi diyalogu temsil ettigini söylüyor. Halbuki Islamcilara göre, Kordoba Müslüman fethinin sembolüdür!” Cumhuriyet Partisi New York Vali Adayi Carl Paladino ise Amerika’nin yakin tarihinden bir tesbih getiriyor: “Bu cami Japonya’nin, Pearl Harbor deniz üssünün tam yanina onu bombalayan Japon kamikaze pilotlari anisina bir anit dikmesinden farksizdir”.
Dini hosgörü sinaniyor
Israil destekçisi Amerikalilar ve Tea Party temsilcilerinden Helen Friedman ise olayi daha vahim görüyor: “Bu cami bir Truva atidir. Unutmayin ki o at bir hediye olarak gelmisti. Simdi de bu camiyle düsmana kale kapilarini açmis oluyoruz!” Yahudilerin her türlü ayrimcilik, önyargi ve karalamayla mücadele için kurduklari Anti-Defamation League (ADL)’in “holokost gazisi” baskani Abraham Foxman ise “müslümanlarin bu tesebbüsü, birilerinin Auschwitz toplama kampinin karsisina Hitler’in bir abidesinin dikmesinden farksizdir” diyor ve projenin finansörlerinin arastirilmasini öneriyor. New York Valisi David Paterson da, müslümanlar eger arzu ederlerse, baska bir yerde kendilerine bir kamu binasini tahsis edebilecegini söylüyor.
Cami taraftarlari arasinda Yahudi veya Hiristiyan dinler arasi diyalog temcilcileri, New York Belediye Baskani Michael Bloomberg, Barisçil Yarinlar için 11 Eylül Aileleri gibi kisi ve kuruluslar var. Bu çevreler bu kültür merkezinin Müslümanlar ve Bati arasinda uzlasmaya hizmet edecegini ve bu iki dünya arasina ayrilik tohumlari ekmeye çalisanlara büyük bir darbe olacagini iddia ediyor. Ayrica, bu iznin, Amerika’nin dini hosgörüde ne kadar ileri oldugunu gösterecegine inaniyorlar. Barack Obama da Beyaz Saray’da verdigi iftarda, diger guruplar gibi, Müslümanlarin da kanuni her yerde ibadet etme hakkina sahip oldugunu söyledi. Ancak bazi çevrelerden yogun tepki alinca, bu hakkin Müslümanlara kanunen inkar edilemeyecegini, fakat ibadet için seçilen yerin dogrulugu hakkinda bir sey söyleyemeyecegini dile getirdi. Projenin gerçek sahibi Manhattan’da küçük bir camide görev yapan Faisal Abdul Rauf adinda bir imamdir. Aslen Misirli olan Imam Faisal, Kolombiya Universitesi’nde fizik bölümünü bitirmis, Stevens Teknoloji Enstituüsü’nde master yapmis bir entellektueldir. Dini ilimleri ise Ezher mezunu babasindan tahsil etmistir. Davos Ekonomi Forumu’na, televizyonlara, gazetelere, devlet kuruluslarina davet edilip Islam hakkinda fikirleri sorulan ilimli bir kisidir. Hatta, 2007 yilinda ABD Disisleri Bakanliginin Müslüman ülkelerle iliskileri gelistirmek amaciyla baslattigi bir program çerçevesinde Ortadogu ülkelerine gönderilen heyette yer almistir. 4.5 milyon dolara kültür merkezinin yerini bagislayan Soho Emlak sahibi Sharif Gamal ise, Misirli bir baba ve Polonyali bir annenin evliliginden dogmus bir Amerikalidir. Gamal uzlasmaci bir kisilik profili çiziyor. Gingrich gibi radikallerin Kordoba ismi üzerinden saldirilarini bertaraf etmek için, kültür merkezinin adinin “Park 51” olacagini ve herkese açik olacagini söylüyor.
Göçmen cenneti degil miydi?
Bu tartismalarin yapildigi yer göçmenler cenneti Amerika. Kendisi Hiristiyan ama öz babasi Müslüman olan bir baskan tarafindan idare edilen, 7 ila 10 milyon arasinda Müslümana ev sahipligi yapan bir memleket burasi. Bütün olanlara ragmen, Amerikali Müslümanlarin kendilerini hala ana vatanlarindan daha güvende ve hür hissettigi bir yer. Nitekim, Amerikan üst yönetimi, ABD’nin Islam diniyle degil, 11 Eylul’de kendilerine saldiran teröristlerle savasta oldugunu vurguluyor. Pew Arastirma Merkezi’nin yaptigi en son ankete göre Amerika’li Müslümanlar “bu ülkeye entegre olmus, hayatindan mutlu, görünüste, deger ve tutumlarinda yerel özellikler tasiyan bir toplumdur”.
Amerika’nin göçmenler yurdu olmasi, çalisanin hizla yukselebilmesi, dini ve etnik farkliliklara sayginin hakim olmasi, laiklik anlayisinin daha liberal olmasi gibi özellikler, Müslümanlarin Amerika’ya Avrupa’ya göre daha adapte olmasina neden olmaktadir. NPR’da dinledigim sonradan Müslüman olmus bir Amerikali yazar, bir çok Islam ülkesinde yillarca kaldiktan sonra “Islam’in en iyi yasanabilecegi ülkenin ABD olduguna” tecrübeyle karar verdigini ve geri döndügünü söylüyordu. Ayni sekilde, Imam Faisal da konusmalarinda yeni vatani ABD’nin eski vatani Misir’dan “daha Müslüman” bir ülke olduguna deginiyordu.
Yeni medeniyetler çatismasi
Olay, enine boyuna düsünüldügünde, çok hassas bir mecraya dogru gidiyor. Huntington’in “medeniyetler catismasi” kehaneti, Manhattan’daki kültür merkezi projesi üzerinden (entellektüel olarak) çikmak üzere. Krizden beslenen merciler su an her tarafta isbasinda. Bu dumanli havada kurtlar cirit atiyor. Müslümanlar kanunen hakli bir mücadele veriyorlar. Takdire sayan bir sekilde kitaba göre hareket eden Amerika’li makamlar da “sarlatanlarin” sözüne kulak asmadan Müslümanlar lehine tek tek karar veriyorlar. Hem de büyük oy farklariyla. Bu Amerika’nin hukuk devleti olmasinin önemli bir isaretidir. Ancak, bazi mücadeleler vardir ki, kazanani aslinda kaybetmistir. Eskiler “magluptur bu yolda galip” derler. Müslümanlar merkezi gerçekten açsa da, orada gönül rahatligiyla ibadet yapamazlar. Bu atesli tartismalar sonucunda, bir çok sinede yara açilmistir.
Söke söke ve acitarak almak uzun dönemli iliskileri tehlikeye sokar. Amerika’nin da El-Kaideleri, Talibanlari vardir; merkez açildigi gün “modern haçlilarin” açik hedefi haline gelebilir. Ayirca, bu oyun bir kerelik oyun degildir. Baska yerlerde de Müslümanlar cami basvurulari yapacaklar. O yüzden “ev sahibiyle” iyi geçinmek akilli bir tercihtir. ABD’de açilan camiye karsilik olarak, Müslüman ülkelerde yasayan azinliklar da -olur olmaz yerlerde- ibadethane açmak isteyecekler. Bu demokratik istegi karsilamak konusunda gerekli altyapiya sahip olmayan bir çok Müslüman ülkesi “açik ofsayda” düsecekler. Eger cami karsitlari kazanirsa, bu da Amerikali Müslümanlari ötekilestirecektir. Bu gayr-i medeni tutum, ayrica, Müslüman topraklarindaki radikallerin ekmegine yag sürecektir.
Amerika’da Türkler
Mücadeleyi verenler zahirde haklidir ancak batinda kuskuludur. 11 Eylül basit bir tarih degildir. O gün Amerika kalbinden vurulmustur. Ülkenin sembolü ikiz kuleler yerle bir olmustur. O kulelerle beraber Amerika’nin umudu da yikilmistir. Amerika hala o sarsintiyi atlatmis degildir. Bu ülke “Daru-s Selam” gibi asirlardir topraklarinda savas görmemistir. O burkulma bugünkü ekenomik kirilmanin baslangicidir.
Dünyanin gelmis geçmis en büyük krizi sayilan 1929 Buhraninda bütün günahlar, bütün hatalar, bütün faturalar Yahudilere kesilmistir. Simdi de benzer bir ekonomik krizden geçiyoruz. Müslümanlari kimsenin hedef tahtasina koymaya hakki yoktur. Herkesin burnundan soludugu hassas vakitlerde ufak bir hareket, büyük felaketlere neden olabilmektedir. Islamin temsili çok önemlidir. ABD’de Islam genelde Araplar tarafindan temsil edilmektedir. Orta dogu kafa yapisi “onlar” ve “bizler” olarak çalismaktadir. Farkli din ve milletlerle iliskiler konusunda fazla tarihi tecrübeleri yoktur.
Öfkeyle kalkma kârli otur
Akli selim icabi belki bu ise bastan girilmemesi gerekirdi. Proje sahipleri kamuoyunun tepkisini iyi ölçüp biçmeliydi. Anketler ve istisareler yaparak hareket etmeliydi. Aslinda, bizim dinimiz kati degil oldukça esnektir. Müslümanlar için hamamlar ve mezarliklar disinda her yer ibadethanedir. Cüretle söyleyecegim, Amerika Anadolu Islaminin yoklugundan muzdariptir. ABD’de Türkler çok geç sahneye çikmistir. Anavatandaki din karsiti politikalar, -cemaatler dahil- Türklerin Islam kimligini arkaya atmalarina ve ABD’ye göç ettiklerinde bu alani baskalarina birakmalarina neden olmaktadir. Yoksa, Türklerin siyer bilenleri su menkibeyi hatirlar, ona göre hareket ederdi: Peygamberimiz, cani gibi sevdigi süt kardesi, amcasi, Allah’in aslani Hz. Hamza’yi Uhut’ta sehit eden Vahsi adli Habes’li kölenin Mekke fethi sonrasi müslümanligini memnuniyetle kabul ediyor. Ancak ondan özel bir ricada bulunuyor. “Seni gördügümde, sevgili amcami hatirliyorum, ne olursun beni zor durumda birakma”. Hz. Vahsi Islam’in verdigi tapu gibi Peygamberi görme hakkindan saygiyla feragat ediyor, “emri olur, basim gözüm üstüne” diyor, O bu dünyadan irtihal edene kadar da kendisine dünyanin en güzel temasasini yasakliyordu. Zahir, kendilerine senet gibi haklarini bagislayanlara, bilmisli jestle mukabele etmek Müslümanin siaridir. 21. asrin medenileri, bir Vahsi kadar olamayacak mi?
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
