
Goldman Sachs Wall Street’in zaman üstü gözde bankalarindan. Krizden önce rekor kârlar yapan, hissedarlarini ve çalisanlarini devamli güldüren Goldman Sachs, krizden hafif bir sarsintiyla çikmayi basardi. Devletten aldigi yardimi ilk geri ödeyen bankalardan biri oldu.
14 Temmuz’da yaptigi duyuru ile de New York’tan Tokyo’ya herkesin gözlerini ogusturmasina sebep oldu. Son çeyrekte Goldman Sachs tam $3 milyar dolar kâr açikladi. Bu para , sadece üç ayda yapilan bir kâr! Goldman Sachs sektörün en küçük bankalarindan birisi olmasina ragmen, kârlilik bakimindan hep sektörün üstünde olmustur. Bir çok kisi bunu, bankanin çalistirdigi kisilerin kalitesine baglamaktadir. Zaten, banka bu kadar kâr yapmayi basaran personeline gözü gibi bakmaktadir.
Bu senenin ilk yarisinda personele yapilan ödemelerin toplami $11.4 milyardir. En büyük sermayesi “beyin gücü” olan Goldman adeta bir meritokrasidir; yani bir nevi yetenek imparatorlugu. Mesela, Goldman’dan emekli olan kisiler devlet tarafindan kapisilmaktadir. New Jersey valisi John Corzine, Bush’un Hazine Bakani Hank Paulsen, Bill Clinton’un Hazine Bakani Robert Rubin ve daha bir çok kamu yildizi hem bu bankadan neset etmistir.
Öyle anlasiliyor ki, basarili kurumlar, basarili insanlarin basinin üstünde dikilmekte, basarili insanlar da basarili kurumlarin çatisi altinda nesvü nema bulmaktadir.
Krize Meydan Okuyan Isletme
Ibrahim Yildiz New Jersey’de büyük bir restoran sahibi. Bulundugu bölgede parmakla göste-rilen Malaga Diner adli bir isletmesi var. Kendisini alti yildir taniyorum.
Ibrahim Bey'de gördügüm en büyük özellik, küçük ayrintilara takilmamasi ve daima büyük düsünmesi. Ayrica, çevresinden onu farkli kilan, paylasmayi bilmesi. Is hayatinda hep “win/win” üzerine projeler gelistirmeye çalismasi. Amiyane tabirle, “rabbena, hep bana” basitliginden ve ucuzlugundan kaçinmasi. Bu çok büyük bir özellik. Çünkü bir çok insanimiz küçük hesaplar pesinde kosarken, büyük firsatlari genelde kaçirmaktadir. Basarili isletmelerde görülen temel bir özellik, müsterileriyle beraber bir kader bagi kurmalaridir. Yani, müsteriyi “yolunacak bir kaz” gibi görmek yerine, onu bir “emanet” gibi görerek “kader arkadasi” bilmektir.
Ibrahim Bey de bu prensibi ilk günden beri düstur edinmis bir is adami. Müsterileriyle neredeyse akraba olmus. Her sene, kurulus yildönümünde, bütün gün restoraninda bedava yemek veriyor. O günü bütün kasaba ve çevresi biliyor; Malaga Diner gelinlik bir kiz gibi süsleniyor. Kasabanin belediye baskani, itfaiye, polis amiri, hakimleri, savcilari, bütün devlet erkani, vatandaslar erkenden Malaga’nin yolunu tutuyor. O gün kasabada trafik kitleniyor.
10 yili askindir bu gelenegi sürdüren Ibrahim Yildiz, krize ragmen bu güzel adeti bu sene de bozmadi.
Kriz dolayisiyla bir çok müsterisi, bu sene bir aksama beklerken, Ibrahim Bey yine her zamanki güler yüzüyle onlari kapida bekli-yordu. Ibrahim Bey, bu sene 1,500 kisiye yakin Amerikaliyi kurulus yildönümünde bedava yedirdi.
Bu durumu hayretle sorgulayan gözlere Ibrahim bey çok ma-nali bakiyor ve cevap veriyor: “Müsterileri-miz 364 gün bana ve tüm sülaleme bakiyor, bir gün de ben onlara bakmisim, çok mu?”
Sonuçlar da Ibrahim Bey'in dogru yolda oldugunu gösteriyor. Herkes krizden yara alirken, Ibrahim Yildiz'in islerinde hiç bir aksama yok; hatta artis var.
Anlasilan, bu zor günde Amerika'li akrabalari Ibrahim Beyi yanliz birakmiyor…
Gida Sektörü'nün Pasa'si
Mart 2008’de kuruldugundan beri Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) sayisiz aktivitelere imza atti. Ancak bunlar arasinda beni en çok mutlu eden, Pasa'nin ATCOM’u ziyaret ettigi gündü.
Pasha Restaurant'larinin kurucu ortagi Antonio Ellek gida sektöründe yeni firsatlar konusunda ATCOM üyelerine bir konferans vermek üzere geçen ay New Jersey’deydi. Antonio, tamamen bir basari öyküsü. Her seyden önce örnek ve güzel bir insan.
Anne tarafindan halis muhlis bir Türk. Baba tarafindan Akdeniz'in çizmesinden. Ak-deniz mutfagini Taco Bell, McDonald’s, Burger King gibi gündelik isimler haline getirmek için hayatini vakfetmis birisi. Su an pilot bölge olarak Florida’da on'a yakin restaurantta bu isi yapiyor.
Kendisi Wall Street’ten geçmis yatirimcilardan ve Harvard’da master yapmis seçme beyinlerden. Ancak, Harvard’da herkes hedge funds, private equity ve egzotik türev ürünler üzerine projeler çalisirken, o kebaplar, baklavalar ve salatalar üzerine proje çalismis. Staples’a danismanlik yapan hocasinin ilgisini çekmeyi basaran Antonio, gida sektörünün mutfagindan, garsonlugundan, ahçiligindan, yöneticiligine her kademesinde 4 sene staj yapmis. Daha sonra Kolombiyali arkadasiyla, lahmacunu, sis kebabi, ezo gelin çorbasini Amerika’lilara yedirmek için yola çikmis.
Antonio’da benim en çok dikkatimi çeken, kararli olmasi ve bu isi ibadet askiyla yapmasi. O Pasha olmus, Pasha o olmus. Çevresine hep azimli ve karakterli insanlar toplamis. Zaten, kendisiyle çalisacak insanlari bir es seçer gibi itinayla seçiyor. "Ilk önce kimyamiz uymasi gerekir" diyor. "Bu ise hayatimi verdim, marka ve kalite için bütün sermayemi yatirdim, bir çok insanin emanetini üzerimde tasiyorum ve bu isi ancak kalite ve is ahlaki en zirvede olan insanlarla yaparim" diyor. Kaliteden ödün verip 1,500 magazam olacagina, 30 tane adam gibi is yapan yerim olsun gibi de ilke sahibi. Antonio, Florida’da sistemini yerlestirdikten sonra, Amerika ve dünya nezdinde büyümek istiyor. Antonio bir is adamindan çok bir dervis gibi. Biz bu güzel insani ATCOM olarak güzel insanlarla tanistirdik. Dört gözle Pasha’nin dünyayi
fethetmesini bekliyoruz. O hepimizin mücadelesini veriyor.
Yolu ve ufku açik olsun!
Herkesin Cennete Gönderdigi Is Adami
Modern is adamlarinin ünü genelde kötüdür. Isçiyi ezen, gözünü para hirsi bürümüs, vahsi kapitalistlerdir onlar. Hatta, bir çok isçinin zikir gibi çektigi bir kaba slogan vardir: “isçi kardes, patron kalles”.
Bir çok kisinin gözünde, patronlar cennetlerini bu dünyada kurmus kisilerdir. O yüzden, öbür dünyada onlara cennet mennet yoktur. Eger cennete gidecekler, oylamayla belirlense, patronlarin sansi yok denecek kadar azdir.
Ancak, günümüzde toplumun özel dilekçeyle cennete layik gördügü is adamlari da yok degildir.
Bunlardan bir tanesi Karaçay Türklerinden isadami Ramazan Küçük'tür.
Hatta bir çok kisi latifeyle, o cennete gitmezse, kendilerinin de cennete girmeyecegini söylüyor. Senelerce patronluk yapmasina, çok disiplinli is tarzina ve her milletten insanla çalismasina ragmen Küçük, herkesin kendisinden razi oldugu ender insanlar- dan birisidir. Daha 25 yasindayken sifirdan milyon dolarlik isletme sahibi olan, ancak zamanla gençligin ve hirsin cilvelerine kurban olan, ama zamaninda el uzattigi insanlarin destegiyle, küllerinden daha güçlü dogan ve çevresinde örnek alinan mümtaz bir insan.
Daha birisini haksiz yere üzdügü rivayet edilmemistir. Dünyaya hep pozitif bakan ve çevresiyle barisik yasayan birisi.
Bu özelliginden dolayi, küresel kriz konusunda Adana, Konya ve Kayseri’de konferans verdigim sanayici ve tüccarlara örnek gösterdigim bir isadami.
Bir krizde naktini, malini ve mülkünü kaybedebilirsin ama en büyük kriz itibarini ve kredini kaybettigin gündür.
Ramazan beyin böyle bir itibar krizi olmamis, o yüzden simdiki gibi dönemsel krizler onu hep teget geçmis.
Sanirim Basbakan da o meshur lafi ederken, Ramazan Küçük’ü düsünüyordu…
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi 