
Amerikan Merkez Bankasi (FED) ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasi (TCMB) bu hafta ardi ardina bankalar arasi gecelik faizlerinde indirime gittiler. FED sali günü 0,25 puan indirim yaparken, TCMB persembe günü 0,50 puan indirim yapti.
Bu politikalara göre, bankalar gecelik islemleri için simdi ABD'de birbirine % 4,25 faiz öderken, Türkiye'de % 15,75 ödeyecekler. Piyasalarin normalde faiz indirimlerine sevinmeleri gerekir. Halbuki bu gelismeler, iki ülkede de piyasalari tatmin etmemis gözüküyor. ABD'de hisse senetleri hizla deger kaybederken, hazine tahvillerinin getirileri düstü ve para piyasalari faizleri firladi. Türkiye'den de ilk tepkiler olumsuz gözüküyor.
Iki ülke merkez bankalari da "enflasyon hedeflenmesi" politikasi izlemektedir. Bu politika, merkez bankalarinin kendilerine bir enflasyon orani hedefledigi ve bunu gerçeklestirmek için de faiz oranlarini kullandigi bir ekonomik politikadir. Merkez bankalari, eger fiyat artislarinin enflasyon hedeflerinin üzerine çikmasindan kaygi duyuyorsa faiz artirimina, degilse faiz indirimine gider. ABD Merkez Bankasi yazdan beri toplam 1 puan faiz indirimine gitti. 2003'ten beri faiz artiran FED, birdenbire eylül ayinda fren yapti ve yarim puan faiz indirimiyle kosar adimlarla geri döndü. Pesinden de iki defa 0,25 puan indirimine gitti. Bu politikalar çok tutucu bilinen Bernanke FED'i için olaganüstü adimlardi. En son yarim puanlik faiz indirimi 2002 Kasim'inda olmustu ve Haziran 2003'ten beri de hiçbir faiz indirimi yapilmamisti. Ilk iki faiz indiriminin yapildigi toplanti metinlerinde, renk verilmemis ve enflasyon kaygilarinin hâlâ devam ettigi ve FED'in olasi bir tehlike aninda yüksek faiz politikasina dönecegi ima edilmisti. Yalniz son toplanti tutanaklari, gelecek faiz indirimlerine açik kapi birakiyor. Bunlar da gösteriyor ki, FED hâlâ enflasyon hakkinda kaygili olsa da, ekonomide daralma konusunda daha endiselidir. Bir anlamda, FED bir sinemada "yangin var" diye bagiran kisinin rolünü oynuyor.
Enflasyon baskisi devam ediyor
Son zamanlarda biraz geri dönse de, genelde petrol ve altin fiyatlari aldi basini gitti. Varil basina petrolün nerdeyse 100 dolara vurmasi, kisin gelmesiyle yiyecek, gaz ve enerji fiyatlarinin tirmanma seyrini sürdürmesi gösteriyor ki, enflasyonist baskilar hâlâ gündemde. Ayrica bütün dünyada son on yirmi yildir tüketim mallarinda görülen genel fiyat düsüsüne sebep olan Çin etkisinin (China effect) de kirilmaya basladigi ve hatta sona ermekte oldugu düsünülünce, enflasyonla ilgili kaygilar hâlâ dipdiri tazeligini korumaktadir. Yalniz, ABD konut piyasalarinda yasanan sorunlar, bankalarin rekor seviyede kredi zararlari, son aylarda Amerika'da hiçbir yeni is yaratilamamis olmasi ve tüketicilerin güvenlerinin sarsilmasi ve harcamalarini kismalari, eylülden beri FED'i ani fren yapmaya mecbur birakmis ve ekonomik durgunluk kaygilarinin daha agir basmasina neden olmustur. Beklenen, FED'in faiz indirimlerine devam edecegidir.
FED geri çekilme harekâti yaparken finansal çevrelerde panige de meydan vermek istememektedir. Bu yüzden, artan sistemsel risk ve ekonomik durgunluk tehlikesi karsisinda, piyasalarin en az 0,5 puan faiz indirimi beklemesine karsilik, sadece 0,25 indirimle yetinmistir. Simdiye kadar yapilan faiz indirimleri amacina ulasmamistir. Piyasalar da tepkileriyle bunu anlatmak istemektedir. Birçok konut kredisi uluslararasi gecelik faiz orani olan LIBOR üzerinden fiyatlandirildigindan, FED'in gecelik faizlerini düsürmesi ev piyasalarina pek bir etki etmemektedir. Ayrica, birçok ev sahibinin aldigi ucuz ev kredisi, gelecek sene otomatikman faiz artirimina gideceginden, zaten ödeme zorlugu çeken birçok dar gelirli Amerikan vatandasinin iflasina neden olacaktir. Böyle bir ilave darbeyi önlemek için, Amerikan hazinesi müstesari -eski Goldman Sachs baskani- Hank Paulson, özel sektör öncülügünde bir kurtarma operasyonuna girismistir. Belli niteliklere sahip olan ev sahipleri için, faizler dondurulacak ve finans maliyetleri kontrol altina alinacaktir.
Gevsek para politikasina dönülmesine, faizlerin indirilmesine ve likiditenin artirilmasina ragmen, bankalar hâlâ piyasalardan para bulmakta zorlanmakta, bu yüzden de kredi musluklarini nadir açmakta, açtiklarinda da yüksek bedel istemektedirler. Gecelik faizler inis seyri gösterse de aylik faizler hâlâ düsüse direnmektedir. Bankalar birbirinin sagligindan süphelenmekte, herkes elindeki nakde simsiki sarilmaktadir. Bu da kredi darbogazina neden olmaktadir. FED ikinci kirdirma faizlerini yine 0,25 puan düsürerek, nihai kredi mercii olarak, bankalarin dara düstügünde kendisinden borçlanmasini tesvik etmektedir. Ancak bankalar FED'den borçlanmak konusunda oldukça gönülsüzler. FED'in kapisini çalmalarinin duyulmasiyla, itibar kaybina ugrayacaklarini ve daha sonra piyasalardan borçlanmakta zorlanacaklarini düsünmektedirler. Bunda da haksiz degiller. Çok yakin zamanlarda Ingiliz bankasi Barclays'in merkez bankasi fonlarini kullanmasiyla içine düstügü problemler bankalarin hâlâ hatirinda. Piyasalardaki bu likidite darbogazini açmak için, en son ABD, Kanada, Ingiltere, Isviçre ve Avrupa merkez bankalari beraber hareket etmeye karar verdiler. Japon ve Avustralya merkez bankalari da kenarda destek kuvvet olarak durduklarini ilan ettiler. Acil eylem plani, bu konsorsiyumun, siddetli para sikintisi çeken, ama merkez bankalarindan da borçlanmakta gönülsüz olan bankalar için, aralikli gizli kredi ihaleleri düzenlemeleri seklinde olacak. Böylece merkez bankalari ön kapidan degil de arka kapidan servis yapacak ve misafirlerinin kimliklerini gizli tutacak.
Piyasalar, bu faiz indirimleri ve merkez bankalarinin ortak hareket edecegi haberlerine ilk basta olumlu tepki verdilerse de, daha sonra heyecanlarini yitirdiler. Ilk ihaleyle, FED pazartesi günü 20 milyar dolar piyasalara bir aylik kredi enjekte edecek. Anlasilan, piyasalar tepkileriyle 10,8 trilyon dolar olan Amerikan aktiflerinin finansmani için bu miktarin devede kulak anlamina gelecegini düsünmektedir. Dolayisiyla, FED'in aldigi bu son önlemlerle amaçladigi sonuçlari alip almayacagi kuskuludur. Piyasalarin bugünkü asil sorunu mali sisteme ve bankalara güvenlerinin sarsilmasidir. Normalde sektör ortalamasinin çok daha altinda kredi sorunu olan Ingiliz bankasi Northern Rock'un basina gelen son problem, insanlarin kuskularinin panige dönmesinden ve kendilerini saglama alma güdüsünden kaynaklanmaktadir. Birçok uzmana göre, faiz indirimleri bu kuskulari gidermekten çok, daha da fazla azdiracaktir. Ayrica, piyasalarin likiditeye bogulmasi, kolay para ortaminin tekrar geri gelmesi demektir. Zaten ucuz para maliyeti ve bollugu, su an problemlerini yasadigimiz konut balonuna ve kisilerin ve kurumlarin asiri kredi kullanimina neden olmustu. Düsük faiz politikasi, piyasalarda risk istahini daha da kabartabilir ve bankalarin takip ettikleri yanlis kredi politikalarina devam etmelerine neden olabilir. Faizler düsünce, ev sahipleri yüksek olan faizlerini indirmek için evlerini yeniden finanse ederler. Su anki ortamda bu Amerika'da mümkün gözükmüyor. Çünkü bankalarin yeni bir kredi vermeye paralari olmadigi gibi, eskisi gibi konut kredilerini ipotek gösterip piyasalardan da para temin edememektedirler. Ev kredileriyle iliskili hiçbir kâgida piyasalar simdilik ragbet göstermemektedir. Eski FED Baskani Alan Greenspan, ev fiyatlarinda hâlâ düsüs beklemekte, ve bu düsüsün yüksek tek haneli bir rakam olacagini, hatta çift rakamli bir düsüs olursa da hiç sasirmayacagini dile getirmistir. Efsanevî merkez bankasi günlerini anlattigi hatira kitabi yeni yayina giren Greenspan'e göre, bu tür yapisal krizlerin önlenmesi imkânsizdir. Hatta tabiatin seyrine karismamak gerekir. Merkez Bankasi müdahaleleri krizleri durdurmaz, ama geciktirir. Hatta yapilan arizi müdahaleler zaten nüksedecek krizin sorunlarini daha da derinlestirir. Merkez bankalarina düsen görev, kriz sonrasi temizligi iyi yapmaktir. Bu baglamda, FED'in görevi -dersini almasi gereken- ev piyasasini kurtarmak yerine, zaten er veya geç patlayacak olan bu krizin sadece bu piyasayla sinirli kalmasina gayret etmektir.
Sicak para hareketlerine dikkat
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi (TCMB) da kasim ayinda enflasyon orani beklenenden yüksek çikmasina ragmen, aynen FED gibi, ekonomik durgunlugu daha büyük tehlike saymis ve yarim puanlik faiz indirimine gitmistir. Ayrica pazartesi günü açiklanan ve 2001 yilindan bu yana en düsük büyüme oranina isaret eden veriler de Merkez Bankasi üzerinde baski olusturmustur. 2007'de dinamizmini yitirmeye baslayan Türk ekonomisinin yükselisini devam ettirmesi için, isadamlari düsük faiz politikasini reçete görmektedirler. Yalniz, TCMB ise hâlâ enflasyon beklentilerinin kirildigindan emin olmadigindan, isi siki tutmak istemektedir. Son zamanlarda, petrol fiyatlarinin düsme seyrine girmesi ve kuraklik sorununun beklenmemesi, kamu harcamalarinda gözlenen disiplin, Merkez Bankasi'nin enflasyon kaygilarini hafifletmistir. Ayrica, FED'in faiz indirimi, küresel sorunlarin ufukta seyrettigini tescil etmis, TCMB de bu mesaji almis ve ekonomisine herhangi bir dis soka karsi % 0,5 oraninda bir asi yapmistir. Bu siralar ABD'de tezahür eden ekonomik belirsizlikler, takiben dolarin ve faizlerin düsüsü, yatirim fonlarini gelismekte olan ülkelere dogru seyahate çikarmistir. Bu ülkelerde, borsalarda islem gören hisse sayisi çok azdir. Bu da çig gibi bir para kütlesinin, az sayida hisse senedi pesinde kosmasi demektir. Bu da Çin ve Hindistan gibi ülkelerde oldugu gibi borsa balonunu sisirmektedir. Tahminen, ayni seyir Türkiye için de geçerlidir. TCMB'nin % 0,5 faiz indirimi, virüslere karsi bir "asiysa", disaridan konar göçer gelecek portföy yatirimlari da "hormondur". Asiya evet, hormona dikkat!!!
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
