
[ABD Ekonomisi sarsintida: Piyasalar, Merkez Bankasi baskaninin kellesini istiyor!]
Bu agustos ayi küresel mali krizin yildönümüydü. Yildönümleri genelde mutlu anlardir; yalniz bu yildönümü "mutsuz" ve "umutsuz" olarak tarihe geçti. Biz bir süredir kendi yerel ve suni krizlerimizle bogusurken, dünya uzun zamandir esi ve benzeri görülmeyen bu krize karsi kalelerini güçlendiriyordu.
Kimileri bu krizi, Büyük Ekonomik Buhran'dan (1929), kimileri ise 2. Dünya Savasi (1945)'ndan sonra yasanilan en siddetli kriz olarak görüyor. Siddeti tartisilir ama, bu kriz gittikçe güç depolayan amansiz bir firtinaya (perfect storm) benziyor ve ne zaman sakinlesecegini ise hiç kimse kestiremiyor. Merkez Bankasi Baskani Durmus Yilmaz ve Harvard Üniversitesi profesörü ve eski IMF bas ekonomisti Kenneth Rogoff su an yolun yarisini aldigimizi öngörürken, Financial Times bas ekonomisti Martin Wolf henüz baslangicin bile sonuna varmadigimiza inaniyor. Tahminleri zorlastiran, bu krizin simdiye kadar yapilan tüm müdahalelere cevap vermedigi gibi, her saldiriyla daha da azginlasan bir canavara benzemesidir. Bu yüzden, bazilari bu krizi Hollywood icadi canavarlar King Kong veya Godzilla'ya benzetmektedir. Bütün dünyadan mali otoritelerin bu canavari, faiz indirimleri, likidite yardimlari, banka kurtarmalari, sonsuz garanti vaatleri, vergi iadeleri gibi silahlarla bombardimana tutmalarina ragmen, o hâlâ salinarak yoluna devam etmekte ve her yeni adimda yeni kurbanlara ulasmaktadir. Bu karamsar ortam, insanlarin hayal güçlerini de zorlamaktadir. San Francisco FED Baskani Janet Yellen, dünya ekonomisini tehdit eden güçleri, gök gürültüsü ve simsekler arasinda, her biri bir tepeden ortaliga "felaket" üfleyen üç cadiya benzetmektedir. Bu üç cadiyi da, konut piyasasi, mali piyasalar ve emtia fiyatlari olarak nitelemektedir. Bu platonik sartlar, henüz Amerikan ekonomisini degilse de, halkini "mental durgunluga" sürüklemis gözüküyor. Maryland eyaletinden bir toplum lideri "semavi yardim" için benzin istasyonlarinda toplu dua seanslari düzenlemektedir.
Küresel kriz su an en fazla satan "atesli" ürünlerden birisi. Bütün dünya, Amerika merkezli bu firtinanin çikis sebeplerini, ulasabilecegi hizi, nereleri vuracagini ve ne zaman duracagini merak ediyor. Temmuz ayinda, Ankara'ya yaptigim bir is ziyaretinde, sehrin en merkezî binalarindan birinde, bir FED mensubunun küresel kriz konusunda verdigi seminere konuk oldum. Amerikali misafir, krizin anatomisini iki saat boyunca anlattiktan sonra, FED'in elinden gelen her seyi yaptigina ama krizin adeta bagisiklik kazandigina degindi. FED'in bir suçunun olup olmadigi sorgulandiginda, belki kurumsal bir vefayla, FED'in masumiyetini ve krizlerin hayatin bir parçasi oldugunu savundu. Misafir oldugum bir toplantida soru sormayi pek nazik bulmadim, ama kendimi de tutamadim. Ev sahibine, soru sormamin bir sakincasi olup olmadigini sordugumda, "ne demek hocam, siz de bizden birisi sayilirsiniz" cevabini alinca cesaretlendim. "Sayin misafir, ortada büyük bir hasar var; bunun sorumlulari olmasi gerekir. [Dostoyevski'ye göre], bir suç gerekli cezayi çekmeden, vicdanlar sükunet bulmazmis. Krizin bir türlü dinmemesi, piyasalarin daha fazla kurban istiyor olmasindan kaynaklanmasin?" Sorunun toplantinin ölen saniyelerine rastlamasi hem konusmaci hem de benim için talihsizlik oldu ve o üst düzey oturumdan krizin suçlusunu belirleyemeden ayrildik. Bütün alinan önlemlere ragmen, küresel krizin yavaslamamasi, aksine hizlanmasi, bir yerde piyasalarin birilerine çok kizgin oldugunu gösteriyor. Bu kadar kurbana ragmen, kriz canavarinin hâlâ doymamasi, piyasalarin yüreginin hâlâ sogumadigina delil. Bu da bana, kendi öz tarihimizden bazi aci sayfalari çagristiriyor.
Eski dostlari Greenspan'in apoletlerini söküyor
Kimilerine göre, piyasalarin su anki dramatik durumu, tam bir Shakespeare malzemesidir. Ancak, Shakespeare, "bütün dünler, bugünleri aydinlatan fenerlerdir" der. Evet, dünyada krizler yeni bir olay degildir; mesela bu topraklar birçok kriz görmüstür. Hatirlanirsa, bizde "kazan kaldirmak" diye bir tabir vardir. Kazan kaldirmak, yeniçeri ocaginin isyan etme, meydan okuma, otoritenin zayif oldugu vakitlerde isteklerini kabul ettirme tarzi olarak tarihimizdeki yerini almis bir eylemdir. Sultanca verilen cep harçligini (ulufeyi), aldigi altinin ayarini, sistem degisikliklerini, vezirlerin yönetim tarzini ya da yemegi begenmeyen yeniçeriler derhal mutfaktan içi yemek (genelde et) dolu kazani kapip Meydan-i Lahm (Et Meydani) denen yere gider ve kazani kaldirip devirirmis. Eger saray, bu kazan eyleminden gerekli dersi çikarmazsa, yeniçeriler bu sefer ayak divani kurulmasini salik verir ve genelde "kelle" almadan da kislaya dönmezmis. Mesela, Lehistan seferindeki basarisizligi askerin gayretsizligine baglayan Sultan Genç Osman, Anadolu, Misir ve Suriye'deki Türkmenlerden olusacak yeni bir ordu kurmak isteyince, yeniçeriler hemen kazan kaldirip sarayin yolunu tutarlar ve Sultan 1. Mustafa'yi tahta geçirip Genç Osman'i Yedikule Zindanlari'nda bogarlar. Kabakçi Mustafa Isyani'nda ise, Sultan 3. Selim tarafindan yeni kurulan Nizam-i Cedit ordusunu kendi varliklarina tehdit gören yeniçeriler, sarayi basar ve yeni orduyu lagvettirirler. Bununla da kalmaz, padisaha yakin 11 devlet adaminin kellesini isterler. "Böyle isyankâr tebanin hükümdari ve halifesi olmaktansa, olmamak daha iyidir!" diyen 3. Selim padisahligi birakir. Bunun üzerine, isyancilar 4. Mustafa'yi tahta geçirir ve 3. Selim'i bir yil sarayda hapis tutarlar. Rusçuk Ayani Alemdar Mustafa Pasa, Selim'i kurtarmak için Istanbul'a yürür, ama saraya yetisemeden Sultan Selim katledilir. Lale Devri'nin sonunu getiren Patrona Halil Isyani'nda ise, yeniçeri ve esnaf karisimi isyancilar, sarayin sefahatindan ve yapilan israflardan sorumlu tuttuklari Sadrazam Damat Ibrahim Pasa ve 37 devlet adaminin kellesini isterler. Kendisine ve ailesine zarar verilmemesi durumunda tahttan çekilecegini bildiren Sultan 3. Ahmet, canini kurtarir ve yeniçeriler de kislalarina çekilirler. Tarihe "Vaka-i Vakvakiye" olarak geçen olayda ise, paranin deger kaybetmesi, maaslarin geç ödenmesi ve hakarete ugradiklari gerekçeleriyle alt yönetimden hosnut olmayan isyancilar, devrin padisahi 4. Mehmet'e dokunmazlar ama, listesini verdikleri 30 bürokratin kellesini almadan da saraydan ayrilmazlar. Öyle anlasiliyor ki, yüreklerinin "yaniklik derecesine" göre, saray kapilarina dayanan yeniçerilerin "kelle" istegi de farkli oluyormus. Bazen bürokrat, bazen vezir, bazen de sadrazam kellesi yeniçerilerin yüreklerini soguturken, bazen de bunlarin hiçbirisi yetmiyor, hoyrat elleri "sistemin basini" almadan teskin olmuyormus.
Ben de ruhi teskin için, Sherlock Holmes gibi bir yildir suçlularin pesindeyim. Agustos ayinda, krizin yildönümü münasebetiyle Amerikan Türk Ticaret Odasi'nin düzenlemis oldugu "Mortgage Krizi ve Isletmeler Üzerine Etkisi" adli panelde laf dönüp dolasip "suçlu kim?" sorusuna geldi. Uluslararasi iliskiler ve politika uzmani Dr. Akif Kireççi'nin profesyonel yönetiminde, sahsim, borsa ve yatirim uzmani Dr. Osman Kiliç ve emlak uzmani Haci Köse hep beraber iz sürdük. Fikirlerin çarpismasindan hakikat dogarmis. Tartisma seklinde geçen panelde, ben Arsimet misali "buldum, buldum!" diye sevinerek, nihayet "gerçek suçluyu" teshis etmenin ruhi hazzina erdim. Piyasalarin "gizli elinin" bogazladigi kurbanlara bakarak suçluyu kestirebiliriz. Arthur Andersen adli asirlik denetim firmasinin 2001'de devletçe "idami" ve denetçi firmalarin elinden danismanlik hizmetlerinin alinmasi büyük kayiplardir. Kredi reyting acenteleri siki düzenleme ve pazar kaybi tehdidi altindadir ve artik müsterilerine belki de ek danismanlik yapamayacaktir. Bankacilik sektörü ise piyasa degerinin yarisini yitirmis; 9 kayip vermis (FDIC'ye göre 117'si de yoldadir); bilançosundan toplamda 450 milyar dolar kredi silmistir (IMF'ye göre 1 trilyona çikabilir). Milyarlarca dolar zarar eden bankalar, Citigroup (55), Merrill Lynch (52), UBS (38), Wachovia (22) ve IKB (16), kizgin yatirimcilari teskin etmek için genel müdürlerinin "baslarini uçurmustur". Halk, 1,3 milyon evi bankalara; finans sektörü de 35 bine yakin evladini issizlige kurban vermistir. Anlasilan, birçok suçlu adayi var. Bankalar kredi analizini savsakladiklarindan ve asiri kâr pesinde, halkin parasiyla çok riskli yatirimlara giristiklerinden dolayi suçludurlar. Banka denetçileri, bu denli büyük skandallari (Northen Rock, IndyMac, Fannie&Freddie) rapor etmediklerinden dolayi suçludurlar. Öyle ki, çogu otorite, denetçilerin denetleme sonrasi verdigi görüslerin, üzerine yazildiklari kâgit kadar bile degerinin olmadigina inaniyor. Konut kredilerinin %50'si "mortgage havuzlari" tarafindan fonlanmaktadir. Bu havuzlarin mortgage kredilerine karsilik piyasaya tahvil sürebilmesi için, kredi risklerinin Standard&Poors ve Moody's gibi reyting acenteleri tarafindan degerlendirilmesi gerekmektedir. Bu acenteler, insa edilmesine danismanlik yaptiklari bu havuzlara ve nihai sahibi bankalara genelde hep iyi notlar vermislerdir. Yatirimcilarin rekor zararlari, acentelerin "not enflasyonunu" ele vermektedir. Zaten denetçiler ve reytingciler, hizmetlerinin bedelini, denetledikleri ve degerlendirdikleri müsterilerden aldigi müddetçe aksi de pek beklenemez. Banka magduru bireyler de, "açgözlülük", "kolay ayartilmak" ve "ayaklarini yorganlarina göre uzatmamaktan" dolayi suçludur.
Iyi korku filmleri sürprizle doludur. Kriz canavari King Kong ve yeniçeriler hâlâ kurban istedigine göre, bas suçlu yukaridaki zanlilarin disinda birisi. Sistem çatirdadigina göre, "sistemin sahibini" sorgulamak lazim. Aslinda, politikacilar icranin basidir ve nihai sorumludur. Yalniz, on yili askindir, mali konularda merkez bankalari birçok yerde tek (veya en önemli) otoritedir. O yüzden, tarihî tesbihimizde piyasalar yeniçerilere, FED baskanlari ise, "finans dünyasinin sultanlarina" karsilik gelmektedir. Greenspan yönetimindeki FED, borsa balonunun patlamasindan, 11 Eylül terör olayindan ve Enron gibi dev sirketlerin saibeli sekilde batmasindan sonra, faizleri uzun süre düsük tutmus, degil Amerika'yi, tüm dünyayi paraya bogmustur. Piyasalar ne zaman sizlansa, "Greenspan put" (harçlik ver) mekanizmasi devreye girmistir. Dünya da kazandigi ihracat ve petro-dolarlarini sürekli Amerika'ya geri pompalamistir. Sonuç olarak, ucuz kredi ve para bollugu her yerde konut balonunu sisirmis; bankalari ve bireyleri ayartmistir. Tek sürpriz, enflasyonun azmamasidir; o da anti-enflasyon makineleri Çin ve Hindistan yüzündendir. Zümrüdü Anka kusu gibi, piyasalar gak dedikçe et (ucuz para), guk dedikçe su (garanti) veren FED, piyasalari "simartmistir" (moral hazard). Halbuki, "en iyi merkez bankasi, parti en siddetiyle devam ederken, içki sisesini insanlarin önünden alabilendir". 18 yil FED baskanligi yapan ve "Lale Devrinin" bu kadar uzun sürmesiyle adeta "ilahlastirilan" Greenspan'in apoletleri -kendisini zamaninda alkislayanlar tarafindan- tek tek sökülmektedir.
Sirada Bernanke mi var?
reenspan'in dava arkadasi olan ve ayni gelenegi hâlâ sürdüren, su anki FED Baskani Bernanke de ayni tehlikeye maruzdur. Kurbana doymayan piyasalarin anlasilan cani çok yanmis ve daha büyük kurbanlar istemektedir. Bir süredir, sorunlu mortgage devleri Fannie ve Freddie'nin kamulastirilmasini, genel müdürlerinin baslarinin alinmasini ve hissedarlarinin idam edilmesini diretmeye baslamislardi. Piyasalar ortaligi "kan gölüne çevirmeden", devlet geçen hafta bu kurumlar üzerinde kendi (kismî) infazini yapmistir. Harvard Profesörü Rogoff, hâlâ büyük bir bankanin batacagini öngörmektedir. Belki bunlar, piyasalarin yüregini sogutabilir.
Sistemi degistirmek dirayet ve feraset istiyor. Rusçuk Ayani Alemdar Mustafa Pasa, 3. Selim'e yetisemez ama reform yanlisi 2. Mahmud'u tahta geçirir. Daha kurnaz bilinen Sultan Mahmud da, yeniçerilerden (ve ayanlardan) kurtulmak için tam 17 yil firsat bekler. "Vaka-i Hayriye" denilen olayla, bir isyani firsat bilir ve yeniçeri ocaklarini ancak top atesiyle söndürür. Bernanke'nin önünde de üç senaryo var. Ya, Sultan Ahmet gibi, kini dindirmek ve kendisini kurtarmak için piyasalara birkaç büyük kurban verir; ya Sultan Mahmud gibi "müesses nizami" (siyasi iradeyle) degistirip tüm sistemi kurtarir; ya da basladigi reformlari sonlandiramazsa Sultan Genç Osman ve Selim gibi kaderine razi olur. Krizler bir yerde reform firsatidir. ABD Hazine Bakani Paulson'un masasinda yeni bir "finansal mimari proje", 31 Mart'tan beri bekliyor. Amerika'da okullarda Osmanli tarihi dersleri verilmektedir. Bernanke böyle bir ders almis midir bilmiyorum. Yalniz, ben Ankara'daki seminerde, konuk FED mensubuna yeniçerilerden biraz bahsettim. Piyasalarin gazabi su an tepe noktasinda. Greenspan'e linç girisimi çoktan basladigina; geçen hafta Lehman Brothers canli canli piyasalarin insafina terk edildigine; Fannie and Freddie'nin genel müdürleri ve hissedarlari yeni idam edildigine göre, Kabakçi Mustafa ve Patrona Halil FED duvarlarina dayanmis gözüküyor. "Çorbacilar" buradan geri de dönebilirler; ancak eninde sonunda Sultan Bernanke'nin basina dikilmeden, insallah Alemdar (Hank Paulson) bu kez saraya zamaninda yetisebilir! Yoksa tepetaklak asagiya yuvarlanan bu koskoca sistem, ancak bir Mustafa Kemal'in önünde durur!
PROF.IHSAN ISIK
Amerikan Türk Ticaret Odasi (ATCOM) Baskani
Dünya Türk Is Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi & Rowan Üniversitesi Ögretim Üyesi
